Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Şubat 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Geçim cambazlığı aracı olarak kredi kartı


Kredi kartı borcu yüzünden TBMM'de görevli bir polis memurunun intihar etmesi herkesi üzdü. Daha önce de benzeri olaylar yaşanmıştı.
Kredi kartlarının TBMM gündemine yansıyacak, genel nitelikte bir sosyal soruna dönüşmesi ilk örnek değil.
1980'lerde banker faciası, daha sonra kumarhane dramları, dövizle borçlanıp kriz altında kalan emlakzedeler, tüketici kredisi batakları, yurtdışındaki vatandaşların faizsiz iştirakle dolandırılmaları ve benzerleri...
Türk toplumunun kısa yoldan para kazanma kolaycılığının yanı sıra ekonomik düzenin zorladığı "geçim cambazlığı"nın da bu süreçte temel etkenlerden biri olduğunu unutmamak gerekir.

Ali'nin külahı Veli'ye
Enflasyonun düştüğü dönemde dahi geçim koşulları iyileşmeyen geniş kitleler, ekonomik-mali araçları bir "cambaz" maharetiyle kullanarak, aybaşını bulmaya çalışıyorlar.
Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirerek, yaşam mücadelesi veriyorlar.
Örnekleyelim...
İşçi veya memur gibi düşük ve sabit ücretli vatandaş, kredi kartıyla gelecek gelirini yiyor. Borcunu ödeyebilmek için diğer kredi kartıyla para çekiyor, ilk kredi kartının asgari ödemesini yapıyor, öbürünün borcu gelince, ilkinden geçip ikincisi ödüyor varsa üçüncüsünü kullanıyor.
Kişisel kart, kapasite tıkandığında bu kez eşinin, çocuğunun, kardeşinin, akrabasının kartını kullanmaya başlıyor. Gerçek geliri artmadığı için de bu ağ bir yerde tıkanıyor ve "kredi kartı boğmaya" başlıyor.
Keza, kredi kartıyla çektiği parayla değeri yükseldiği için altın alıyor.
Birkaç gün sonra altını bozduruyor, nakitle kredi borcunu ödüyor, arada birkaç yüz lira fark varsa onunla geçimine katkı sağlıyor. Bu işlemi altın yükseldikçe sürdürebiliyor.
Aslında bu işlemlerin bir önceki hükümet döneminde kriz öncesinde memurun maaşıyla gidip bir iki yüz dolar alması, onu bozdurması pozitif farkı katkı saymamasından fazla farkı yok.
Sorunun esasının "geçim derdi" olduğu unutulmamalı.
Kredi kartını istismar eden, kredi kartı dolandırıcılığı yapan yok mu?
Elbette var. Ama oranladığınızda bunun büyük yer tutmadığı görülecektir. Geniş kitle kredi kartını geçim aracı olarak kullanmaktadır.

Bankanın sorunu değil
Bankalar çok kolay kredi kartı veriyorlar. Hatta verdikleri kartı hiç kullanmasanız bile size kart maliyeti borcu çıkarıyorlar. Batı ülkelerinde bu kolaylık yok. Ayrıca, kolay kredi kartı veren bankalar yüksek faiz alıyorlar. Bankacılık risk işidir. Bankacılar, kredi kartını bol keseden dağıtırken risk hesabı yapıyorlar mutlaka. Batık oranını kabul edilebilir düzeyde tuttururlarsa, banka açısından sorun yoktur. Bunu sineye çeker, elde ettiği kazanç buna değerdir. "Şüpheli alacak" mahiyetinde batak alacağı için hukuki takibe geçer, ne alırsa o da kârdır. İşin sosyal boyutu bankacının işi değildir.
O halde sosyal ve siyasal sorumluluğu yine siyasi iktidarın taşıması gerekir. Vatandaşı iflasa, intihara sürükleyecek geçim koşullarını düzeltmek onun birinci görevi olduğu gibi, bu olaylara sürükleyecek borçlanma koşullarını en aza indirmek de onun sorumluluğundadır.
"Herkes ayağını yorganına göre uzatsın" diyerek, sadece vatandaşı suçlamak çözüm değildir.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Hamas, İsrail ve Türkiye
TÜRKİYE için Amerika'daki dost lobilerin başı...
Çetin ALTAN
1889'da Ertuğrul gemisinin Japonya'ya gidişi ve batışı...
Şu bizim olduğumuzdan fazla görünme hastalığı...
Melih AŞIK
Yeni Sahne'den...
Ankara'da Devlet Tiyatrosu oyunlarının sahnel...
Fikret BİLA
Geçim cambazlığı aracı olarak kredi kartı
Kredi kartı borcu yüzünden TBMM'de görevli bi...
Hasan CEMAL
Soykırım ve inkârı!
Holocaust... Avrupa Yahudiliği'nin İkinci Dün...
Güneri CIVAOĞLU
Öldüren kartlar
Kredi kartı rezaleti nihayet TBMM'deki polis ...
Abbas GÜÇLÜ
'Edepsizlik' heyecanla söylenmiş
Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde yaşanan r...
Hurşit GÜNEŞ
2006'da büyüme motorları tekler mi?
Bir ülkede ekonomik büyümenin üç motoru vardı...
Nail GÜRELİ
Türkiye'nin ikilemi ve Kütahya
Türkiye'nin genelinde yaşanan bir ikileme geç...
Sami KOHEN
Dora ile ne değişir?
YUNANİSTAN'ın dış politikasında, Bayan Dora B...
Metin MÜNİR
Hayal, trafik için çare değil
İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ı tanı...
Hasan PULUR
Mızrak çuvala girdi, tapular ortaya çıktı...
BİR haftadır bekledik, "Şu mızrağı çuvala nas...
Tuba AKYOL
Neden kopuyor bu çocuklar?
Çocuklar artık daha çabuk büyüyor. Ve büyüdük...
Meral TAMER
Banka alan da, satan da ödül aldı
Önceki akşam Ekonomist Dergisi'nin 'Ekonomide...
Ece TEMELKURAN
Kürdistan demeli mi, dememeli mi?
Gazetecinin takip etmesi gereken Kutup Yıldız...
Osman ULAGAY
Doları ve YTL'yi uçuran sermaye
ABD'nin dış ticaret açığının geçen yıl 725.8 ...
Güngör URAS
Prim affı (Her af: 'Bu son af')
TBMM'nin gündemindeki "sosyal güvenlik kurulu...
M. Ali BİRAND
Arap Yatırımcı'nın Türkiye'ye bakışı
Geçenlerde, uzun süredir yakından tanıdığım İ...

© 2006 Milliyet