|
Kıssadan hisse...
DOKTORUN hastası ilginç bir adamdır. Doktordan 100 yıl yaşaması için ne yapması gerektiğini sorar.
Doktor, bunun sırrını bilmese de, hiç olmazsa bildiği kadar adamın ömrünü uzatacak tavsiyeleri sıralar:
"Sigarayı bırakın!"
"Yirmi yıldan beri içmiyorum!"
"İçkiden vazgeçin!"
"İçki mi? On beş yıldan beri ağzıma damlasını koymuyorum!"
"Çapkınlık nasıl gidiyor? Aman kendinizi zorlamayın!"
"Ne çapkınlığı doktor bey, on yıldan beri tık yok, bıraktık o işleri ya da o bizi bıraktı!"
Doktor adama bir daha bakmış:
"Yemeklere dikkat edin. Et yemeyin, yağlı yemeyin, tuz koymayın, şeker yok!"
"Ah doktor ah, sen benim yediklerimi bir görsen, ot yiyorum ot!"
Doktor parlamış:
"Be adam, o halde niye yüz yıl yaşamak istiyorsun?"
Kıssadan hisse...
Aman kilo almayayım ya da aman kilo vereyim diyenlere sunulur.
* * *
ORMANLAR kralı aslanın ayağına diken batmış, ne yaptıysa çıkaramamış, yoldan geçen tilkiye seslenmiş:
"Hey tilki! Gel, şu dikeni çıkar!"
Tilki gelmiş ama uzakta durmuş:
"Kusura bakma, sana güvenmem. Ben dikeni çıkarmaya uğraşırken sen beni parçalarsın... Önce seni bir ağaca bağlayayım, sonra dikeni çıkarırım!"
Aslan razı olmuş. Tilki "Kral"ın arkasına geçmiş, sıkı sıkı ağaca bağlamış; sonra karşısına geçip başlamış matrak geçmeye, alaya... Aslan hırsından parçalayacak ama bağlı...
Tilki, aslanı o haliyle bırakıp gitmiş. Biraz sonra "çakal" oradan geçiyormuş. Aslanın o halini görünce acımış; gelmiş, ipi çözmüş...
Aslan biraz sonra malını mülkünü toplayıp vedaya başlamış. En yakın dostu "kaplan" müdahale etmiş:
"Yahu sen bizim kralımızsın, bizi bırakıp nereye gidiyorsun?"
Aslanın başı önde "Allahaısmarladık!" demiş:
"Tilkinin bağladığı, çakalın kurtardığı Kral'dan kimseye hayır gelmez, böyle kral olmaz!"
Kıssadan hisse...
Arsız, yüzsüz, onursuz, kendisini "Kral" sananlara sunulur.
* * *
SOYADI kanunu çıkınca ağa "Kurdoğlu" soyadını almış, bir süre sonra da teftişe çıkmış, önüne gelene soruyor:
"Ben kimim?"
"Ağamızsın!"
"Adım nedir?"
"Raşit'tir!"
"Peki soyadım!"
"Kurdoğlu!"
Herkes bilmiş de yaşlı bir köylü soyadına takılmış, çıkaramıyor. Ağa da üzerine gidince özür dilemiş:
"Vallahi ağam, bir heyvanın oğlisin ama hangisinin bilemirem!"
Kıssadan hisse...
Soyadı "Aslanoğlu" olsaydı, değişir miydi?
* * *
KRAL emretmiş:
"Gidin bunları asın!"
Muhafızlar ikisini bağlayıp götürürlerken, biri ileri geri söylenmeye başlamış. Ne kral ne kraliçe kalmış, öbürü yalvarmış:
"Yapma yahu, bu gidişle başımızı belaya sokacaksın!"
Kıssadan hisse...
Nereye gittiğimiz belli de, bazıları hâlâ "Aman dikkat, başımız derde girmesin!" diye akıllarınca tedbiri elden bırakmıyorlar.
Tıpkı idare-i maslahat etmek gibi...
Bir gün "idare" elden gidecek, "maslahat" elde kalacak...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|