Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Şubat 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Bankalar, kredi kartında sınıfta kaldı


Son 2 yıldır bir Kredi Kartı Borçları sorunuyla oturup kalkıyoruz. Hergün gazetelerde, Kredi Kart borcu nedeniyle ya bir intihar veya bir felaket haberi okuyoruz. Aslına bakacak olursak, sorun temelde iki nedene dayanıyor:
- Parasızlıktan veya eline geçtiğinden daha fazla harcayan vatandaşların, Kredi Kartlarına borçlanarak yaşama çabası.
- Bankaların bu oyunu görmezden gelip borç bataklığını daha da tehlikeli hale getirecek bir politika izlemeleri.
Ankara Ticaret Odası rakkamlarına göre, Türkiye'deki sorunun dökümü de şöyle:
- Kredi Kart sayısı: 30 milyon ( Bazıları 2-3 ayrı kart kullanıyor)
- Takipteki kredi kart sayısı: 709 bin.
- Hiç ödenmeyen kart sayısı : 572 bin.
- Kara listede olan kart sayısı: 709 bin.
- Ödenmeyen borç tutarı: 1.4 Katrilyon Ytl.
- Sorunlu Kredi kartlarının genel kart sayısına oranı:% 7.5
Şu anda TBMM'nin yapmaya çalıştığı, hiçbir piyasa ekonomisi mantığına uygun değil. Meclis, ayağını yorganına göre uzatamamış vatandaşlarımıza yardım ediyor. Kredi Kartlarını düzenli ödeyenler de şimdi çıkıp "Borcumuzu ödeyerek biz mi hata ettik?" diye sorma hakkını elde ediyorlar.
Anlayacağınız, bu işin tutar yanı yok.

GELELİM, BANKALARIN TUTUMUNA
Bankalara gelecek olursak...
İster gerçek ister suni olsun, bugünkü sorunun yaratılmasında Bankaların da büyük beceriksizlikleri var. Hiç değilse, dışardan bakıldığında böyle bir izlenim ediniliyor.
Bankalar, bu krizin geldiğini uzunca bir süredir görüyordu. Sadece Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ü veya Milletvekillerini popülizmle suçlamak yerine, erkenden harekete geçebilirler ve bu noktaya kadar gelmeden önlem alabilirlerdi. Oysa " Ne yapalım kardeşim, borcu alan ödemelidir" diyerek krizi görmezden gelmekle yetindiler.
Belki dünya'daki faiz oranlarını uyguladılar, ancak bu oranların son derece abartılı olduğunu görmediler veya görmek istemediler.
Borç batağına düşenlerin birgün büyük sorun yaratacağını da görmediler veya görmek istemediler.
Kamu oyuna yazılı açıklamalar yapmaktan ileri gitmediler. Kendilerini anlatmak lütfunda dahi bulunmadılar. Sanki utanıyorlarmış gibi davrandılar.
Açıkçası, sınıfta kaldılar. Bugün gelinilen garip duruma büyük katkıda bulundular.
Bundan sonra da şikayete hakları yok. Zira, kendi düşen ağlamaz.

* * *

YORGANIMIZA GÖRE AYAK UZATAMIYORUZ
Kredi kartları sorunu nereden kaynaklanıyor?
Kazandığımızdan daha fazla harcamaktan değil mi?
Yani, ayaklarımızı yorganımıza göre uzatamadığımızdan dolayı. Belki de yetiştirilme şeklimiz böyle. Herşeyi Devletten beklemek, başımız sıkıştığında "nerede bu devlet, neden yardım etmiyor?" diye bağırma alışkanlığımızdan kurtulamıyoruz.
İşte alın ikinci bir örnek : Sosyal Sigortalara olan prim affı.
19 uncu defa gelen bir af.
"Bu defaki sonuncu" diyor Başbakan. Duyda inanma. 19 defadır aynı şey söyleniyor.
Neden?
Zira, Sosyal Sigorta sistemimiz de, ayağını yorganına göre uzatamıyor.
75 milyonluk nüfusta, Sosyal Sigorta kurumlarına (SSK-Bağkur) prim ödeyen kişi sayısı 12 milyon. Oysa aynı kurumlardan maaş alan emekli sayısı 40 milyona yakın. Aradaki açığı da Devlet (yani hepimiz) kapatıyor. Ayağını yorganına göre bir türlü uzatamıyor.
Bir de üstüne üstlük, primlerini de toplayamıyor. Arka arkaya af çıkartmak zorunda kalıyor.
Devlet Baba beceriksizliğinin ceremesini bizden çıkarıyor. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, tüm reform önerilerine de direniyor. Nedeni de son derece basit: Alınacak kararlar oy kaybına neden olacak.
Biz işin kolayına kaçıyoruz. Af çıkartıp, toplumu ayağını yorganına göre uzatmamaya alıştırıyoruz. Sosyal Devlet şimsiyesi altına girip, çarpık sistemi yaşatıyor, gelir dağılımdaki çarpıklığı, birinin cebinden alıp bir başkasına vererek dengelemeye çalışıyoruz.
Özetle, kısır döngüden kurtulamıyoruz.

* * *

ABD'NİN HAMAS MESAJI NET
Hamas ziyaretinin resmi açılardan dış yankıları artık netleşti.
İsrail, bu ziyaretten dolayı Türkiye ile ilişkilerini germek niyetinde olmadığını gösterdi. İsrail Büyükelçisinin dünkü AK parti ziyareti bunun işaretiydi.
ABD, hem Büyükelçi Ross Wilson, hem de Washington'dan yapılan açıklamalarla, ziyareti sorun yapmadığını, buna karşılık verilen mesajların önemli olduğunu, bu mesajların da hedefine ulaştığını gösterdi.
Ancak bu açıklamaların bir de satır arası mesajı var. Resmen söylenmeyen bir mesaj:
"Hamas terörden vazgeçmeden ve İsrail'in varlığını kabul etmeden bu tip ziyaretleri sürdürmeyin. Ancak, ortak tutum takınarak çözüm bulabiliriz."
Uluslararası kamuoyundaki çalkantıları daha sürebilir, ancak bu olay şimdilik, resmi dosyalarda kapanmış gibi görünüyor.
Bakalım AK parti iki seçenekten hangisini tercih edecek? Beklemeye mi girecek, yoksa Hamas diyaloğunu sürdürecek mi?

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Dış politikada kimlik yırtılması
HAMAS lideri Meşal'in gelmesinin doğru olduğu...
Çetin ALTAN
Harika bir zorlanma dönemi...
Elektrik henüz gelmediğinden, evlerde geceler...
Melih AŞIK
Cartcurt Vadisi
Show TV'de yeni bir program var: Pişti... Pro...
Fikret BİLA
Aygün'e ihtiharı teşvik suçlaması
İki polisin intihar etmesiyle Türkiye gündemi...
Hasan CEMAL
Kafalar karışık!
Şiddet ve terörü politika aracı olarak benims...
Yılmaz ÇETİNER
Yassıada mahkemelerinde cinsel sorular!
Can Dündar bence, son yılın değil, son yıllar...
Güneri CIVAOĞLU
Rum oyunu
Bela "geliyorum demez, gelir" sözü bir yana g...
Can Dündar
Ortadoğu'da yeni kartlar
Geçen mayısta Hüsnü Mahalli'nin "Büyük Ortad...
Hurşit GÜNEŞ
Ekonomi küresel etkiler altında
25 yıl önce Türk ekonomisi büyük ölçüde dünya...
Doğan HEPER
Nükleerde geç ama mutlu son
TÜRKİYE nükleer enerjiden faydalanmaya başlıy...
Semih İDİZ
Dünya bizi 'cahil', 'tembel' ve 'deli' görüyor
Türkiye'nın sadece Batı'daki değil, tüm dünya...
Hasan PULUR
Nihayet "light" kebabı da becerdik...
ADANALI kebapçı "Reşit Usta" dükkânına "light...
Derya SAZAK
Sauna çetesi
Küre operasyonuyla, 'Sauna çetesi' de 'Susurl...
Meral TAMER
Yalçıntaş, ihracatçıları kızdırıyor
Türkiye Genç İşadamları Derneği TÜGİAD üyeler...
Yaman TÖRÜNER
Bu kur müdahalesi soruşturma gerektirir
Merkez Bankası yaklaşık 5 milyar dolarlık döv...
Güngör URAS
Tekstil ve giyim sanayii zorda
2005 yılında imalat sanayiinde üretim ortalam...
Serpil YILMAZ
Tarihe Saygı Projesi: Çanakkale
Küçük bir aile şirketiydi Opet, 1992 yılında ...
M. Ali BİRAND
Bankalar, kredi kartında sınıfta kaldı
Son 2 yıldır bir Kredi Kartı Borçları sorunuy...

© 2006 Milliyet