|
El ele, baş başa
"Baş başaydılar" diyor televizyon. "Romantik bir ortamda" diye de ekliyor. "El eleydiler" diye özellikle belirtiliyor. Emine Hanım ve Tayyip Bey, allı morlu ışıklandırılmış antikçağ kapılarına doğru ilerliyor. Haberi duyunca sanırsınız ki sahiden baş başaydılar, hakikaten romantikti ortam.
Sorarım size, kim sevgilisiyle el ele yürürken yanında Kültür Bakanı Atilla Koç'u ister?!
Koç meselesi de değil sadece. Telaşlı tabiatlı korumalar, diğer resmi zevat, kim olduğu belli olmayan zerzavat...
Efes antik şehrinde son derece antika bir durum. Oysa bu gezi, Emine Hanım'a verilen, romantik bir doğum günü hediyesi.
Baş başa veya romantik mi peki? Emine Hanım daha iyi bilecektir, iktidarla takdis edilmiş başlar, hiçbir surette baş başa kalamazlar!
İktidar kalabalıktır
Memleketimizin siyasi âdetleri uyarınca, yekpare bir kütleye dönüşecek kadar bitişik nizam yaşayan bir kalabalıkla hareket etmeye mahkûmdur muktedir. Türkiye'de iktidar, bitişik erkek vücutlarından oluşan bir duvarla çevrelenir. Kadınların siyasete girememesi esasen bu sebeptendir!
"Kadınlar siyasette neden etkin değil?" sorusunun cevabı budur: Bol elleşmeli, öpüşmeli, sarılmalı, omuzlara almalı siyasi erkek ayinlerini bozar kadın gövdeleri. Sıkıntı yaratır, "Erkek muhabbeti" rahatlığını bozar kadınlar. Kadınlar surları aşamadan bedenen ve ruhen tüketilir.
Çünkü memleketimiz sadece ruhen değil, bedenen de muktedire yapışmayı sever. Siyaset, bu ülkede, biraz da birbirine yaslanmış, birbirini sıkıştıran erkek gövdeleridir. İktidar halelerinin dış çeperlerinde kalmak erkeklere kendilerinin de nedenini bilemediği bir ruh ürpermesi verir.
Siyaset, memleketimizde bir dolmuş misali hep sıkış tıkıştır. Şu anda elimizde bulunan siyasetçiler, bu sıkış tıkış ortamdan sağ çıkabilenlerdir. Hatta kimilerinin tek mahareti bu bile olabilir!
Açık ve kapalı kadın başı
Bir kadının başı, açık veya kapalı, bu kadar gürültüyü kaldırmaz asla. Peki bir ilişki baş başa kalamamayı ne kadar kaldırır? Olup bitenin oturup sakin kafayla temize çekildiği, dar zamanda araya verilen kırgınlıkların giderildiği o baş başa konuşmalar olmadan? Çünkü, bilirsiniz, insanlar konuşmadan yaşar sanılanın aksine. Konuşmak, hele bir ilişkide zamanı durdurup kalbimizin Z raporunu almaktır, baş başa bir vakte muhtaçtır...
Mesele el ele fotoğraf vermek değil yani. Zaten memleket sathında nice evlilik misafirliklerde verilen o "huzurlu ilişki" pozuyla içten içe devrilirken yürütülür. Ama hakikaten hiç yalnız kalmadan bir ilişki nasıl götürülür?
Evlilik zaten yeterince kalabalık bir müessesedir. İki kişilik bir kurum olduğunu sananlar ancak hiç evlenmemiş olanlardır. Ama bir de iktidar kalabalığı girince ilişki evinin içine...
Bir muktedirin evliliği, herhalde, pek sevilmeyen misafirlerin gitmediği, herkesin "misafirlik halini" giderek gerçek haliyle karıştırdığı bir ev ziyareti gibidir. Acaba muktedirlerin eşleri ne tür fenalıklar geçirmektedir.
Bu ülkenin siyasi tarihine aslında bir de bütün Türkiye'yi evlerinde ağırlayan, bitişik nizam erkek gövdeleri arasında yaşayan o kadınlar yazmalılar. Muktedir hanımlar, erkek vücutlarından örülü duvarlarla oluşan o iktidar halelerinin içeriden nasıl göründüğünü anlatmalılar. Çünkü bilirsiniz, erkekleri, iktidarları ve erkek duvarlarını bir tek kadınlar çatlatırlar!
ecetem@hotmail.com
|
|