|
 |
|
|
65 yaşına gelen ölsün mü?
Türkiye bir gariplikler ülkesi. 65 yaşına gelseniz bile cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlık, yasama organı üyeliği, belediye başkanlığı ve öğretim üyeliği de dahil hemen her işi yapabilirsiniz. Ecevit'i hatırlayın... O haliyle yıllarca başbakanlık yaptı. YÖK Başkanı Teziç'in yaşı da 70'in üzerinde...
80'lik Demirel, seçimler için gün sayıyor. 90'lık Doğramacı da bir elinde çanta hâlâ dünyayı dolaşıyor.
Medyada da yaşı 70'in üzerinde çok abimiz var. Yani kafanızı nereye çevirseniz, 70'lik, 80'lik delikanlılar görmeniz mümkün.
Sağlıkları yerinde olduğu sürece de kimse onları o görevde yadırgamıyor. Zaten ortalama ömür de 80'e çıktı. 100 yaşını tamamlayanların sayısı da hızla artıyor.
İşte böyle bir ortamda Halk Eğitim Merkezleri'nde görevli usta öğreticilerin işine son verilince, dünyaları başlarına yıkılmış. Eve gidip ölmeyi mi bekleyelim diyorlar. Üstelik onların öğreteceği el sanatlarını gösterecek başka isimler de kalmamışken...
Yasaya göre, 65 yaşını geçmemiş olanlar, herhangi bir kurumdan emekli aylığı alsalar da maaşları kesilmeksizin Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı görev yapabiliyorlar.
Ama 65 yaşını doldurdukları anda, onların tabiriyle, "Hadi git evine ölümü bekle" dönemi başlıyor. Olmaz böyle şey. İçlerinde, maaş istemeden, ücretsiz olarak çalışmak isteyenler var. Onlara da müsaade edilmiyor. Çünkü ortada kapı gibi yasa var...
Peki hangi koşullarda görevlerine devam edebilirler?
Milli Eğitim Bakanlığı bu konuya da açıklık getirmiş. Kanunda kim öngörülüyorsa. Onlar kim?
Cumhurbaşkanlığına seçilenler;Dışarıdan Bakanlar Kurulu üyeliğine atananlar;Yasama organı üyeliğine seçilenler; mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar;Vakıf üniversitelerinde görev alanlar; emekli olup ücretli derse girenler,Özel kanunlarında emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev alma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından atananlar; Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararname ile atanan veya görevlendirilenler ve TBMM'ce yapılan seçimler sonucu görev verilenler; öğretim üyeliğinden emekli olanlardan üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler...
Çifte standart
İşsizliğin had safhada olduğu bir dönemde, gençlere yeni iş kapıları açılması için böyle bir karar alınmış olabilir. Ama bu konuda çifte standart uygulanmamalıdır. 65 yaşını geçen bir öğretim elemanı gidip vakıf üniversitesinde görev alabiliyorsa, halk eğitim merkezlerinde de çalışabilmelidir.
Dahası, milleti temsil edenler için yaş sınırı konulmayan bir ortamda vatandaşa yaş sınırlaması getirilmesi, hiç de adil değil.
Devlet ya da hükümet, çalışanların birkaç maaş birden almalarının önünü kesmek için böyle bir düzenlemeye gitmiş olabilir. Öğretim kurumlarının kapsam dışına çıkarılmaları da hoş görülebilir. Ama eğitim çalışanları içerisinde bile farklı uygulamaya gidilmesi, hiç anlaşılır değil.
Ülkeyi yönetenleri, dokunulmazlık zırhı gibi bir de böyle yaşlanmazlık zırhı içerisine alıp özellikle de sade vatandaşları dışlamak birçok sıkıntıyı da beraberinde getirir.
Milyonlarca gencin işsiz gezdiği bir ortamda, elbette kimse mezara kadar çalışmamalı. Ama bunun ince ayarı çok iyi yapılmalıdır. Gençliğin enerjisi kadar, tecrübe de göz ardı edilmemelidir.
Özetin özeti: Bal tutan parmağını yalar dönemi bitti diyenlere 65 yaş uygulaması hatırlatılır...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|
|

|