|
Çalkalama ve çalkalanma...
Saat akşam 19 sularında otobüs duraklarında, işlerinden çıkmış evlerine gitmek için uzun kuyruklar halinde bekleşen kadınlarla erkekleri, hiç mi hiç ilgilendirmese de...
Global sermaye, köylülüğü aşamamış ülkelerin biçimlendirdiği despotik, teokratik, oligarşik "devlet" modelleriyle de; onların tepelerdeki politik kadrolarıyla da çatışıyor...
Bu çatışma, değişen teknolojiler sonucu küreselleşen "evrensel ekonominin"; "statüko"yu muhafaza etmek isteyen yerel siyasetçilerle, çok doğal olan diyalektik bir çatışması...
***
Dünyanın bin bir yerini gezerek, kalıcı belgeseller hazırlamış olan, mütevazı Coşkun Aral'a bir "merhaba" demek için; kendisinin denetiminde salt belgeseller yayınlamak için, yeni yayına başlayan İz TV'nin Ortaköy'deki şatafatlı partisine şöyle bir uğradık...
Dekolte giyimli, şık, güzel genç hanımlar ve yakışıklı genç beyler...
Ara Güler ile bendeniz, eski kuşaklardan arta kalmış son örnekler gibiydik. Hemen oradan usulca ayrılıp, gece hayatını hiç bilmediğimiz Ortaköy'de, kendimize bir yer aranmaya başladık.
***
Ortaköy'ün, kendine özgü değişik kafeteryaları ve masalarda baş başa oturan genç kızlarla delikanlılar...
Elbette hiçbirinin umurunun teki değildi, ne Irak'taki kanlı dramlar, ne de Yakındoğu'nun içine itilmekte olduğu ürkütücü kan banyosu...
***
Fransız İhtilali'nden sonra ortaya çıkan "ulus-devlet" modeliyle "demagoglar saltanatı" ve sonra da "bağımsızlık hareketleri" en çok silah sektörünün işine yaramıştı.
Yeryüzünün 200 devlete bölünmüşlüğü, yoksulların sayısını azaltacağına, çoğaltmıştı.
Modern teknolojiyle alabildiğine hızlanan iletişim ve ulaşım da, küçültüvermişti "yer" küresini.
Global sermaye için, artık yoksulların da zenginleşmesi ve birer müşteri durumuna gelmesi gerekiyordu. Yerel politikacılar ise -İran'da olduğu gibi- hâlâ daha silahlar için yaptıkları harcamalarla bunu engelliyorlardı.
Ve köylülüğü bir türlü aşamamış olan 48 İslam ülkesi, tek bir paketin içine sokulmak isteniyormuş gibiydi sanki...
***
Orta yaşlılığa doğru elini uzatmaya başlamış, zarif bir hanım; "parapsikoloji"den söz ediyordu.
İnsanların ruhsal yapıları, fizyolojik yapılarını aşan bir özellikteydi...
Neler olup biteceğini, yaşanmadan öngörebilen gelişmiş ruhlar vardı; örneğin bir araba kazasını, örneğin görümcenin sevgilisine kaçacağını...
Zarif hanımefendiye soramadım:
- Parapsikolojiyle uğraşanlar arasında, köylülüğü aşamamış ülkelerdeki yolsuzluklar, faili meçhul cinayetler ve mafya-üst düzey bürokrat ilişkilerinin -toplam bir volüm olarak- kaç milyar dolara kadar çıkabileceğini öngören var mı, diye.
Parapsikolojiyle uğraşanlar, daha çok kendilerinin bireysel yaşamlarıyla ilgiliydiler...
21. yüzyılın dinamikleri, parapsikolojinin gündemi dışındaydı.
***
Tek bir gün içinde karşılaştığımız, insanlar, gençler, çocuklar... Tıklım tıklım otobüsleri dolduranlar... Sonu gelmeyen araba akışları...
Bir yanda İstanbul'un göklere doğru füzelenip gitmiş gökdelenler dünyası, bir yanda varlıklı semtlerin yüzde 1300 kat daha altında yaşayan varoş mahalleleri...
Sanki sakıncalı bir zembereğin yayı, kuruluyor, kuruluyor, kuruluyor gibi...
***
Gerçi bizim kuşağın yüzyılı değil 21. yüzyıl... Genç kuşaklar ise yaşayacakları taze yüzyılın, eski kalıpları hızla aşmakta olan yeni dilinden habersiz gibiler. Dünyadan Türkiye'ye bakacaklarına, Türkiye'den bakmaya çalışıyorlar dünyaya...
Ne yapalım böyle...
***
Politikacılarımız, gerektiğinde, "küffara da-İslama da" yol gösterme misyonunu benimseyedursun; Ortaköy geceleri de çok daha değişik bir hayatın içindeydi, geçenlerde Kalamış'ta rastladığımız genç bir kız gibi kırıtarak yürüyen, dudakları aşırı boyalı 70'ini aşkın hanım da...
***
Ya hele dünkü gazetelerin haber başlıkları:
"Irak'ta mezhep savaşına doğru"
"Liselilere ne oluyor? - Eğitim için okula giden liselilerin usturalı bıçaklı kavgaları her gün artıyor. Dün de ülke genelinde 6 liseli yaralandı"
"Poliste artan cinnet ve intihar olayları"
"AB ile kriz kıyıya vurdu"
***
Bir de önümde, hukukçuluğu gibi, kalemi de üst düzey olan Adnan Ekinci'nin editörlüğünü yaptığı, "Yeni Hukuk" dergisinin 5'inci sayısı var...
Kapağında, şimdiye dek kimsenin rastlamamış olduğu bir yazı başlığı:
"İtiraf etmeye çekiniyorlar - Zorunlu askerlik kalkacak"
***
Bendeniz de, onca çalkalama ve çalkalanmaya karşın, yine de boşuna demiyorum:
- Enseyi karartmayın, diye...
"Yeni Hukuk" dergisindeki yazı, açıklama, haber ve röportajlar, o kadar değişik bir pencereden bakıyor ki olup bitenlerin içyüzüne; besbelli ki böyle bir pencerenin panjurlarını açan "medeni bir cesaret" ortaklığı da, aynı iyimserliği fısıldamada kendisiyle el sıkışanlara:
- Enseyi karartmayın...
c.altan@prizma.net.tr
|
|