|
 |
|
|
Ey Türk gençliği, birinci vazifen...
16 yaşındaki bir çocuğun, bilerek, tasarlayarak adam öldürme halinde 6 ila 7 yıl hapis cezasına çarptırıldığını vurgulamıştım. Bu korkunç bir gerçektir.
Yasa hazırlanırken yapılan pek çok önemli hatadan biri de budur. Yasa, cezalandırma yönünden reşit olmayanları 3 bölüme ayırmıştır. Bu bölünme yaş sınırı ile yapılmıştır. 12 yaşını doldurmamış olan birinci gruptakilerin işledikleri fiilden hiç sorumlulukları yoktur. Suç işleyenler hakkında kovuşturma yapılmaz.
İkinci grup 12-15 yaş arasıdır. Bunlarda temyiz (ayırım) gücünün var olup olmadığına bakılacak, yaptığı işin sebep sonuçlarını bilebilecek durumda değilse yine kovuşturma yapılmayacak, ancak temyiz kudretini haiz ise bayağı bir indirimle adeta sırtı sıvazlanacaktır.
Üçüncü grup ise 15-18 yaş arasını kapsar. Suç işlediklerinde temyiz kudretinin varlığına bakılmaksızın ceza verilir ama akıl almaz indirimler devreye girer.
Son olaylardan birinde, henüz sanık durumunda olan 18 yaşından küçük biri diyor ki: "Silahı temin ettim. Suç mahalline gittim, bir el ateş ettim, ancak ölmemesi halinde beni tanıyacağını ve adımı açıklayacağını düşündüğüm için ikinci el ateş edip öldürmeyi amaçladım."
Bu anlatımda yetişkin birinin düşünce ve davranışından farklı ne var? Hiçbir şey. 18 yaşının biraz altında olmakla suç işleme iradesi ile sebep-sonuç ilişkisini kurma yeteneği farklı mı? Hayır. Peki niye sadece yaş faktörü ile ceza indiriliyor? Yakalandıktan sonra polisin sokağa saldığı bir çocuk hırsız, "Ailemi böyle geçindiriyorum, yeniden çalacağım" diyor.
Örnekteki şuurun büyüklerden farkı ne? Yaptığı işin sebep-sonuç ilişkisine vâkıf birinin sırf yaşı nedeniyle sokağa salınması doğru mu?
Yasadaki yanlış, ceza indirimi için salt yaş sınırlarını ele almasıdır. Suç işleyenin, sebep-sonuç ilişkisini kurabiliyor olması, yani suçun şuuruna vakıf olması halinde cezalandırılması için yeterli kabul edilmesi gerekir. Aksi halde Büyük Atatürk'ün hitap ettiği gençliği asla yetiştiremeyiz.
tamerheper@host.com
|
|
|


 | Çetin ALTAN | | Mangal üstünde boru, yemyeşil karşı koru... Büyük boy, açık kahverengi bir zarf... Sol üs... | |  | Melih AŞIK | | Kitap: The Türkler Akşam'dan ayrılan Yalçın Pekşen dostumuz yakı... | |  | Fikret BİLA | | Şener, Davutoğlu'nu savundu: Aşiret devleti değiliz Hamas lideri Halid Meşal'in Ankara ziyaretini... | |  | Hasan CEMAL | | Komplo! Bir öğle vakti gazeteye gidiyordum. 2002'nin ... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Makyavel demokraside İlginç bir kitap "MAKYAVEL DEMOKRASİDE..." Ma... | |  | Can Dündar | | Bir dönemin utanç belgeleri Sevgililer Günü için Adnan Menderes-Ayhan Ay... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | 29 Mart'ta deprem olacak mı? (2) Güneş tutulması, suların yükselmesi gibi doğa... | |  | Metin MÜNİR | | Bir de kuşa sormalı Eğer ağacı budarken onunla konuştuğumu görüp ... | |  | Hasan PULUR | | Kıssadan hisse... DOKTORUN hastası ilginç bir adamdır. Doktorda... | |  | Derya SAZAK | | Gençlik ve şiddet Trabzon'daki rahip cinayeti, gençler arasında... | |  | Meral TAMER | | Haberlerde kadınlara yer açın 1990'da her 3 kadından 1'i çalışırken, 2005't... | |  | Tamer HEPER | | Ey Türk gençliği, birinci vazifen... 16 yaşındaki bir çocuğun, bilerek, tasarlayar... | |  | Osman ULAGAY | | Türkiye'de atılımın sonu mu? Türkiye ekonomisinin geleceğini düşünürken, k... | |  | Güngör URAS | | Rüzgâr eken fırtına biçiyor Can Dündar'ın hazırladığı "Mülkiye Belgeseli"... | |
|
|