Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Şubat 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Sonuna kadar'

En sevdiğim laftır şu "sonuna kadar"...
Teknik direktör topun ağzındadır; yönetici açıklama yapar: "Arkasındayız... Sonuna kadar"
Şampiyonluk kaçmış, ümitler tükenmiş, hedef kalmamış... Açıklama belli:
"Mücadele edeceğiz. Sonuna kadar"
Çaykur Rizespor mağlubiyeti ile tribünlere de "yabancılaşan" Beşiktaş yönetimi, yaptığı gece toplantısından da benzeri bir karar çıktı:
"Devam... Sonuna kadar".
Daha önce durduk yerde "istifa girişiminde" bulunup, son anda kurtarılan sayın Demirören, "İstifayı gerektirecek bir durum yok" demiş. Sonuna kadar göreve devam edeceklerini söylemiş.
Bir tek şeyi görememiş ki, "bu işin sonu geldi"...
O noktaya kadar devam edeceğiz dediği "son", burası belki.
Beşiktaş'ta Seba'dan sonra bir jenerasyon atlayan başkanlık müessesesi, "deneme yanılma" yöntemiyle öğrenmeye çalışan genç neslin eğitim alanı olmaya buraya kadar dayandı.
Elbette düzelebilir. Lakin başkanlık koltuğunda olmadık hatalar yapıp bir türlü karizmayı oturtamayan bu kuşağın olgunlaşması için gereken zamana sabredecek adam kalmadı Beşiktaş'ta.
Daha kötü bir son mu bekliyor Beşiktaş'ı yoksa?
Futbol adına durum sıfır... Transfer politikası sıfırın altında... Para? O da berbat. Atadan kalma son umut Fulya, 20 yıllık peşinatla haraç mezat... O da, inşaat yapılırsa.
Beşiktaş Başkanı, söylemlerinde olduğu gibi Beşiktaş'ı her şeyden çok seviyorsa, Beşiktaş'ın içinde bulunduğu bu noktaya "son" noktayı koymalıdır. Koymalıdır ki, Beşiktaş'ın bu hali yaşanabilecek en kötü durum olsun. Allah devamından korusun.

Cihan neden vurdu?

Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en açık sözlü yöneticisi sayın Ergun Gürsoy, kulübün koşullarını tek kelimede özetleyiverdi:
"Yıkım"!..
Biz söyleyecek laf kalmadı artık. Zaten söylemiyoruz bile...
Hatta tam tersine, bir sürü olayı mazur görüyoruz, gösteriyoruz.
Peki, parasızlık yüzünden hoş karşılanması gereken davranışlar nereye kadar?..
Mesela parasızlık yüzünden intihar girişimini yerinde bir hareket olarak algılayabilir miyiz?
İşte Cihan'ın durumu bu. Galatasaray'ın yaşadığı travmanın dışa vurumu. Ön koşullar, tahrikler, ortam ve ekonomik gerçekler ne olursa olsun suçludur Cihan.
Yaşadığı "yıkım" ortamı yüzünden onu anlayabiliriz lakin mazur görmemiz düşünülemez.

Aziz Üstel'in kol saati

Sevgili Faik Gürses, yaptığı muhteşem futbol analizinden sonra masanın üzerinde duran kitabı kaldırdı. Kameralara çevirdi ve "Sayın Yılmaz Ulusoy'un öyküsü bu kitap...200 milyarı bulan geliri okul kampanyasına verildi" dedi.
Henüz askere gitmemiş futbol tutkunları Ulusoy soyadını Haluk Bey vasıtasıyla bilirler ama, onların babaları, dedeleri arasında sporla biraz ilgilenen varsa, asıl Yılmaz Ulusoy'u çok iyi tanır. Tanımasa da duymuştur. Adının çevresindeki saygınlığı işitmiştir. Okumuştur.
Yani Aziz Üstel yaşında olanlar...
Hele Aziz Üstel gibi hasbelkader futbolun yöneticilik makamına yükselmiş insanlar, Yılmaz Ulusoy'un Samsunspor'a, Türk futboluna ve Türk güreşine maddi-manevi katkılarını sadece ve sadece minnetle anarlar.
Çevresinde saygı bulutuyla dolaşan bu gönüllü spor adamına hürmette kusur etmezler.
Ama Aziz Üstel "etti"!..
Faik olanca ciddiyeti ile Yılmaz Ulusoy'un kitabını kameraya gösterirken, Üstel kendine dönük kameranın ışığını yanık görünce rol kapma telaşına düştü ve acı esprilerine bu kez çok daha acı olan görsellik kattı... Kolundan saatini çıkardı. Kameraya uzattı. "Ben de saatçi Hüsamettin'e teşekkür ediyorum. Saatimi bedava temizlemişti" dedi.
Saatçı Hüsamettin, Aziz Üstel'in yakın dostu ve iyi bir esnaf olmalı.
Ama bu espri, Yılmaz Ulusoy'u tanıyan benim ve benim gibi Türk Sporunu çok uzun süredir izleyenlerin canını acıttı.
Faik Gürses'in Yılmaz Ulusoy'dan bir çıkarı olduğunu mu ima etti Aziz Üstel...
Yılmaz Ulusoy'u saatçi Hüsamettin ile eşdeğer bulduğunu mu söylemek istedi.
Yoksa bir espri uğruna hem program arkadaşını hem de Yılmaz Ulusoy'u harcayacak kadar patavatsız mı?
Üstel'in saati, yekpare pırlanta olsa bile Yılmaz Ulusoy'un karizmasını çizemez elbet... Lakin bizleri üzen bu ülkedeki vefasızlık, adam harcama, gelene ağam-gidene paşam ve cehalet.
Dar alanda kısa ve çirkin paslaşmalara alıştık da, milyonların gözü önünde olunca dehşete kapılıyoruz. Ona alışamadık.

'Delikanlı adam'

"Anti futbola prim veriyorsunuz" diye hışımla girdi lafa... "Yorumları okudum, herkes Sivasspor'u kutluyor. Bu mudur futbol".
Sevgili Batu, aslında doktor. Alt kimliği Galatasaray. Üst kimliği futbolsever. Bilir ve seyreder.
Ben Sivas-Galatasaray maçı için yorum yazmamış olsam da beni yakaladığı için mesleki eleştirilerini bana yapar genellikle.
Gerçekten de futbol yorumlarımızda büyük takımları yenmeye çalışıp farklı mağlup olan Anadolu takımlarının esamesi okunmazken sahaya oynatmamak için çıkan ve puan alanlar neden daha geniş yer bulur acaba?
Evet... Batuhan'ın tespitiyle Sivassporluları heyecanlandıran tek pozisyon vardı maçta. O da Cihan'ın kaleciye gelen topu kafayla havaya dikip gereksiz yere korner yaptığı ve Sivasspor'un çerçeveyi bulduğu pozisyondu.
Biz ne yaptık... Sivasspor'u alkışladık... Bunun adı da kapasitesini bilip puan almaya çalışmak oluyor ligimizde.
Doktorun teşhisi doğru. İlaç ise, ne yapıp edip şu gariban ligimizin ucuna tutunmak yerine cesaretle oynamak, gençlere inanmak ve "olana kadar" denemek galiba. Hem teknik direktörlerde, hem de futbolcularda.
Yorumculara gelince... Şu "aykırı fikir" modasını kim çıkardıysa iyi etmedi. Blue Jean'e döndü. Yakışan yakışmayan, bilen bilmeyen, uyan uymayan herkesin üzerinde.
Sivaslılar'ın açtığı "delikanlı adamın tuttuğu takım nüfus kağıdında yazar" pankartını başka yerlere de uyarlayabiliriz:
"Delikanlı adam, cesur olur" mesela.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Isınma turları
Operasyona çeyrek var
Derdi dağlar kadar
Mississippi yanıyor!
Milli seferberlik
'Ligi sallayacağız'
Nerede kalmıştık
Şu çılgın Türkler!
2 'ilk dokunuş'
Ayağa gelen fırsat!
Ve buzlar çözüldü
Melli'yi Hain kurtardı
En genç MVP: LeBron James
Gözler Tuğba'da
Haber turu...
1. lig lideri Kayseri
'Sonuna kadar'
Bin kaplan gücü
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
1. lig lideri Kayseri
Ligimizin sonuncusu Diyarbakırspor 5 büyük li...
Ercan GÜVEN
'Sonuna kadar'
En sevdiğim laftır şu "sonuna kadar"... ...
Nilay YILMAZ
Bin kaplan gücü
Mevsim normalleri altında seyreden nanemolla ...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet