Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Şubat 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu kur müdahalesi soruşturma gerektirir


Merkez Bankası yaklaşık 5 milyar dolarlık döviz aldı ama kur kıpırdamadı. Müdahale, şimdiye kadar yapılan müdahalelerin en yükseği idi. Köşe yazarları tartışıyor:
- Rezervler yeterli mi, değil mi?
- Rezervlerin maliyeti nedir? Hiçbir Merkez Bankası neden bu denli yüksek rezerv tutmuyor?
- Kuru yükseltmek için, demek ki döviz almak çare değil.

Neden bugün?
Yazıların hiçbirinde şu soruların cevabı yok:
  • Yılbaşından beri bekleyen Merkez Bankası alım için neden bu günü seçti?
  • Neden azar azar alım yapılmadı da toptan alım yapıldı?
  • Neden yaklaşık 5 milyar dolarlık alım yapıldı? Alım miktarı önceden belli miydi?
  • Alım hangi bankalardan ve hangi miktarlarda yapıldı?
  • Neden kur artmadı?
  • Alımdan IMF'nin haberi var mıydı?
  • Alımdan başka kimlerin haberi vardı?
  • Yabancılar nasıl oluyor da alımı bekliyorlardı?
  • Alım hükümete yaranmak için mi yapıldı?
  • Alım sonrasında, hangi enstrümanların fiyatları arttı?

  • Bu arada, Ekonomiden Sorumlu Bakan Babacan'ın açıklamaları var:
  • Bu müdahale bir seviye müdahalesi değildir. Kurdaki aşırı oynaklığı önleme müdahalesidir. (Bu açıklama, tarihin en yüksek tutarlı müdahalesi olmasına rağmen kurun artmamasını, bu işin önceden anlaşmalı olarak yapıldığı ve Bakan'ın da bundan haberdar olduğu izlenimini veriyor.)
  • Yüksek rezervin bir maliyeti vardır ama her riskten kurtulmanın da bir maliyeti vardır. (Risk nedir? Cari açık mı yoksa, yabancı fonlara verilen bir garanti nedeniyle oluşan bir risk mi?)

  • Ben eski bir Merkez Bankası Başkanı olarak diyorum ki, bu müdahale bir soruşturma gerektirir. Çünkü:
  • Böyle bir müdahale, IMF'nin emri olmadan yapılamaz.
  • Böyle bir müdahale, hükümetin bilgisi olmadan yapılamaz.
  • Böylesi yüksek ve ani bir müdahalede normal olarak kurlar artar. Çünkü, hiçbir bankanın elinde bu denli yüksek tutarda atıl döviz bulunmaz.
  • Büyük bir olasılıkla, bir kaynaktan bu denli yüksek tutarlı döviz gelmiş ve bir veya birkaç banka kullanılarak bu döviz Merkez Bankası'na devredilmiştir. Bu durumda da, en azından bu dövizi getirenlerin müdahaleden haberi vardır. Yani, müdahale birileri için yapılmıştır.
  • Döviz alımıyla piyasaya aniden ciddi miktarda Türk lirası çıkmıştır. Asıl maliyet, dövizin düşük faizle yabancı bankalara yatırılmasıyla değil, yaratılan bu Türk lirasının piyasadan çekilmesi için verilen faizle oluşmaktadır. Bu alımın maliyeti nedir?
  • Piyasaya verilen Türk lirası borsaya mı gitmiştir? Bu alımdan sonra borsada hangi kâğıtlar yükselmiş ve bu kâğıtlardaki alımı kim yapmıştır? Dövizi satanla, borsada alım yapan aynı kişi veya bu kişinin ortak çalışan kuruluşları mıdır? Alımları hangi aracı kurum gerçekleştirmiştir?


  • Kimin isteğiyle?
  • Merkez Bankası faiz düşürmek yerine döviz alma seçeneğini neden ve kimin isteğiyle kullanmıştır? Bu operasyondan kimler kârlı çıkmıştır?
  • Merkez Bankası, Babacan'ın da açıkladığı gibi döviz fiyatının yükselmesini neden istememektedir? Kime karşı taahhüdü vardır?
  • Döviz alımı gerçekten bir riske karşı ülkenin kendisini korumak için mi, yoksa, sıcak para çıkışı sırasında yabancı fonlarına kur garantisi sağlamak amacıyla mı yapılmıştır?

  • Bunlar sadece benim şüphelerim. Elimde belge filan yok. Ama, bu müdahalenin araştırılması gerekir. Şimdi ya da sonra.

    ytoruner@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Dış politikada kimlik yırtılması
    HAMAS lideri Meşal'in gelmesinin doğru olduğu...
    Çetin ALTAN
    Harika bir zorlanma dönemi...
    Elektrik henüz gelmediğinden, evlerde geceler...
    Melih AŞIK
    Cartcurt Vadisi
    Show TV'de yeni bir program var: Pişti... Pro...
    Fikret BİLA
    Aygün'e ihtiharı teşvik suçlaması
    İki polisin intihar etmesiyle Türkiye gündemi...
    Hasan CEMAL
    Kafalar karışık!
    Şiddet ve terörü politika aracı olarak benims...
    Yılmaz ÇETİNER
    Yassıada mahkemelerinde cinsel sorular!
    Can Dündar bence, son yılın değil, son yıllar...
    Güneri CIVAOĞLU
    Rum oyunu
    Bela "geliyorum demez, gelir" sözü bir yana g...
    Can Dündar
    Ortadoğu'da yeni kartlar
    Geçen mayısta Hüsnü Mahalli'nin "Büyük Ortad...
    Hurşit GÜNEŞ
    Ekonomi küresel etkiler altında
    25 yıl önce Türk ekonomisi büyük ölçüde dünya...
    Doğan HEPER
    Nükleerde geç ama mutlu son
    TÜRKİYE nükleer enerjiden faydalanmaya başlıy...
    Semih İDİZ
    Dünya bizi 'cahil', 'tembel' ve 'deli' görüyor
    Türkiye'nın sadece Batı'daki değil, tüm dünya...
    Hasan PULUR
    Nihayet "light" kebabı da becerdik...
    ADANALI kebapçı "Reşit Usta" dükkânına "light...
    Derya SAZAK
    Sauna çetesi
    Küre operasyonuyla, 'Sauna çetesi' de 'Susurl...
    Meral TAMER
    Yalçıntaş, ihracatçıları kızdırıyor
    Türkiye Genç İşadamları Derneği TÜGİAD üyeler...
    Yaman TÖRÜNER
    Bu kur müdahalesi soruşturma gerektirir
    Merkez Bankası yaklaşık 5 milyar dolarlık döv...
    Güngör URAS
    Tekstil ve giyim sanayii zorda
    2005 yılında imalat sanayiinde üretim ortalam...
    Serpil YILMAZ
    Tarihe Saygı Projesi: Çanakkale
    Küçük bir aile şirketiydi Opet, 1992 yılında ...
    M. Ali BİRAND
    Bankalar, kredi kartında sınıfta kaldı
    Son 2 yıldır bir Kredi Kartı Borçları sorunuy...

    © 2006 Milliyet