Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Şubat 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kaybedilen tatlar

Arkadaşım Arzu ile konuşurken milli gastronomik değerlerimizin hakimiyetini yeniden ele geçirmemiz gerektiği konusunda fikir birliğine vardık



Resmen rezalet! Hakikaten tahammül edemiyorum böyle insanlara! Yabancı bir ülkeye gidildiğinde o ülkenin yemekleri yenmeli ve aksi için de 'Ben bilmem ne mutfağından hiç hoşlanmıyorum... Ben onu sevmiyorum! Şundan iğreniyorum!' türü saçma sapan bahaneler üretilmemeli. Hiçbir yemeği hoşunuza gitmeyen bir mutfak olamaz. Bir ülkenin mutfağı o ülkenin insanlarını, tarihini, karakterini, sanatını ve zevkini yansıtır. Eğer bir ülkenin insanları binlerce yıldır bir şekilde yemek yiyorsa, bir sebebi vardır değil mi? Bence tembeller! İşte o kadar: Öyle tembeller ki yeni bir şeyler denemeye bile zahmet etmiyorlar! Hem 'O mutfak benim hoşuma gitmiyor' demek ne kadar terbiyesizce bir şey. Kim olduklarını zannediyorlar acaba? Ayrıca her gittiği yerde inatla sadece kendi yemeklerini yemiş biri, neye dayanarak sağlıklı bir kıyaslama yapabileceğini iddia edebilir ki? Görgüsüzler işte, o kadar! Başkalarının kültürlerine karşı saygıları olmayan görgüsüzler!"
Arzu'yla aramdaki diyalog, iki tarafın da karşısındakinin dediklerine kelimesi kelimesine katılmasıyla aynı bu şekilde akıp gidiyordu. Hani şu aynı fikre sahip olmalarının heyecanıyla sonunda yine aynı şeyleri söylemek için birbirinin sesini bastırmaya çalışarak bağırıp çağırmaya başlayan iki tarafı olmuştuk konuşmanın!

Lahmacun arayan Türkler
Sonunda, "o cahiller sürüsüne" verip veriştirmekten ve özellikle de devamlı aynı şeyleri söyleyip karşılıklı birbirimize hak vermekten yorularak bir süre sustuk ve hoşnutsuzlukla başlarımızı salladık.
Sonra birdenbire aklıma bir kuşku düştü benim:
"Sence o insanlardan var mı hâlâ?"
"Nasıl yani?" diye sordu merakla.
"Bahsettiğimiz insanlar diyorum, belki de artık yoklar... 10-20 yıl önce vardılar ama artık var olduklarını zannetmiyorum... Biz neden bahsedip saatlerdir bu kadar sinirle deliler gibi bağrışıyoruz?"
"Yurtdışına gidip kebap ve lahmacun arayan Türklerden ve yabancı bir ülkede geçirdikleri ilk günün ardından makarna, jambon ve salam krizine kapılan İtalyanlardan..."
"Boşa konuşuyoruz! Bence yok artık böyle insanlar! Artık dünyanın her tarafında aynı tatlarla, aynı kokularla, aynı restoranlarda ve aynı isimlerle aynı şeyleri yiyoruz zaten, farkında değil misin? Ve kimse de bu durumdan şikayetçi görünmüyor çünkü muhtemelen durumu fark etmiyorlar bile! Ne diyorum biliyor musun? Keşke o kendi tatlarını özleyen nispeten geleneksel insanlar hâlâ var olsalar! Artık insanlar balığın tadını tavuğun ve dananınkinden ayırt edemiyorlar bile, iyi ve kötü pişmiş iki tabak yemek arasındaki farkı unutmuşlar! Tat alma duyumuzu kaybediyoruz!"
"Haklısın!" diyerek yeniden alevlendi Arzu.
Böylece hararetle, eski tatların yitirilmekte olduğu, bu sebeple de kendi milli gastronomik değerlerimizin hakimiyetini kesinlikle yeniden ele geçirmemiz gerektiği konusunda bir kez daha aynı fikirde buluşup Pekin usülü cha chiang mein makarnası pişirmeye koyulduk... O domuz eti yemediği, bense sarı fasulye makarnası nedir hiçbir fikre sahip olmadığım için tarifinde birtakım zorunlu değişiklikler yaparak tabii.


Pekin usulü cha chiang mein makarnası

Malzemesi: 3 kaşık yağ, 1 ince kıyılmış soğan, zencefil, 1 diş dövülmüş sarmısak, 225 gr. kıyılmış domuz eti (biz kuzu eti kullanacağız), tuz, yarım kilo sarı fasulye makarnası (bunu da çıkarıyoruz), tavuk suyu (bulyon), yarım kaşık un, 450 gr. haşlanmış yumurtalı makarna, soya sosu, şeritler halinde kesilmiş salatalık, yine uzunlamasına kesilmiş 3 beyaz soğan.
Yapılışı: Yağı kızdırdıktan sonra tavaya soğanları, zencefili ve sarmısağı koyup kızartın. Kıyılmış eti, tuzu ve soya sosunu da ekleyip üç-dört dakika pişirin. Tavuk suyunu da ilave edip üç-dört dakika daha pişirdikten sonra unu biraz suyla karıştırıp sosa ekleyin ve sos koyu bir kıvama ulaşıncaya kadar iyice karıştırın. Makarnayı büyük bir servis tabağına alıp üzerine etli sosu dökün. Etrafını salatalık ve soğanlarla süsleyip hemen servis edin... Gerçekten çok lezzetli!


donatellapiatti@hotmail.com



CUMARTESİ
Moda tasarımcıları ve endüstri el ele
"Bu kedileri fotoğraflamak için varım"
Kış günü yaz alışverişi
"Kuzu yemeklerinde en iyi biziz"
En moda En yeni
Meraklılarını "mesut" edecek müzayede
"Gölgenin Canı" başladı
Fas yemekleri Hyatt Regency'de
Tuğra Restoran'da balık günleri





Melis Alphan
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Donatella Piatti
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet