|
 |
|
|
1. lig lideri Kayseri
Ligimizin sonuncusu Diyarbakırspor 5 büyük ligin (İtalya, İspanya, Almanya, İngiltere, Fransa) sonuncularıyla karşılaştırıldığında maç başına en yüksek puan ortalamasına sahip takım (0.9). Lig lideri Fenerbahçe'yi (2.5) geçen tek takım ise Bayern (2.6). Garip bir tablo. Öyle ki ligimizin lideri de, sonuncusu da maç başına puanlar karşılaştırıldığında Avrupa'nın tepesinde. Peki bu nasıl oluyor? Türkiye'de daha fazla mı puan dağıtılıyor?
Hayır, Türkiye'de 2 lig var. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın oluşturduğu bir lig. Ara sıra araya Beşiktaş sızıyor. Bir de diğerlerinin ligi. Hiç şampiyon olmamışların ve daha önemlisi olamayacakların yarışması.
Eğer siz de benim gibi her sosyal gerçekliğin altında ekonomik nedenler arayanlardansanız, bu 2 ligli durumda görebileceğiniz çok şey var. Ekonomik adaletsizlik ve kontrolsüzlüktür bu garabeti yaratan.
Önce şunu söyleyelim ki, Bıçakcı yönetimi bunu gördü ve gelirleri artırmaya yönelik çabalara girişti. Sorunu gördükleri için onları kutlamalı. Ama dirence karşı yeterince kararlı değillerdi. Buldukları yol sorunu gidermeyecek. Adaletsizliği düzeltmeden uzun vadeli bir by-pass yaptılar. Halbuki by-pass doğası gereği geçicidir. Geçici, sorunu çözmeyecek, büyütecek bir hamleydi bu. Yani teşhis doğru ama tedavi hastayı götürecek.
Çözüm değil
Bu bir çözüm değil. Çünkü parayı bugün, bu piyasa öyle ya da böyle sokuyorsunuz, ama adaletsiz olan yere para sürekli girmez. Gün gelecek o paralar kaçacak. Çünkü Türkiye'yi sadece 3 takımın maçlarına kilitledik. Sadece onların maçları TV'den yayınlanıyor. Onların taraftarı artıyor. Artacak, daha da artacak. Çünkü Diyarbakırlı'ya Fenerbahçe daha yakın. Evinin, kahvesinin içinde. Diyarbakır ise uzak, hiç olmadığı kadar. Eğer gurbetteyse Diyarbakır'ı seyretme olanağı yok. Halbuki Galatasaray evinde, kahvesinde, meyhanesinde. Onları kimse izlemez demeyin. 3 sezon yayınlayın maçları sonra konuşalım. Öyle, inanın öyle. Bu kapısını kapadığınız bir dükkana müşterinin gelmemesine benzer. Açın kapıyı, geliyor mu, gelmiyor mu bakalım. Sadece 4 dükkanın kapısı açık. Ve biz diyoruz ki diğer dükkanlara kimse gelmiyor.
İşte bu adaletsizliktir. Paranın paylaşımında var olan büyük adaletsizlik taraftar yaratmada daha büyük. Türkiye'de diğerlerinin hiç, ama hiç şansı yok. Kablo TV'si olan pazartesi akşamları İtalya Serie B'yi izliyor. Ama bütün hafta uğruna yırtındığımız Kerem'in Samsun'u ve ligin flaş takımı Vestel'in maçının 3 dakikalık görüntüsü için gece 01.00'i bekliyoruz. Sonra da diyoruz ki müşterisi yok. Hadi canım sen de!
Değerli dostlar. Aslında Türkiye 2. liginin lideri Bursa değil. O, 3. ligin lideri. İkinci ligin lideri Kayseri. Birinci ligin lideri Fenerbahçe, sonuncusu ise Beşiktaş.
Türkiye futbolunun sorunu işte budur.
Sorunlar ve sonuçlar
Parayı eşit, en azından adil dağıtmamak.
1- Dağıtılan paranın nasıl harcandığını kontrol etmemek.
2- Ölümcül borçlarla büyüyen ligin başaktörlerine lisans vermek.
3- Figuranların nasıl işlediğine dönüp bakmamak.
4- UEFA'nın hiçbir kriterini özellikle de finansal şartları uygulamamak.
5- Ligde sadece 4 aktör varmış gibi davranmak.
6- Hafta sonu Schalke-Herta, Sociedad-Valencia ve Bolton-West Ham maçlarının şifresiz izlendiği ülkede Vestel-Samsun maçını hiç izleyememek.
Sorun budur. Bu kadar basittir. Ve çözmezsek bu lig başımıza yıkılacak.
Adalet gerekli, hemen şimdi.
UEFA kriterleri der ki!
5 ana maddede kriterlere uyacaksın. Sportif, alt yapı, personel ve idari, hukuk, finans. 2007'de bu iş yürürlüğe girecek. Sanmayın ki düzelecek. Biz yine bir yolunu bulup yırtacağız. Bir tanıdık kontrolör bulunacak, kılıfına uydurulacak ve lisanslar alınacak. Nerden mi biliyorum? Şuradan. İlk lisanslar bu ülkede 2004 Mart'ında verildi. Kulüplere kriterler ve formlar ne zaman iletildi biliyor musunuz? Kulüplerin 'bildirim son tarihi'nden bir gün önce. Yazıyla bir, rakamla 1... Kulüpler "bir" günde bu şartlara uyum sağlamak zorundaydılar. İsyan ettiler 15 gün ek süre alabildiler. Peki kimdi başkan? 1 ay önce seçip hop hop zıplattığımız Sayın Haluk Ulusoy!
Borç durumları
2008 -2009 sezonunda kriterlere uygun olmak zorunlu. 2007 mali yılı bitiminde lisansa hak kazananlar belli olacak. Ne diyor bu kriterler? 253 sayfa olduğu için hepsini yazmak mümkün değil. Ama finansal başlık altında kısaca şu ana fikir var. Şahıslara borçlanamazsın. Başkanlar, büyükler şunlar bunlar sana para veremez. Çalışanlara, futbolculara, bankalara, diğer kulüplere vadesi geçmiş borcun olmayacak. Ana fikir bu. Bırakın detayları, ana fikir bile bize uzak. Peki Galatasaray ve Beşiktaş 2007'ye kadar nasıl denkleyecek durumunu? Her sene 10 milyon dolar civarında açık veren ve diğerleri gibi satacak arazisi de olmayan Fenerbahçe suyun yönünü nasıl çevirecek? Bu borcun büyümemesi mümkün mü? Düşünün, 1 milyar maaşınız var ve her ay 1 milyar 100 milyon harcıyorsunuz. Nasıl çıkacaksınız bu kısırdöngüden? Yapın hesabı nasıl kalkacaksınız kredi kartı borcunun altından? Yeni yeni de çocukların da oluyor. Anelka'lar, Alex'ler. Damien Duff'un peşindesin. Nasıl vereceksin bu çocukların okul parasını. Sonra düğünü var, askerliği var. Sorun budur! Büyüyorlar borçla ve kimse kardeşim sen ne yapıyorsun demiyor. Batacaklar, farkında değiller. Roma, Lazio, Fiorentina örnekleri orada duruyor. Ama dinleyen kim!
F.Bahçe'nin başvurusu
"Şirket Ana Sözleşmemizin "Borçlanma ve Giderlerin Sınırlandırılması" başlıklı 32. maddesine göre "Şirketin isim hakkı amortismanı hariç diğer giderler toplam şirket yıllık hesap dönemi sonu itibari ile brüt gelirlerinin %10'unu aşmayacaktır." şeklinde gider kısıtlaması mevcuttur. Ana sözleşmemizdeki gider kısmının %10'dan kademeli olarak ilk yıl için %15, ikinci yıl %25 ve üçüncü yıl %35'e yükseltilebilmesi ve Ana Sözleşmemizin tadil edilmesi amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı nezdinde izin müracaatında bulunulmuştur." Bu SPK başvurusu Fenerbahçe'ye ait. Halka açılırken ne vaat ettiler? Brüt gelirin en fazla %10'u gider olarak gösterilebilir. Diğer giderleri biz kulübe kaydıracağız. Size sabit oranda yüksek kâr dağıtacağız. Bu vaatle para topladılar. Şimdi ne istiyorlar? Biz bu gideri %350 artıralım. Peki bu hissedara soruluyor mu? Hayır. Peki bu herhangi bir şekilde herhangi bir mantığa, iş ahlâkına sığar mı? Buna izin verilebilir mi? Göreceğiz. Bakalım SPK ne cevap verecek? Galatasaray'ın bugünkü mali durumu herhangi bir ülkede onu küme düşürür. Fenerbahçe'nin bu talebi başka bir yerde halkı ayağa kaldırır. Ama olsun onlar başka ligde. Mubahtır.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|