Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Şubat 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ey Türk gençliği, birinci vazifen...


16 yaşındaki bir çocuğun, bilerek, tasarlayarak adam öldürme halinde 6 ila 7 yıl hapis cezasına çarptırıldığını vurgulamıştım. Bu korkunç bir gerçektir.
Yasa hazırlanırken yapılan pek çok önemli hatadan biri de budur. Yasa, cezalandırma yönünden reşit olmayanları 3 bölüme ayırmıştır. Bu bölünme yaş sınırı ile yapılmıştır. 12 yaşını doldurmamış olan birinci gruptakilerin işledikleri fiilden hiç sorumlulukları yoktur. Suç işleyenler hakkında kovuşturma yapılmaz.
İkinci grup 12-15 yaş arasıdır. Bunlarda temyiz (ayırım) gücünün var olup olmadığına bakılacak, yaptığı işin sebep sonuçlarını bilebilecek durumda değilse yine kovuşturma yapılmayacak, ancak temyiz kudretini haiz ise bayağı bir indirimle adeta sırtı sıvazlanacaktır.
Üçüncü grup ise 15-18 yaş arasını kapsar. Suç işlediklerinde temyiz kudretinin varlığına bakılmaksızın ceza verilir ama akıl almaz indirimler devreye girer.
Son olaylardan birinde, henüz sanık durumunda olan 18 yaşından küçük biri diyor ki: "Silahı temin ettim. Suç mahalline gittim, bir el ateş ettim, ancak ölmemesi halinde beni tanıyacağını ve adımı açıklayacağını düşündüğüm için ikinci el ateş edip öldürmeyi amaçladım."
Bu anlatımda yetişkin birinin düşünce ve davranışından farklı ne var? Hiçbir şey. 18 yaşının biraz altında olmakla suç işleme iradesi ile sebep-sonuç ilişkisini kurma yeteneği farklı mı? Hayır. Peki niye sadece yaş faktörü ile ceza indiriliyor? Yakalandıktan sonra polisin sokağa saldığı bir çocuk hırsız, "Ailemi böyle geçindiriyorum, yeniden çalacağım" diyor.
Örnekteki şuurun büyüklerden farkı ne? Yaptığı işin sebep-sonuç ilişkisine vâkıf birinin sırf yaşı nedeniyle sokağa salınması doğru mu?
Yasadaki yanlış, ceza indirimi için salt yaş sınırlarını ele almasıdır. Suç işleyenin, sebep-sonuç ilişkisini kurabiliyor olması, yani suçun şuuruna vakıf olması halinde cezalandırılması için yeterli kabul edilmesi gerekir. Aksi halde Büyük Atatürk'ün hitap ettiği gençliği asla yetiştiremeyiz.

tamerheper@host.com








Çetin ALTAN
Mangal üstünde boru, yemyeşil karşı koru...
Büyük boy, açık kahverengi bir zarf... Sol üs...
Melih AŞIK
Kitap: The Türkler
Akşam'dan ayrılan Yalçın Pekşen dostumuz yakı...
Fikret BİLA
Şener, Davutoğlu'nu savundu: Aşiret devleti değiliz
Hamas lideri Halid Meşal'in Ankara ziyaretini...
Hasan CEMAL
Komplo!
Bir öğle vakti gazeteye gidiyordum. 2002'nin ...
Güneri CIVAOĞLU
Makyavel demokraside
İlginç bir kitap "MAKYAVEL DEMOKRASİDE..." Ma...
Can Dündar
Bir dönemin utanç belgeleri
Sevgililer Günü için Adnan Menderes-Ayhan Ay...
Abbas GÜÇLÜ
29 Mart'ta deprem olacak mı? (2)
Güneş tutulması, suların yükselmesi gibi doğa...
Metin MÜNİR
Bir de kuşa sormalı
Eğer ağacı budarken onunla konuştuğumu görüp ...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
DOKTORUN hastası ilginç bir adamdır. Doktorda...
Derya SAZAK
Gençlik ve şiddet
Trabzon'daki rahip cinayeti, gençler arasında...
Meral TAMER
Haberlerde kadınlara yer açın
1990'da her 3 kadından 1'i çalışırken, 2005't...
Tamer HEPER
Ey Türk gençliği, birinci vazifen...
16 yaşındaki bir çocuğun, bilerek, tasarlayar...
Osman ULAGAY
Türkiye'de atılımın sonu mu?
Türkiye ekonomisinin geleceğini düşünürken, k...
Güngör URAS
Rüzgâr eken fırtına biçiyor
Can Dündar'ın hazırladığı "Mülkiye Belgeseli"...

© 2006 Milliyet