|
 |
|
|
Ayşe Hanım Teyzem ne yapsın?
Ayşe Hanım Teyzem, "Bugüne kadar döviz yok, döviz pahalı diye ağlaşılırdı. Şimdi de döviz bol, döviz ucuz diye üzülenler var. Geçen hafta Merkez Bankası döviz almaya kalktı. Bir günde 5 milyar döviz aldı. Bu kadar döviz nerede duruyordu da, bir günde pat diye ortaya çıktı? Bu kadar döviz yastık altında durmaz. Kasada durmaz. Bir gün içinde bavul bavul yurtdışından içeriye taşınmaz..."
Anlattım. "Ayşe Hanım Teyzeciğim, döviz dediğin şey öyle banknot şeklinde alınıp satılmıyor. Kâğıt üzerinde alınıp satılıyor. Söylentiye göre, bu 5 milyar dolar dövizin 4.5 milyar doları yurtdışından gelir gibi Merkez Bankası'na satıldı."
Döviz neden bol?
Ayşe Hanım Teyzem sordu: "Yabancılar durup dururken neden bize döviz satıyor. Türkiye'den ne satın alıyor?"
Anlattım; "Yabancılar döviz satarak mal değil, Türk parası satın alıyor. Parayı da şöyle kazanıyor: Merkez Bankası faizleri yüksek tutuyor. Enflasyondan arındırılmış faiz, reel faiz başka ülkelerde yüzde 1-3 dolayında, bizde yüzde 10-13. Başka ülkelerde 100 doları olan yılda 1 dolar veya 3 dolar getiri sağlayabilirken, biz 100 dolar gönderene yılda 10-13 dolar net ödeme yapıyoruz. Bu nedenle yabancı Türkiye'ye döviz satıyor. Türk parası alarak onu da Hazine bonosuna yatırıyor. Yüksek faiz alıyor."
Dövizin bol olması kötü mü?
Ayşe Hanım Teyzem sordu: "Fazla döviz göz mü çıkarıyor? İyi ya döviz bol. Daha ne istiyorsunuz?"
Anlattım. "Ayşe Hanım Teyzeciğim, nasıl ki bir mal bollaşınca fiyatı ucuzlar, döviz de bollaşınca fiyatı düşüyor... Diyelim ki son 3 yılda üst üste her yıl fiyatlar yüzde 10 dolayında arttı. Ama son üç yıldır döviz fiyatı artmadı. Ucuzladı. Yurtdışına mal satanlar para kazanamaz oldu. Yurtdışından gelen mal ucuzladı. İthalat arttı. Yerli üretici, hammaddeyi ve üretimdeki diğer girdileri içeriden alacak yerde dışarıdan almaya başladı. Önce ihracatçılar, sonra birçok dalda üretim yapanlar sarsılmaya, dükkân kapatmaya başladı.
Ne demiş büyüklerimiz, 'Azı yarar, çoğu zarar'... Biz gelen döviz yatırım yapmıyoruz. Üretim yapmıyoruz. Döviz geliri sağlayacak yatırım üretim yapsak dövizler bize yarar sağlayacak. Biz gelen dövizleri ithalat yaparak yiyoruz. Bitiriyoruz."
Gelen döviz geri gider mi?
Ayşe Hanım Teyzem sordu: "Bu gelen dövizler geri gitmeyecek mi?"
Anlattım. "Ayşe Hanım Teyzeciğim" dedim. "Gelen dövizlerin azı kalıcı. Çoğu borç şeklinde geliyor. Borcun hem anaparasını ödüyoruz hem de yüksek faizini... Bir ara bilgi vereyim. Bu kadar dövizi yüksek fiyatla Merkez Bankası'na satan yabancılar, dün fiyatlar düşmeye başlayınca Türk lirasından dövize geçti. Yüksek fiyatla satıp ucuz döviz toplayarak kâr etti. Kısa günün kârına eyvallah diyerek üç beş günde gelip giden de var..."
