|
 |
|
|
Sivas balığı
Skor tabelasına bakanlar Galatasaray'ın Sivas'ta ne kadar büyük bir balık kaçırdığını düşünebilirler. Bir gün önce lider Fenerbahçe'nin ligde ilk kez yenilgi yüzü görmesinden sonra, Galatasaray 10 maç üst üste galibiyet yüzü göremeyen Sivasspor'un karşısına elbette büyük avantajla çıkacaktı. O Sivasspor ki, kendi alanında Fenerbahçe'ye de, Beşiktaş'a da çok gollü sonuçlarla yenilmiş, ligdeki o hızlı ve taze başlangıç rüzgarlarını kaybetmiş, Lorant ile ilişkilerini soğutmuş bir ev sahibi idi.
Hava da nispeten yumuşamıştı. Zemin, futbol oynamaya uygundu. Galatasaray için maçı kazanacak koşullar apaçık ortadaydı. Sivasspor geri dörtlüsü de Ümit Karan ve Necati'yi kontrol etmek amacıyla çakılı ve yoğun dikkatle oynuyor, orta alan kanatlarda Galatasaray'ın ataklarını durdurmaya çalışırken, ileri uçta Atilla ve Andersson'la aralarında büyük boşluklar bırakıyordu. Ev sahibinin gol atmaya niyeti var mıydı, yok muydu? Bunu bilemiyoruz. Ama gücünün olmadığını kesinlikle gördük.
Ağırkanlı Gerets
Galatasaray böyle ürkek bir ev sahibine karşı ligde ilk kez altı yabancısıyla bir arada oynayarak mücadele etti. Ne var ki, Hasan Şaş'ın etkin oyununa, Ümit Karan'ın çabalarına karşılık Necati ilk 20 dakikada hayalet gibi dolaştı. Heinz'ın ne yaptığını bir türlü anlayamadık. Topu hücum bölgesinde her ayağına aldığında geriye dönüyor, genç Ferhat'a veriyordu. Ferhat'ın çabalarına saygı duyalım. Ama sağ tarafta Cihan'ın oyuna çok az katıldığını, katıldığında da hiçbir yarar sağlayamadığını gördük. Cihan'ın bir taç atışı sırasında Atilla'ya dirsek atıp kırmızı kart görmesi, tam anlamıyla sorumsuzluk örneğiydi. Zaten oynamıyorsun, bari takımını eksik bırakma... İçeride dolaş dur, ama böyle kötülük yapma! Cihan'ın kırmızı kart gördüğü 67. dakikadan 81. dakikaya kadar 14 dakika süreyle Gerets oyuna hiç müdahale etmedi. Hasan Şaş, zorunlu olarak sağ beke çekilirken, Necati de Ümit Karan'ı yalnız bırakıp orta alana dönmek zorunda kaldı. Belçikalı hocanın bu kadar ağırkanlı davranması acaba dondurucu soğuğun etkisiyle mi oldu, anlayamadım. Saidou ve Song takıma döndüler. Savunma bağlamında arkadaşlarına güven verdiklerine kuşkumuz yok. Ne var ki, Iliç ile birlikte Saidou'nun gol üretecek ofansif katkıları yetersizdi. Hakan Şükür'ün oyuna girmesinden sonra Galatasaray'ın emektar santrforuna yukarıdan uygun toplar gönderilmesini bekledik. Bunlar da yetersizdi, ayrıca karşılarında Kalla diye bir dev adam vardı.
Galatasaray kazanamadığı maçtan sonra yine de puan farkını üçe indirmenin neşesini taşıyor mu, bilemem. Bildiğim bir şey, bu kadronun ve hocanın yaşadıkları futbol dışı sorunların da etkisiyle şampiyonluk yükünün altından rahat kalkamayacağıdır.
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|