Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Şubat 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Berlin Film Festivali'nin ardından
Ödül avcısı Panahi!

İranlı yönetmen Cafer Panahi tam bir ödül avcısı! Koleksiyonundaki Altın Leopar ve Altın Aslan'ın yanına 'Offside' ile Gümüş Ayı'yı da ekledi

Alin Taşçıyan

56. Berlin Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü Gümüş Ayı'yı kazanan, Azeri asıllı İranlı yönetmen Cafer Panahi ile sonuçların açıklanmasına iki saat kala konuştuk. Mükemmel bir kariyere sahip olan Panahi, öylesine alçakgönüllü ve olgundu ki, ödülü yalnızca "Offside" adlı filmiyle değil, kişiliğiyle de hak ettiğine inandık.
İstanbul Film Festivali'ne bir kez yarışmacı, bir kez de jüri üyesi olarak katılan Panahi'nin filmlerinin hemen hepsi ülkemizde gösterildi. Böylesine parlak bir kariyer insanı şaşırtıyor: İlk filmi "Beyaz Balon" (1995) ile Cannes'da Altın Kamera kazandı. İkinci filmi "Ayna" (1997) Locarno'da Altın Leopar, İstanbul'da Altın Lale aldı. Üçüncü filmi "Daire" (2000) Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan'ın yanı sıra FIPRESCI ödülü dahil neredeyse bütün yan jüri ödüllerini topladı.

İran'da sansüre uğruyor
"Crimson Gold" (2003) Cannes'da Belirli Bir Bakış Bölümü Jüri Ödülü'nü aldı. Ülkesinde ise şansı hiç yaver gitmiyor. Ya dağıtımcı bulamıyor ya da sansüre uğruyor filmleri! Stadyuma kılık değiştirerek girmeye çalışan futbol tutkunu genç kızların kapıda tutuklanmalarını konu alan "Offside" ile muhtemelen yine tartışma yaratacak. Panahi, "2006 Dünya Kupası Almanya'da düzenlenecek diye filmimi Berlin'e yetiştirmeye çalıştım. İran'da da kupanın başlamasına bir ay kala gösterime girmesi için elimden geleni yapacağım" diyor.
"Offside" erkek gibi giyinmiş bir kızın, İran Milli Takımı'nın Bahreyn ile yapacağı ve Dünya Kupası'na katılıp katılamayacağının belirleneceği kritik maçı izlemek için stadyuma girmeye çalışmasıyla başlıyor. Az sonra kendini aynı yöntemi denemiş başka dört kızla birlikte gözaltına alınmış buluyor! Başlarını bekleyen askerler de akılları evlerinde, zorunlu olarak silah altına alınmış delikanlılar nihayetinde.
Panahi, bu duruma dikkat çekerek "Offside"ın sadece kadın özgürlüğüne değinmediğini özellikle vurguladı:

Futbol farklı boyut katıyor
"Filmlerimde insanlık durumunu belirleyen sorunlara eğiliyorum. Burada bir taraf mahkûm, bir taraf gardiyan gibi görünse de aslında bu, insanların geçici olarak üstlendikleri rollerden ibaret. Futbol, bu duruma farklı bir boyut getiriyor. Futbolda sporcular uyum içinde oynamalıdır. Filmde, maç aracılığıyla mahkûmların ve gardiyanların aynı duyguları paylaşıp futboldaki gibi uyumlu bir atmosfer yaratmaya çabaladıklarını görüyoruz. Amacım, bu yolla ulusal birliğin ve barışın sağlanabileceğini göstermek. Gerçek hayatta da bu tür olaylar oluyor ve kadınların başına bir şey gelmiyor. Çünkü kızlara bağırıp çağıran askerin sonra onlara içecek ikram etmesi gibi erkekler de bu konuya hoşgörüyle yaklaşabiliyor."

5 bin kadına stad izni!
Panahi'ye filmi için iki olay esin vermiş: "Sekiz yıl önce İran, Avustralya'yı yenip Dünya Kupası'na katılmaya hak kazandı. Futbolcular yurda dönüşte kahramanlar gibi karşılandı. O gün beş bin kadına stadyuma girme ve kutlama izni verildi. Bu tartışmalara yol açtı. Sonra bir spor yazarı, Eski Yunan'da da kadınların atletleri (çırılçıplak oldukları için) izlemelerinin yasak olduğunu yazdı. Milattan önce de kadınlar kılık değiştirirmiş, oğullarına tezahürat etmek için! Doğru mudur bilmem ama bana fikir verdi!"
Panahi'nin kızı da bir kez gizlice stada girmiş! Panahi, filmlerinde ele almakla birlikte yasakları İran'la özdeşleştiren zihniyete katılmıyor:
"Ülkemde sorunlar, kısıtlamalar var; inkâr edemeyiz ama herkes için geçerli. Tabii kadınlar için daha fazla kısıtlama var. İran'ı dünyada tanıtan kişilerden biri olma sorumluluğunu taşıyorum. Her ülkede radikal unsurlar bulunur. Ama İran nüfusunun çoğunluğu filmlerimde gördüğünüz insanlar (iyi kalpli, hoşgörülü, yardımsever) gibidir. Ne kadar zor da olsa kısıtlamalarla mücadele etmek için ellerinden geleni yapıyorlar."

Dünyayı dinlere bölme çabası var

Panahi, karikatür krizi hakkında şunları söylüyor:
"Gördüğüm manzara karikatürler bahane edilerek çıkarılan çatışmadan daha geniş. Tehlikenin yaklaştığını hissediyorum. Bizi ayırmaya, izole etmeye, dünyayı dinlere, politikalara bölmeye çalışıyorlar. Kamplar yaratıyorlar. Kısa vadede bu süper güçlere kârlı gibi görünebilir. Ama herkes için bir tehlike söz konusu. Ben her tür bireysel özgürlükten yanayım. Filmlerimde hep bunu anlattım. Eleştiri de yapsam, bunu asla kimseye hakaret edecek hale getirmem. Gardiyan da, mahkûm da benim gözümde insan öncelikle. Bu olumsuz gelişmeler ise dünyayı bir sona doğru yaklaştırıyor."





GÜNCEL
Bakanlara çete takibi
Meram'da içki yasağı mahkemeden döndü
Hastanede 'memur' personel kalmayacak
Almanya'da kazanç bildirimi zorunlu
Silah ruhsatında Trabzon şampiyon
Sakka'nın avukatı şaşırttı
Almanya'da felaket alarmı
Ödül avcısı Panahi!
'Ne idüğü belirsiz zat'
Arpalı'nın ailesi yarım milyon istiyor
Rektörden son icraat!
'Sınavsız atama'ya Danıştay'dan dur
Sema Silanoğlu sergisi Kadir Has'ta
Pakistan'da protesto gösterileri sürüyor






Melih AŞIK
Yeni Sahne'ye veda
Ankara Kızılay'da; 40 yıldır perdelerini sana...
Can Dündar
Kraliçe Raina geliyor!
Mehmet Ali Erbil'i eleştirmiştim ya, geçen a...


 2003 yılında neler oldu
 2004 yılında neler oldu

© 2006 Milliyet