Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Şubat 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Adı gibi olmayan hastalık: Şeker

Günümüzde en yaygın hastalıklardan biri olan şeker hastalığı (diyabet) konusunda ne biliyoruz? Eğer bu hastalığa yakalandıysak nelere dikkat etmemiz gerekiyor?

tkumeli@milliyet.com.tr


Şeker hastalığı (diyabet), vücudunuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretememesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamamasına bağlı olarak gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır.
Başlıca iki tip şeker hastalığı bulunmaktadır. Tip 1 diyabetli kişilerde yeterli insülin üretimi yoktur ya da çok azdır. Tip 1 diyabet çoğunlukla çocuklar ve ergenlik çağındakilerde gelişir fakat yetişkinlerde de görülebilir.
Tip 2 diyabetli kişilerin ise pankreası insülin üretir ama üretilen insülin hedef dokularda etkili olarak kullanılamaz. Tip 2 diyabet, tip 1 diyabete kıyasla daha sık görülür.

Yakıt olarak glikoz
Normalde yediğimiz besinler vücudumuzda parçalanarak enerji için kullanılmak üzere glikoza dönüştürülür. Midenin arka yüzeyinde yerleşik bir organ olan pankreas, kaslarımızın ve diğer dokuların kandan glikozu alıp enerji olarak kullanmalarını sağlar ve insülin hormonu üretir.
Besinlerle kana geçen glikoz, insülin hormonu aracılığı ile hücrelere girer. Hücreler glikozu yakıt olarak kullanır. Eğer glikoz miktarı vücudun yakıt ihtiyacından fazla ise karaciğerde depolanır. Şeker hastalığında ise insülin eksikliği veya insülinin vücutta etkin bir şekilde kullanılamaması nedeniyle glikoz kullanılamaz ve kan şekeri yükselir (hiperglisemi).
Şeker hastalığı olmayan insanlarda kan şekeri açlıkta 70-110 mg. / dl. arasında, toklukta (yemekten iki saat sonra) 140 mg. / dl.'nin altındadır ve kan şekeri düzeyi açlık halinde 120 mg. / dl.'nin, tokluk halinde ise (yemeğe başladıktan iki saat sonra) 140 mg. / dl.'nin üstüne çıkmaz.
Açlık kan şekeri ölçümünde (en az sekiz saatlik bir açlık sonrası) en az iki değerin 126 mg. / dl.'nin üzerinde olması diyabet için tanı koydurucudur.

Obezite ve yaş da etkili
İnsülin vücudumuzda pankreas adı verilen organ tarafından üretilen bir hormondur. Kandaki şekerin hücre içine girmesini sağlar. Tip 1 yani insülin kullanımı gerektiren diyabette pankreas çok az ya da hiç insülin yapamaz. Bu durumda hücrenin içine giremeyen şeker kanda birikir. Kan şekeri düzeyi yükselir.
Bu durumda dışarıdan insülin takviyesi alınması zorunlu hale gelir. Kısa, orta ve uzun etkili insülin tiplerinden biri veya kombinasyonu doktorunuz tarafından önerilecektir.
İnsülin direnci dokuların (kas, karaciğer ve yağ dokusu) insüline cevabının azalmasıdır. Obezite, yaşlanma ve az hareketli yaşam biçimi gibi faktörlerin, insülin direncinin gelişimine ve sonuçta tip 2 diyabete neden olduğuna inanılıyor. İnsülin direnci, kas ve yağ dokusuna glikoz alımını bozar ve karaciğerin glikoz üretimini artırır.