Dövizcinin faizini kim ödüyor?
Ayşe Hanım Teyzem gene sordu: "Bu faiz kimden çıkıyor?"
Anlattım. "Siz ödüyorsunuz, ben ödüyorum... Saf ve bakir Türk halkı ödüyor... Dövizleri, ucuz ithalatla otomobil alanlar, ayakkabı, elbise alanlar harcıyor. Ama faizini ödemek bizlere kalıyor. Sadece dövizin faizini ödemiyoruz. Merkez Bankası'nın faizini de biz ödüyoruz. Merkez Bankası 1 milyar dolar döviz satın aldığında piyasaya 1.2 milyar YTL para çıkarıyor. Piyasaya çıkan para ortalıkta dolaşmasın, halkın cebine girmesin diyerek gecelik yüzde 13.5 faizle bu parayı topluyor. İşte o faizi de biz ödüyoruz."
Bu hep böyle gider mi?
Anlattım. "Ayşe Hanım Teyzeciğim, biz yüksek faiz ödedikçe bu döviz girişi devam eder... Ama üç gün mü desem, üç ay mı, üç yıl mı, bilemem... Bizim ekonomimiz bu ucuz döviz yükünü uzun süre taşıyamaz. Altında ezilir. Bugün tekstil batar, yarın lastik sanayii, öbür gün otomotiv... Açık anlatımıyla, ekonomideki çöküş bu saadet zincirinin devamına izin veremez."
Yabancılar gitmeye kalkarsa ne olur?
Ayşe Hanım Teyzem sordu: "Yabancılar getirdikleri dövizi bir günde çıkarmaya kalkarlarsa ne olur?"
Anlattım: "Gelen dövizin bir kısmı şirket, fabrika satın almak, ev satın almak, yeni şirket veya fabrika kurmak için geliyor. Bu tür döviz kalıcı, kolay kolay geri gitmez. Geri gidecek dövizler, kredi olarak, bono için, hisse senedi için gelen dövizlerdir. Bize gelen dövizlerin büyük bölümü bu tür, 'kalıcı değil-gidici' döviz.
Gidici döviz demek, ülkede ekonomi bozulduğunda faiz düştüğünde çekip gider. Ama bir günde çıkıp gitmesi imkânsız. Krediler vadesinden önce gidemez. Bonoya, hisse senedine bağlananın gidebilmesi için bononun, hisse senedinin satılması gerekir. O da bir günde olacak iş değil...
Yabancıların dövize dönmek için bono ve hisse senedini satma telaşına girmeleri ekonomide panik yaratır ama, bu panikten yabancılar yarar sağlayamaz. Zarar görür. Çünkü böyle bir panikte Türkler dövize hücum eder. Döviz fiyatı tavana çıkar.
Kısacası, yabancılar getirdikleri dövizi bir günde çıkaramazlar, ama çıkarmaya kalktıklarında ekonomiyi sallarlar."
Ayşe Hanım Teyzem ne yapsın?
Ayşe Hanım Teyzem sordu: "Evladım, benim durumum ne olacak? Üç beş dolarım var. Satayım mı? "
Bu soruyu bekliyordum... "Ayşe Hanım Teyzeciğim" dedim... "Geçmişten bugüne kadarki tabloya bakıldığında devamlı Türk lirasında kalanların devalüasyonlara rağmen dolarda kalanlardan daha çok kazandığı görülüyor. Ama tekrar edeyim, bu uzun dönemli tablodur. Kısa dönemde bugün doları ucuz satarsınız, yarın dolar fiyatı artabilir... Ama bankalar dolara doğru dürüst faiz ödemiyor. Buna karşın mevduat ve bono faizi o kadar yüksek ki, yabancı döviz bozduruyor faize yatırıyor.
Bu durumda karar tamamen size kalmış. Parası olana, şunu yap bunu yap diyen kazancı paylaşamaz da riskin vebalini sırtlanır. Siz kendi kararınızı kendiniz veriniz."
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|