Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Şubat 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Final gibi

Kritik / Bülent Buda

Bu çocuklar böylesine kalabalık coşku selinin önünde bir daha ne zaman oynarlar bilemeyiz.
Ama biz böylesine bir ortamı bayağı özlemişiz. Bir süredir bir kaç bin önünde maç izlemekten paslanmışız.
En azından o farkların birazı temizlendi. Neyse 8. dakika iyi bir zaman dilimiydi gol için. Haydar'ın taşıdığı toptaki çabası, çıkardığı pas, topu önünde bulan Sertan'ın müthiş duruşu, topun çerçevenin en güzel yönüne yönelişi ile gelen Altay golü...
Bu coşkulu futbol gününün sevinçli geçeceğine ilişkin maçtan başlangıç gibiydi. Ya da o güzel vuruşu yapan Sertan'ın ilk yarının ilerleyen dakikalarında tekrar hızlı bir çıkış anında o topu neden elverişli pozisyondaki Mehmet Deliorman'ın önüne bırakmadığına ilişkin düşünmeye başladık.
İki takımın da stret katsayısı yüksek bu maça hızlı, tempolu bir giriş yaptıklarını söylemek olanaksız. Daha çok birbirlerinin ne yapacağını bekler gibi önce kontrollü, sonra da duruma göre bir hava esiyordu oyun alanında.
Bu koşullarda erken gole ulaşan Altay'ın şok olmuş rakibini baskıyla çökertmesi, yavaş giden oyunlarına ivme katması beklenirdi.

Penaltı tartışılır
Nedense bir süredir düzenli olarak beklentilerin tersini izleyerek dakikalar tüketiyoruz. İlk yarı boyunca Altay, Antalyaspor üzerinde anlaşılabilir bir baskı oluşturamadığı gibi, rakibinin yakaladığı tempoyla gelen atakları karşısında bocalamaya başladı.
Eşitlik golü şimdi gol olacak dediğimiz ortamların dışında olmadık bir hakem düdüğüyle geldi.
Cüneyt Çakır'ın üflediği düdük, gerçekten ne kadar penaltıydı tartışılır.
Ancak Altaylı futbolcuların 45 dakika boyunca gol dışında rakipleri üzerinde duyumsattıramadığı varlığı da tartışılır. İkinci yarı hızlanan futbolla yine erken gelen Altay golü, bu kez umutlarını tazeleyen tribünlere armağan gibiydi. Bu süreçte Mehmet Deliorman'ı, attığı goldeki ısrarcı tutumundan ötürü kutlarken, gol sonrası eğer bir sakatlığı yoksa neden dışarı alındığını da merak ettik. Ardından da Sertan Vardar kenara alınınca, sanki Altay'da gol atan dinlenmeye alınır gibi bir yargı oluşmaya başladı kafamızda. Neyse, şakayı bir yana bırakalım, futbolun temel kavramlarından söz ederek kafa ütüleyecek halim yok. Konuk takımın kaçırdıklarından sonra geçirdiğim mide spazmından da öyle ya da böyle ben bugün bakıyorum şu üç puan nasıl gelir? Elbette gol yemeden bitecek 90 dakikadan sonra.
Nihayet, şükürler olsun maç bitti!



egespor@milliyet.com.tr








EGE
Vatandaş, hangi partiye meyilli
Final gibi
Emeklilik hakkında her şey
Felaket adeta "geliyorum" diyor
İzmir aşkına ayağa
Modern futbol
Özlenen tablo bu değil mi?





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Bülent Buda
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Fatih Tanfer
Nalan Ülker

© 2006 Milliyet