Glisemik indeksi düşük beslenme
Glisemik indeks yiyeceklerin kan şekeri düzeyine ani etkilerini inceleyen bir sınıflandırma yöntemidir. Bu indeks değerlendirilirken beyaz ekmek ve şeker referans alınır.
Sağlıklı beslenmede esas, besinlerin glisemik indeks değeri 70'in altında olanları tüketmektir. Bunun üzerindekiler sağlığı olumsuz etkileyip kilo alımına sebep olabilir.
Düşük glisemik indeksli beslenme hızlı acıkmaları engeller. Kan şekerinizin dengelenmesini sağlar. Tokluk hissi ve kan şekeri dengeleyici rolüyle kilo vermenize de yardımcı olur. Yağ yakımını hızlandırabilir. İştahınızı baskılayabilir, tatlı ataklarını önleyebilir.
Hipoglisemi terimi tam kan veya plazmada şeker düzeyinin düşmesine bağlı olarak ortaya çıkan metabolik durumu tanımlamak için kullanılır. Yaşamın birinci yılından sonra hipoglisemi semptom ve bulguları olan kişilerde kan şekeri düzeyi 60 mg. / dl. altında bulunduğu takdirde hipoglisemiden şüphelenilir. Şeker düzeyi 50 mg. / dl. altında ise hipoglisemi şüphesi kuvvetlenir, 40 mg. / dl. altında hipoglisemi tanısı konur.
Açlık, titreme, terleme, solukluk, çarpıntı, huzursuzluk, baş ağrısı, karın ağrısı, bulanık görme, uyuşukluk, konuşma zorluğu, kalp atım hızının artması, sinirlilik hipoglisemi durumunda görülen belirtilerdir. Hipoglisemi durumunda öncelikle taze meyve suyu, şekerli içecek, bal ve reçel gibi gıdalar alınmalıdır.
Açlık kan şekeri normalde 70 ile 110 mg./ dl. arasındadır. Kan şekerinin normal değerlerin üzerine çıkması hiperglisemi olarak adlandırılır. Belirtileri şunlardır: Her zamankinden daha fazla susama ve su içme, daha fazla acıkma ve yemek yeme, çok sık idrar yapma, gece sık olarak idrar yapmak için uykudan uyanma, ciltte kuruma, halsizlik, bulanık görme, yaraların geç iyileşmesi.


haftanın besini

Tarçın
Özellikle diyabetliler için tarçın eşi bulunmaz bir besindir. Tarçın ekstresinin kan şekeri seviyelerini ve lipidleri düzenleyici rolü bulunmakta. Aynı zamanda insülin hassasiyetini geliştirir, karbonhidratların ince bağırsaklarda emilimini yavaşlatarak kan şekerini baskılayıcı etki gösterir. Tarçın doğal antioksidanların da potansiyel kaynağıdır. Bal ya da limon suyuyla birlikte alındığında boğazdaki yanmaları keser. Mide yanmalarını ve kusma hissini alır.


haftanın öğüdü

Günde üç ana, üç ara öğün yiyin
Her gün üç ana, üç ara olmak üzere altı öğün yemek gerekiyor. Her öğünde karbonhidratlı besinler mutlaka yanında süt grubu bir besinle alınmalı. Karbonhidratlı besinler tek başına alındıklarında kan şekerini aniden yükseltirler. Bu yüzden şekerin
kanda daha yavaş yükselmesini sağlayan süt, yoğurt, peynir gibi süt grubu bir besinle yenmeli.
Kan şekerini düzenlemedeki olumlu etkilerinden dolayı günde 20-35 gram posa alınmalı. Her gün sebze, meyve, kepek (yulaf, buğday vb.), kuru baklagiller ile gerekli posa sağlanabilir.
Muz, incir, üzüm, kavun gibi meyvelerin miktarı diyetisyen tarafından ayarlanmalı.
Düzenli egzersiz kan şekerini ve yağlarını normal düzeylere indirdiği, kan basıncını ayarladığı, kilo verdirdiği için şeker hastaları kendilerine uygun bir egzersiz programı oluşturmalı.
Diyabetik ürünlerle diyet ürünlerinin aynı olduğu düşünülmemeli, içindekiler listesi mutlaka okunmalı.




PAZAR
Siyasetçilerdeki futbol merakı
Yarım asırlık anılar
"Her kıtadaki en yüksek zirveye çıkacağım"
"Trajediyle komedinin iç içe olduğunu gördüm"
Afganistan'daki ilk klasik müzik konserini Şişli Senfoni verecek
Masalsı rock şarkıları
"Yanlış bilgiler ilişkileri zora sokuyor"
Çok kültürlü pop
Bir film platosu:
Cumalıkızık

Radyonun kısa tarihinden notlar
Nazik konu lasik!
Bir işadamının evrak-ı metrukesi
Balık ve ünlüleri
Mezzaluna'da ne eksik?
"Tütün çağı"nın yeni tartışması
Atina günlüğü
Adı gibi olmayan hastalık: Şeker
Şans yanar döner, bir gün size de güler
Şarapta tekelcilik son bulmalı





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet