Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Şubat 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'İçinize atın, CHP'de birleşin!'

İZMİR

DİSK'in öncülüğünde oluşturulan "10 Aralık Platformu"nun İzmir toplantılarına katılmak üzere geldiğimiz Balçova Termal Otel'deyiz. Saat gece yarısını bulmuş. Devlet Bakanı Abdüllatif Şener, otelin lokantasında partililerle oturmuş, yemeğini yiyor. Kendisiyle bir çay içmek istediğimizi söylüyoruz, kırmıyor.
Aklımızda oluşan kilit soru, "Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen hakkında BDDK murakıplarının hazırladığı EGS Bank raporuyla ilgili bir işlem yapacak mısınız?" BDDK, Devlet Bakanı Şener'e bağlı bir kurum.
Şener, "Bu soruya cevap vermek istemiyorum, söylediğim her sözüm tartışma çıkaracak" diyor. Özetle Şener, Tüzmen'le ilgili "tek kelime" etmek istemiyor. "BDDK bağımsız bir kurum, hiçbir kararını bakana onaylatmak zorunda değil. Gelişmelerden haberim de yoktu" demekle yetiniyor.

CHP'de birleşin
Şener'e 14 Ekim'de Abant'ta DİSK'in başlattığı sol siyasetteki arayışlarla ilgili sorular yöneltiyoruz, şöyle yanıtlıyor:
"Yeni bir siyasi partinin tutma şansı yok. Sol, beğenmediği şeyleri içine atıp CHP'de birlikte olmalı. Yeni aranılan lider kim olacak? Bu soru kafaları karıştıracak. Eskiden insanlar Meclis TV'yi izleyip siyaseti takip ederdi. Artık millet siyasetle ilgilenmiyor. Sol ve sağ kavramları üzerine partileşmek mümkün değil. AK Parti ortaya çıkarken, kendisini sağ-sol diye tanımlamadı. Tepeden inme, elit siyaseti yapmadı. Halk bize baktığı zaman 'Bunlar bizden' diyor."
"AKP içindeki solcu" yakıştırması yapılan Şener, solun ekonomik çözümlerle siyaset üretmekten koptuğu eleştirisini dile getiriyor. "Bizim öğrencilik yıllarımızda işçinin karşısında sermaye vardı, şimdi işçinin karşısında işsiz var. Sendikaların ortaya çıkaracağı siyasal partilerin dönemi geçti" diyor.

Verimlilik artıyor
İhracatçıların döviz kurunun yükseltilmesini istediklerini vurgulayan Şener, "Koşulların en zor olduğu dönemlerde en büyük avantajlar yakalanır. 1992- 2002 yılları arasında ekonomi ortalama yüzde 3 oranında büyürken, verimlilik eksi 0.5'ti. Oysa 2003-2005 döneminde verimliliğin büyümeye etkisi 4.5 puan oldu.
Bankaların açık pozisyonları çok yok, özel sektörün var. Bir yaklaşıma göre özel sektör yurtdışındaki kendi parasını içeri getiriyor" açıklamasını yapıyor.

Yaşayarak öğreneceğiz
"Benim de anlamadığım bir şey var" diyerek söze giren Şener, ekonomi yönetimi ile hukuk mantığının farklı işlemesine dikkat çekiyor. Şener sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Yargının da, ekonominin de hassasiyetleri var, ancak taraflar birbirini ne kadar anlıyor? Körler, sağırlar diyaloğu gibi. Oysa karar alınmadan önce ekonomi ve hukuk tarafları bir araya gelmeli. Mesela BDDK'da ekonomiden ve bankacılıktan anlayan uzmanlar çalışıyor. Kurumun kararı yargıya açıktır. Ekonomiyi bilmeyen bir hâkim karara verecek. Tanıdığı bir hocayı bilirkişi tayin ediyor. Eee BDDK'da böyle onlarca uzmanın var. Nasıl olacak? Sonunda aslında verilen karar bir hocaya ait oluyor.
İşlerin hukuki olması gerekir ancak ekonomiyi de göz ardı etmemeli. Bütün bu süreçlerin aslında demokrasiye katkısı var. Uzun dönemde demokratik bir kültür oluşuyor. Yaşayarak öğreneceğiz."

Viva Zapata
Siyasi partilerde demokratikleşme sorununu yönelttiğimiz Şener, gençlik yıllarında izlediği "Viva Zapata" filmlerinden etkilendiğini şu sözlerle anlatıyor:
"Zapata toplumun sorunlarını çözmek için bir ömür tüketiyor. Ölünce çiftçi eylemleri falan devam ediyor. Ben oradan yola çıkarak 'Güçlü lider, zayıf toplumların eseri' tespitini yapmıştım. Güçlü toplum neden güçlü lider çıkarsın? Padişahların döneminde okuryazar oranı yüzde 5'lerdeydi. Feodal beyler, önderler zayıf toplumu seviyorlar."
Şener, AKP'nin Irak ve AB ile sorunlar başta olmak üzere yükselen "ulusalcı muhalefete" karşı hangi argümanları geliştirdiği yolundaki soruya ise, "Medya sağ olsun, AKP'nin ABD ve İsrail siyasetine karşı "Hamas'ı ağırladılar" manşetleri atıyor, bizi bu baskılardan koruyor" yanıtını veriyor.

syilmaz@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Lafla peynir gemisi yürür mü, yürümez mi?
"Şnozer", kimsenin pek bilmediği bol tüylü kü...
Melih AŞIK
Milliyetçi model
Ulusumuz kendisini sarsan sömürgeleştirme, ki...
Fikret BİLA
'Ya siyaset ya ticaret'
AKP Hatay Milletvekili Fuat Geçen, gensoru me...
Hasan CEMAL
Devrim hayali!
Pazar yazısı... Konu, devrim hayali! Biraz da...
Güneri CIVAOĞLU
İnsana dair
Vehbi Koç'un "görünmez oluşunun" 10. yıldönüm...
Can Dündar
Bir işadamının evrak-ı metrukesi
Vehbi Koç'un anılarını ve özel hayatından be...
Abbas GÜÇLÜ
Anlatım özürlü bir toplum olduk
Gün geçmiyor ki iktidardan, öyle değil de, şö...
Metin MÜNİR
Hadi gene sıyırdın Metin Münir
Yaşlanmanın en cici taraflarından biri varlığ...
Hasan PULUR
40 hastalık!!!
TARTIŞMA sertleşmeye başlayınca, taraflardan ...
Derya SAZAK
Kütüphane devrimi
Kitapları, kütüphaneleri toplumun merkezine t...
Meral TAMER
Vehbi Koç, beni çok güldürürdü
Yıl 1992.
Ece TEMELKURAN
Çingeneler ve beyaz adam
Bir kitap okuyorum: "Çingeneler-Opre Roma!". ...
Tamer HEPER
Bu şartlarda gelecek karanlık
Artık içli dışlı olduğumuz bir küçük hırsız k...
Osman ULAGAY
Chelsea - Barcelona ve İzlanda dersleri
Hemen her erkeğin ve giderek daha fazla kadın...
Güngör URAS
Yabancı bankalardan "kütüphane sendikasyonu"
Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın (TOG) teşebbüsüy...
Serpil YILMAZ
'İçinize atın, CHP'de birleşin!'
DİSK'in öncülüğünde oluşturulan "10 Aralık Pl...

© 2006 Milliyet