Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Şubat 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Müjde! Oğlan konuştu

Batu'nun ilk hecesi duyuldu: "Ba". Bunu art arda söyleyince ne çıktığını herkes biliyor işte, bana tekrar ettirmeyin

igursoy@milliyet.com.tr

Aslında doktora son gidişimizden beri sıkı takibi bırakmıştım. O gün rutin muayene bitmiş ve biz mutlu çekirdek aile halimizle tam kapıdan çıkarken "Doktor, hece yok hâlâ" diye oğlumu şikayet etmiştim. Çünkü artık bir bebeğin "Ma-ma, ba-ba" cinsi heceleri söyleyebileceği günler gelmişti. Dr. Erhan Ateş de her zamanki sakin haliyle "Sekizinci aya kadar bekliyoruz" demişti. Yani "Çocuğu sıkboğaz etmenin alemi yok" diyordu kibar bir biçimde. Utandım elbet.
O günden sonra, akşam eve gelir gelmez sorduğum ilk soru olan "Hece var mı hece?"den ufak ufak vazgeçtim. Batu vaktinin büyük bölümünü gırtlağının en derin noktalarından bulup getirdiği "grrr"larla geçirmeye devam etti. Son 15 gün de onlara inanması güç tizlikte çığlıklar katıldı. Sertab Erener'e bakıp "Bu müthiş ses bu küçücük kadından nasıl çıkıyor?" diyenler gelsin de benim 70 küsur santim boyundaki oğlumdan çıkan sese baksın!
Ama sessiz kaldım diye aklımın başka yere yönlendiğini sanmayın. Küçük çocuk sahibi anne-babaların yol haritası, o zavallı çocukların gelişim karnesi mahiyetindeki Denver testine göre hecelerin vaktiydi ne de olsa.

Kendini tutamıyor
Geçen çarşamba sabahı durum biraz değişti. Şöyle anlatayım: Batu bir süredir dudaklarını açıp kapatıyor. Görüntü, dişsiz bir adamın yemek yemesini andırıyor açıkçası. O sabah yine bu hareketi yaparken, aklına bu harekete bir de ses eklemek geldi ve ortaya herkesin beklediği sonuç çıktı: "Ba-ba-ba-ba-ba..." Düşünün çocuk beni ne kadar seviyor, baba demeye başladı mı fren nedir bilmiyor.
İlk duyduğumda sevindim elbette. Ama hangisi beni daha çok memnun etti, bilmiyorum: Batu'nun hece işini halletmesi mi yoksa ağzından çıkan ilk mânâlı lafın "baba" olması mı. Benim için de hemen "herif hayal aleminde geziyor" demeyin. Biliyorum ki bu seslerin bir anlamı yok, hiçbirini bana demiyor. Şu anda Batu'ya göre dünyadaki herkes ve her şeye "baba" diye seslenmek kabul edilebilir. Hatta meseleye daha serinkanlı bakan biri onun "baba" değil "mama" olduğunu da söyleyebilir. İtirazım yok.
Ama bence "baba" dedi. Ve bana sesleniyordu.


Baby TV'yi izletemedik

Biz de biliyoruz, Batu'nun televizyon seyretmemesi gerek. Doktor bizi özellikle reklamlara karşı uyardı, orada hızlı biçimde değişen görüntülerin zararına dikkat çekti. Ayrıca zihin tembelliğine ve konuşmanın gecikmesine de sebep olduğu söyleniyor. O yüzden oğlanı mümkün olduğunca televizyondan uzak tutuyoruz. Ama bu çaba CNN TÜRK'ün sabah haberleri sırasında "Tut şunun ucunu döşeyelim abi" cıngılı çıktığında sesin geldiği yeri canı pahasına bulmaya çalışmasını engellemeye yetmiyor.
Digiturk'te bir süre önce -biraz da sessiz sedasız- bir kanal açıldı: Baby TV.
0-3 yaş arasına hitap ettiğini ve pedagogların onayını aldıklarını söylüyorlar. Ben de bazen Batu'yu alıp onun karşısına oturuyorum; "Bak oğlum bu fil", "Aa, top nasıl da yuvarlandı" seansları yapıyorum. Ama Alman ligi özetlerini bile ağzı açık izleyen oğlum, Baby TV'yi takip etmek yerine bir süre sonra kırmızı çoraplarıyla oynuyor.
Bu çocuk ileride belgesel de izlemez!




CUMARTESİ
Moda tasarımcıları ve endüstri el ele
"Bu kedileri fotoğraflamak için varım"
Kış günü yaz alışverişi
"Kuzu yemeklerinde en iyi biziz"
En moda En yeni
Meraklılarını "mesut" edecek müzayede
"Gölgenin Canı" başladı
Fas yemekleri Hyatt Regency'de
Tuğra Restoran'da balık günleri





Melis Alphan
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Donatella Piatti
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet