|
 |
|
|
Beşikçi'nin hayal kırıklığı
İSMAİL Beşikçi hayal kırıklığına uğradığını söylüyor. Arkadaşımız Namık Durukan'ın haberine göre, Beşikçi'nin hayal kırıklıklarını iki noktada toplamak mümkün:
PKK eski söylediklerinden, yazdıklarından geri adım atmış...PKK'da Kürt dili ve kültürü için bir heyecan yokmuş.
Yıllardan beri Kürt milliyetçiliğinin en ateşli ideoloğu olan sosyolog Beşikçi'nin kendisi bu sebeplerle "heyecanını kaybetmiş."
Doğrusu şaşırmadım. Çünkü sosyolog Beşikçi'nin tezleri, sosyolojik süreçlere aykırıydı. Bağnazca bağlandığı Kürt milliyetçiliği, onun sosyolojik gelişme süreçlerini görmesini engellemişti.
Bir örnek: Beşikçi "Devletlerarası Sömürge Kürdistan" adlı kitabında, bir "ajan sınıf" teorisi ortaya atıyor: Bankalardan kredi alarak, devlet ihalelerine girerek, büyük firmaların bayiliğini yaparak, ticari şirketler kurarak Türkiye ekonomisine entegre olan "Kürt egemen sınıfları", Türkiye'nin "ajan"ıdır, "ajan sınıf"tır bunlar!
O zaman "en iyi Kürt" nasıl olacak? Banka kredisi ve ihale almayacak, şirket kurmayacak, yatırım yapmayacak!
Ajan sınıf!
Halbuki çağımızın pratiği ispat etmiştir ki, ekonomik ve sosyal gelişme ancak "girişimci sınıf"ın toplumun tümüne lokomotif olacak şekilde güçlenmesiyle mümkün oluyor.
"Sosyolog Beşikçi" girişimci orta sınıfın gelişmesiyle toplumsal entegrasyonun da gelişeceğini gördü elbette. İşte "ideolog Beşikçi" buna karşı çıkarak girişimci orta sınıfı, Kürt kökenli işadamlarını "ajan sınıf" ilan etti!
PKK'nın Marksizmine de uyuyordu bu. Öcalan da o zamanlar "sömürge teorisi"ni savunuyordu!
Ama hayatın kanunları, ekonominin dinamikleri Beşikçi'nin ideolojisine uymuyor! Türkiye'nin bütününde orta sınıflaşma, sosyal hareketlilik, nüfusun iç içe geçmesi gibi "entegrasyon" süreçleri hızla gelişiyor...
Ve tabii Beşikçi'nin "ajan sınıf" teorisi bu şekilde çökerken, siyasi hayalleri de yıkılıyor.
Bu sosyolojik gelişme ve bütünleşme sürecini tersine çeviremezsiniz üstelik! Kamyondan kağnıya dönebilir misiniz?!
'Sömürge' iddiası
Öcalan da 1989'da İletişim'den çıkan "Sosyalizm Ansiklopedisi"nde kendi adıyla yazdığı uzun makalede keskin ve militan bir "sömürge" edebiyatı yapıyordu; bu Marksistliğine de uygun düşüyordu.
Fakat Öcalan, mahkemede bu teorinin zamanının geçtiğini, eskidiğini, artık savunulamayacağını söyledi...
Beşikçi ve yoldaşları bunu "geri adım" diye suçluyor!
Asıl körlük, yaşanan ekonomik dinamikleri, nüfusun harmanlanmasını ve entegrasyonu görmemek değil midir?!
Bu konu çok önemlidir.
"Sömürge" teorisine dayandırılacak ideoloji ve eylem tarzı başkadır; mesela "kaderini tayin" söz konusu olur...
Ama "sömürge değil" ise başkadır; mesela üniter devletin meşruluğu ve ülke bütünlüğü kabul edilmiş olur...
Kesin olan şudur: Sömürge iddiası iflas etmiştir; tabii ona dayandırılan iddialar da...
Bu, Kürt sorununun bulunmadığı anlamına gelmiyor. Ama çözüm eskiden kalma radikal şablonlarda değil, sosyolojik sürece göre, yani Türkiye'nin ülke ve millet bütünlüğü içinde, demokrasi, kalkınma, kültürel çoğulculuk gibi açıların öne çıkmasıyla gelişecektir.
'İdeolog Beşikçi' zaman içinde daha büyük hayal kırıklığına uğrayacak...
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|