|
 |
|
|
Atina günlüğü
Atina'nın her yerinde zenginliğin getirdiği bir değişiklik var, buna karşılık devlet müzelerinde önemli bir gelişme görülmüyor
Fax: (0312) 427 20 64
Atina'da iki ülke komisyonları tarih dersi kitaplarının ıslahı için toplanıyor. Kurullarında tarih hocaları, eğitimciler ve diplomatlar var; diplomatların tarihçilere göre daha mutedil, üslup sahibi olduğunu söyleyebiliriz. Bu ikinci toplantı oluyor; gelecekteki sayısız toplantıların başlangıç safhasındayız.
Ders kitaplarından karşılıklı düşmanca ifadeler ayıklanabilir, nitekim 20 yıl evvelki "vahşi Asyalı" vs. gibi deyimler çoktan yok oldu ama asıl ters düşünceleri yaratan kavramları temizlemek gerekir. Bu kavramlar yanlış bilgiye dayanıyor ve temizliği daha zor, çünkü insanlar iyi bildiğini zannettiği yanlışlarda çok ısrarla takılırlar. Mesela uzun tarihin yarattığı ve kilisenin de benimsediği Romalı demek olan "Rum" ismi çağdaş Yunanistan'ı rahatsız ediyor; bunu Türklerin dış dünya yani diyaspora Helenlerini anavatandan ayırmak için yarattıkları bir tabir olarak görüyorlar. Bilgi yanlış, yorum ise tam bir abartma; biz Türklerin siyasi kullanım ve istismar için böyle terimler yaratacak kadar dilbilimsel birikimden uzak olduğumuzu bilmiyorlar.
Malum; "Yunan" kelimesi Batı Anadolu'nun klasikteki adı olan İonyalıdan gelir, bütün Şark milletleri ve İbraniler bu tabiri kullanırlar. O deyimi de coğrafya olarak bugünkü Yunanistan'ı kapsamayacağı için istemiyorlar. Tabii o zaman, resmi Yunan çevrelerinde Batı Trakya halkına "Türk" değil de niçin "Müslüman" dendiğini anlamak zor. Acaba bunların dini kimlikleri nüfus kağıdına böyle geçse de konuştukları dile ne denecek?
Benaki Müzesi etkileyici
Bu gergin noktaların dışında Yunanlılar artık Türklerin Avrupa Birliği'ne girmesini istiyorlar. Tabii ki sokaktaki adamından kahvehane aydınına kadar herkesin kendine göre aklı var; "eski komünistler bile AB'ye giriyor, salın Öcalan'ı, siz de girin ne olur" gibisinden.
Atina rahatlamış; daha düzgün görünüyor. Oteller restore edilmiş, şehirde zenginliğin getirdiği bir değişiklik var, buna karşılık devlet müzelerinde önemli bir gelişme görülmüyor. Arkeoloji Müzesi'nde "müze rehber kitabı"nın tükendiğini söylüyorlar. Hatıra eşya reyonu bizimkinden hallice. Her seferinde bakarım, Atina Şehir Müzesi 10 yıldır yerinde sayıyor.
Bu müzenin Londra, Viyana gibi Avrupa başkentlerindeki müzelerle boy ölçüşecek hali yok. Ama ünlü bir ailenin kurduğu vakıf müze olan Benaki her gelişimde çarpıcı yeniliklerle karşıma çıkıyor. Müzeyi yönetenlerin yabancı dilleri ve alan bilgileri sokaktaki insandan, hatta ortalama aydından çok üstün. Benaki Müzesi'nin koleksiyonları zenginleşiyor, müzedeki eserler ve 18-19'uncu yüzyıl Yunan tarihi üzerindeki neşriyat çeşitlenmiş. Küratör dediğimiz uzmanların bilgisi Avrupa müzeleri ile yarışır.
Bunların ifadeleri doğrusu; "düşmanca ve yanlış ifadeleri ayıklama komisyonları"nı gerektirecek gibi değil, oldukça makul. Demek ki zenginlik ve gerçek eğitim düşmanca ifadeleri azaltıyor. Yarım yamalak eğitimle iş görenler ise her türlü düşmanlığı artırıyor.
Şapka çıkarılacak faaliyet
Ziyaretçiler kendi haline bırakılmıyor, hele çocuk ve gençlik gruplarına mutlaka rehberlik yapılıyor. Beni Benaki Müzesi'nde asıl büyüleyen bölüm; Parthenon eteklerindeki "İslam eserleri şubesi" oldu. Duvara monte edilen ve Edirne Sarayı'na ait olduğu söylenen İznik çinisi mihrap, muhtelif müzelerdeki parçalar toplanarak yapılmış; Lizbon'daki Gülbengyan'dan Londra'daki Victorya ve Albert Müzesi'ne kadar. Doğrusu ne kızdım ne kıskandım; bu eseri gün ışığında çıkardığı için müzeyi tebrik etmek gerekir. Malum İslam eserlerini kaçakçılar hoyratça yağmalayıp parça parça satıyorlar, bu gibi birleştirme gayretlerine ancak şapka çıkarılır.
Atina değişmiş. Avrupa Birliği'nden ve olimpiyat oyunlarından gelen yardımların ötesinde; Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani'nin estetik zevki de bunda rol oynuyor. Metro, havaalanı yolu, birtakım binaların restorasyonu malum. Parthenon'un etrafını çepeçevre saran ılık bahar güneşi altında tıpkı MÖ 5'inci yüzyıl kırsal havası içinde dolanabileceğiniz taş bir yol yapılmış, buradan birtakım binaların temizlendiği açık. Acaba Süleymaniye'nin, Selimiye'nin, Kasımpaşa'da Piyale Paşa Camii'nin etrafındaki mezbeleleri temizleyecekler nerede? İsteyince oluyormuş, demek ki Dora hanım Atina'daki şer kuvvetlerinden çekinmemiş, biz de çekinmeyelim.
|
|
|

|