Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Şubat 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mızrak çuvala girdi, tapular ortaya çıktı...


BİR haftadır bekledik, "Şu mızrağı çuvala nasıl sokacaklar?" diye.
"Hamas" mızrağını...
Sonunda Sayın Abdullah Gül, mızrağı çuvala soktu:
"Filistin'le ben ilgilenmeyeceğim de kim ilgilenecek? Filistin'in, İsrail'in, Kudüs'ün bütün bu coğrafyanın, tapuları benim elimde!"
Hemen "Maşallah ne kadar da çok tapunuz varmış?" diye Sayın Gül'e takılmayın, "Tapular benim elimde!" derken Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanı olarak konuşuyor, yani tapular Türkiye'nin elinde, öyle diyor...
***
NE var ki bu tapular delinmiş, işe yaramayan tapular.
Biz o tapuları unutalım da, elimizdeki toprağın tapusuna sahip çıkalım, deldirmeyelim!
***
YÜZÜNE gözüne bulaştırmak gibi bir deyim vardır.
"Hamas"ın yetkilisi Meşal'le görüşmeyi "resmi değil, gayri resmi" diye çuvala sokmaya çalıştılar, görüşmeyi AKP merkezinde yaptılar, arka fonda AKP'nin mumu görünmesin diye duvara perde çaktılar. Adamın otel parasını bakanlığa ödettiler. Amerika ve İsrail bastırınca, Tayyip Erdoğan, adamla havaalanında karşılaşmamak için, mobilyacı dükkânına girip takım seçti. Bari beğenip aldı mı acaba?
Adamlar da bunları yediler, öyle mi?!!!
Şairin dediği gibi:
"Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?"
***
NEYSE Kİ Sayın Abdullah Gül, bu işlerin yabancısı değildir.
"Refah-Yol" hükümetinde Devlet Bakanı'ydı ama, aslında Erbakan Hoca'nın gizli Dışişleri Bakanı'ydı.
"Dün"ü "yarın" olmadan unutanlar Erbakan'ın haysiyet kırıcı Libya gezisinde kendisine refakat edenin Devlet Bakanı Abdullah Gül olduğunu belki hatırlamazlar.
Oysa, bu gezi o tarihlerde Türkiye'nin gündeminde birinci maddeydi; Erbakan Hoca, Müslüman ülkelerin desteğini almak için bu geziye çıkıyordu. Maksadın ne olduğunu tahmin edenler bu geziye karşıydılar. Başta, o tarihte bakan olan DYP'li Mehmet Ağar, gezi kararnamesini imzalamadı. Türk heyeti Mısır'da gayet soğuk karşılandı, havaalanına Türk bayrağı bile çekilmedi. Büyük umutlar beslenen Kaddafi ise Türk heyetini gece yarısından sonra saat 2'de çöl ortasında kurulan Bedevi çadırında kabul etti...
***
VE sonra açtı ağzını, PKK'ya destek verdi, Türkiye Cumhuriyeti tarihini yok saydı, Türkiye yönetimine hakaret etti, herkes donup kaldı... Türk heyetindekiler hop oturup hop kalkıyordu. Umutlar Başbakan Erbakan'daydı, hele Kaddafi lafını bir bitirsin, onun ağzının payını "Hoca" verecekti.
***
HEYHAT! Umutlar suya düşer, Erbakan'ın cevabı teşekkürdür:
"Muhterem Kaddafi Beyefendi'ye, gösterilen misafirperverlikten dolayı kalpten teşekkür ediyorum."
Sayın Gül de zevahiri kurtarmaya çalışır, gerginliği azaltmak için, gazetecileri "Deli saçması der, geçeriz!" diyerek güya yatıştırır.
***
MEHMET Ağar, kararnameyi imzalamadığı gibi, bakanlıktan da istifa eder.
Aynı gün de Erbakan kendisini arar:
"Çok başarılı hizmetleriniz oldu, size çok teşekkür ederim. Libya gezisi konusunda da doğru bir öngörü içindeydiniz. Keşke sizi dinleyip Libya'ya gitmeseydik. Ama oldu; bu konuda haklı çıktınız, doğru düşünmüşsünüz." (x)
***
SAYIN Gül, acaba o günleri bugün hatırlıyor mu?
Şimdi tapu peşindeyiz, imparatorluğun mirasçısı olarak, Filistin'in, İsrail'in, Kudüs'ün tapularına sahip çıkıyoruz.
Sayın Demirel'in bir sözü aklımıza geldi:
"Tapulu arazime gecekondu diktirmem!" diyerek partisine sahip çıkardı.
Sayın Gül de Ortadoğu'ya sahip çıkıyor.
Bırakın o tapuları müzede kalsın, biz elimizdeki tapuyu deldirmeyelim de...
——-
(x) 28 Şubat - Post Modern Darbe'nin Öyküsü, Birharf Yayınları, Hakan Akpınar.

h.pulur@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Hamas, İsrail ve Türkiye
TÜRKİYE için Amerika'daki dost lobilerin başı...
Çetin ALTAN
1889'da Ertuğrul gemisinin Japonya'ya gidişi ve batışı...
Şu bizim olduğumuzdan fazla görünme hastalığı...
Melih AŞIK
Yeni Sahne'den...
Ankara'da Devlet Tiyatrosu oyunlarının sahnel...
Fikret BİLA
Geçim cambazlığı aracı olarak kredi kartı
Kredi kartı borcu yüzünden TBMM'de görevli bi...
Hasan CEMAL
Soykırım ve inkârı!
Holocaust... Avrupa Yahudiliği'nin İkinci Dün...
Güneri CIVAOĞLU
Öldüren kartlar
Kredi kartı rezaleti nihayet TBMM'deki polis ...
Abbas GÜÇLÜ
'Edepsizlik' heyecanla söylenmiş
Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde yaşanan r...
Hurşit GÜNEŞ
2006'da büyüme motorları tekler mi?
Bir ülkede ekonomik büyümenin üç motoru vardı...
Nail GÜRELİ
Türkiye'nin ikilemi ve Kütahya
Türkiye'nin genelinde yaşanan bir ikileme geç...
Sami KOHEN
Dora ile ne değişir?
YUNANİSTAN'ın dış politikasında, Bayan Dora B...
Metin MÜNİR
Hayal, trafik için çare değil
İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ı tanı...
Hasan PULUR
Mızrak çuvala girdi, tapular ortaya çıktı...
BİR haftadır bekledik, "Şu mızrağı çuvala nas...
Tuba AKYOL
Neden kopuyor bu çocuklar?
Çocuklar artık daha çabuk büyüyor. Ve büyüdük...
Meral TAMER
Banka alan da, satan da ödül aldı
Önceki akşam Ekonomist Dergisi'nin 'Ekonomide...
Ece TEMELKURAN
Kürdistan demeli mi, dememeli mi?
Gazetecinin takip etmesi gereken Kutup Yıldız...
Osman ULAGAY
Doları ve YTL'yi uçuran sermaye
ABD'nin dış ticaret açığının geçen yıl 725.8 ...
Güngör URAS
Prim affı (Her af: 'Bu son af')
TBMM'nin gündemindeki "sosyal güvenlik kurulu...
M. Ali BİRAND
Arap Yatırımcı'nın Türkiye'ye bakışı
Geçenlerde, uzun süredir yakından tanıdığım İ...

© 2006 Milliyet