Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Şubat 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Rekabet gücü eriyor, büyük risk yaratıyor'

Dolar, dün de değer kaybetti. Özellikle ihracatçı 'büyük sıkıntı var' diyor. Bazı işadamları para politikalarının gözden geçirilmesini öneriyor. İşadamları, ucuz doların yalnızca rekabet gücünü eritmediği, ekonomi için de genel bir risk yarattığı görüşünde

AYFER YILDIZ - EYLEM TÜRK

'İhracatçı kârsız çalışma noktasında'
İSO Başkanı Tanıl Küçük:
TL'deki değerlenmenin rekabet gücüne verdiği zarar, düşen reel ücretler ve verimlilik artışıyla telafi edildi. Ancak, TL'nin 2005'teki değerlenmesini telafi edecek hiçbir gelişme olmadı.
Sanayicinin rekabet gücünü olumsuz etkiledi. İhracatçı kârsız çalışma noktasında.
İthal mal rekabetinde zorlanan üretici, üretimi yavaşlatmak veya son vermek durumunda kalıyor. Bu devam ederse, Türkiye'nin üretim altyapısında ve istihdamında ciddi kayıplar gündeme gelir. TL'deki değerlenme, rekor dış ticaret ve cari işlemler açıklarını da getirdi. Bu durum ekonomideki diğer kazanımları gölgeler nitelikte.

'Firmalar rekabet gücünü kaybediyor'
ASO Başkanı Zafer Çağlayan:
Dolar-euro paritesi üç yıl öncesine geldi. Kâr marjlarının düştüğü, rekabetin acımasız geliştiği bir ortamda, firmalar rekabet gücünü kaybedecek. Merkez Bankası'nın (MB) faiz politikasını gözden geçirmesi gerekiyor.
Bu saatten sonra kura müdahale talepleri yanlış. MB'nin görevi kura bakmaktır. Faiz politikasıyla ülkenin ekonomisini düşünmek durumunda. Sürekli faizlerin yükseleceği sinyalini veriyor. Hükümet girdi maliyetlerimizde düşüş sağlamalı. Binlerce işletme kapanacak, milyonlarca kişi işsiz kalacak.

'Ekonomi hormonlu parayla dönüyor'
ATO Başkanı Sinan Aygün:
AKP iktidara geldiğinde dolar 1 milyon 700 bindi, şimdi 1 milyon 300 bin. Arasında büyük fark var. Dolar 1 milyon 700 binden bozduruldu o günden beri faize verildi. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan faizler burada verildi. Ekonomi hormonlu parayla dönüyor. Ata doping yapıyorsun, koşturuyorsun ama doping geçtikten sonra atın ayağı kalkmıyor. Doping bir gün bitecek.
Sıcak parayla yaşamak borçla yaşamak demektir. İki yıldır gidişatın iyi olmadığını söylüyorum. Enflasyon düştü ama ithalat patladı. Dış ticaret açığında, cari açıkta rekor kırdın. Bu hormonlu büyümedir. Dolar yeniden fırlayabilir. Tetikteyiz. Gidişat tehlikeli.

'Dalgalı kuru sorgulamak gerekiyor'
İZTO Başkanı Ekrem Demirtaş:
El parasıyla sağladığımız bu saadetin gerçekçi bir döviz kuru stratejisine dönemediğimiz takdirde sürdürülemeyeceğini düşünüyoruz.
Ekonomimizi zenginleştirmekten çok fakirleştiren bu döngüyü kırıp sürdürülebilir büyümeyi devam ettirebilmemiz gerekli.
YTL'deki aşırı değerlenmeyi telafi etmeliyiz. Dalgalı kur modelini sorgulayıp dövizi TL karşısında gerçek değerine getirmeliyiz.
Doğrudan müdahalenin miktarını ya da sıklığını artırmak ya da sıcak paranın girmesini cazip kılan faizi düşürmeliyiz. Sıcak para ekonomimizi yakabilir.

'Değerli TL çözüm değil'
İşadamı Abdülkadir Konukoğlu:
Merkez Bankası (MB) çok muhafazakâr davranıyor. TL faizlerini biraz daha hızlı indirse, limitleri var çünkü, bu kadar piyasalarda sıkıntı yaratmasına gerek yoktu.
MB kasasında 500 milyar dolar olsa da mahzuru yok. Bakın, 5 milyar dolar aldı, TL verdi. O TL borsaya gitti. İstihdam vergilerinin, enerji fiyatlarının, ÖTV'nin düşürülmesi lazım. Ama bugünkü bütçe şartlarında zor. Kuru 1.600 - 1.550'lere getirse herkes, bir denge bulacak.

'Rüyamda görsem inanmazdım'
İşadamı Mustafa Taviloğlu:
Güven geldi. Ben ona yoruyorum. Piyasa bu değeri veriyor. Rüyamda görsem inanmazdım. Umarım zorlama ile dolar bu seviyede durmuyordur. Piyasa şartlarından böyle duruyordur. Birdenbire olacak artışın kimseye faydası olmaz.
O kadar çok inanmadığımız şey oldu ki bugüne kadar. Bir günde doların iki misli artacağına da inanmazdık, gördük. Ben faizlerin düşmesinden, enflasyonun düşüşünden herkes gibi memnunum.

Gelen doların yarısı açık kapatmaya gitti
Türkiye'nin dövizdeki en büyük açığı dış ticaretten kaynaklanıyor. 2005 yılında 32.7 milyar dolarlık açık verildi. Bu açık, döviz açığını büyüttü. 2004 yılında döviz açığı 15.6 milyar dolardı. 2005'te 22.8 milyar dolara çıktı.
2005 yılında Türkiye'ye 46 milyar dolar döviz girdi. Bu paranın 22.8 milyar doları ile döviz gelir gideri arasındaki açık (cari açık) kapatıldı.

Bonoya, hisseye...
Kalan miktarı (23.2 milyar doları) Merkez Bankası alıp rezervlerine ekledi. Merkez Bankası bu dövizi çekerken piyasaya YTL sattı. Bu yolla döviz, YTL'ye dönüşüp bonoya, tahvile, hisse senedine gitti.
Türkiye'ye geçen yıl gelen dövizin 9.6 milyar doları doğrudan yatırıma, 14.6 milyar doları da portföy yatırımlarına (hisse senedi, tahvil ve bono) gitti.

2005'te 46 milyar dolarlık sıcak para girişi oldu (milyon dolar)
Döviz nereye geldi?
20042005
Doğrudan yatırıma2.8479.650
Portföy yatırımına9.41114.670
Kredi olarak14.62321.267
Kaynağı belirsiz2.2671.983
Diğer işlemler
Gelir/gider farkı-11.469-1.711
Sonuç19.94646.052
Döviz nerede kullanıldı?
Açığı kapattık15.60422.852
MB rezervine giden4.34223.200


Ekonomi büyüdükçe dış açık da büyüyor
ANKARA ANKA
Türkiye ekonomisi büyüdükçe harcadığı döviz miktarı, kazandığı dövize göre daha yüksek oranda artıyor.
2001-2005 yıllarını kapsayan son beş yılda Türkiye'nin toplam döviz gelirleri, 1996-2000 yıllarını kapsayan önceki beş yıllık döneme oranla yüzde 38.3 büyürken, döviz harcamalarında aynı dönemdeki büyüme yüzde 46.8'i buldu.
1996-2000 yıllarına kapsayan beş yıllık dönemde 280.6 milyar dolar olan toplam döviz gelirleri 2001-2005 döneminde ise 388.2 milyar dolara çıktı.
Ancak aynı dönemler itibariyle döviz harcamaları ise 294.9 milyar dolardan 432.8 milyar dolara yükseldi.

İthalat arttı
Önceki beş yıllık dönemde toplam 154.4 milyar dolar olan ihracat, son beş yıllık dönemde 269.3 milyar dolara çıktı. Aynı dönemler itibariyle ithalat ise 225.9 milyar dolardan 350.8 milyar dolara yükseldi.
Son beş yıllık dönemdeki faiz gelirleri önceki döneme göre yüzde 22.3 azalarak 4.3 milyar dolara inerken, yurtdışı mütehhitlik gelirleri de yüzde 56.2 azalarak 3.8 milyar dolara kadar düştü. Önceki beş yıllık dönemde 12.9 milyar dolar olan taşımacılık gelirleri son dönemde 15.1 milyar dolara çıktı.

Faizin payı arttı
Önceki beş yıllık dönemde toplam 7.9 milyar dolar olan turizm harcamaları 11.1 milyar dolara, 23.8 milyar dolar olan faiz ödemeleri 35.6 milyar dolara, taşımacılık harcamaları ise 10.5 milyar dolardan 16.3 milyar dolara yükseldi. Türkiye'nin işçi dövizi ve turizm gelirlerinin toplamı ise bu dönemde yüzde 29.3 artarak 70.9 milyar dolara kadar yükseldi.
Türkiye'nin toplam döviz gelirlerinin döviz harcamalarını karşılama oranı yüzde 95.2'den yüzde 89.7'ye geriledi.
1996-2000 döneminde Türkiye döviz gelirlerinin yüzde 80.5'ini ithalat için kullandı. Bu oran son beş yılda ise yüzde 90.4'e kadar çıktı. Faiz ödemelerinin döviz gelirlerine oranı ise yüzde 8.5'ten yüzde 9.2'ye yükseldi.





EKONOMİ
BU KAÇINCI SON!
AKP grubunda 'kart' tartışması
'Rekabet gücü eriyor, büyük risk yaratıyor'
14 Türk müteahhit firması dünya devlerinin arasında
İGDAŞ'a Fransa ve Körfez'den ilgi var
Unakıtan, fosforik asidi yem üretiminde kullanacak
'Koç, YKB'nin çağrı fiyatını kabul etti'
Oyak, Arcelor ile yollarını ayırdı
Adana santralı Bereket'in oldu
Neslihan Demirel'in gayrimenkulü satılıyor






Meral TAMER
Banka alan da, satan da ödül aldı
Önceki akşam Ekonomist Dergisi'nin 'Ekonomide...
Güngör URAS
Prim affı (Her af: 'Bu son af')
TBMM'nin gündemindeki "sosyal güvenlik kurulu...


© 2006 Milliyet