|
 |
|
|
Merkez'in işi kolay değil
Merkez Bankası yılın ikinci toplantısında da kısa vadeli faizi indirmedi. Enflasyon hedefine odaklanan Merkez dolar kuruna karşı faiz indirimi bekleyenleri yine kızdırdı
Finans atölyesi / SONGÜL HATISARU
Merkez Bankası (MB) döviz kurunun bulunduğu düşük seviye nedeniyle gözlerin üzerinde olduğu yılın ikinci faiz toplantısında da kısa vadeli faizi indirmedi.
Merkez'in açıkladığı bilgilendirme notunda bugünkü bilgiler ışığında, orta dönemde kısa vadeli politika faizlerinin yükselme olasılığının, aşağı inme ya da sabit kalma olasılığına kıyasla daha düşük olduğunu açıkladı.
Merkez'in kısa vadeli faizin kısa dönemde ise sabit kalma olasılığının geçen toplantıya göre bir ölçüde azaldığı açıklaması piyasalara yeni bir faiz indirimi sinyali olarak yansıdı. Geçen hafta bir ara yabancı iki fonun satışıyla 13.70 seviyelerinin üzerine çıkan gösterge tahvil bileşik faizi MB'nin açıklamasının hemen öncesinde faiz duruşunda yavaşlama beklentisiyle yeniden 13.50 seviyelerine doğru bir hareket gösterdi.
Mart-nisan bekleniyor
Merkez'in bir öncekine göre beklenenden yumuşak tondaki açıklaması mart toplantısında olmasa bile izleyen toplantıda bir faiz indirimi yapılması olasılığının güçlendiğini gösteriyor. Açıklama sonrasında piyasalarda bir rahatlama gözlenirken, ikinci el bono piyasasında yüzde 13.60'larda bulunan gösterge bono faizi yüzde 13.50 seviyesine gevşedi. Önümüzdeki günlerde uzun vadeli bonoları bir süre daha elde tutma eğiliminin güçlendiğini söyleyebiliriz.
Açıklamanın diğer piyasalarda belirgin bir etkisi olmadı. Öte yandan Eurobond'larda Brezilya'nın Eurotahvillerinin bir kısmını erken itfa edeceğini açıklamasının ardından bu kez de Meksika'nın 20 milyar dolarlık Eurotahvillerini erken itfa edeceğini açıklaması piyasaları etkiledi. Gösterge niteliğindeki 2030 vadeli ABD Doları cinsi Eurobond'un fiyatı 157.8 ile tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı.
Kurun bulunduğu düşük seviyeye karşın MB'in uyguladığı görece sıkı para politikası özellikle ihracatçı sektörler tarafından eleştiri konusu. Cari açıktaki seviye nedeniyle değerlenen YTL tüm ekonomik aktörleri rahatsız ediyor. MB'nin de kurun gidişatından mutlu olduğunu söylemek gerçekçi olmaz.
Ortaya çıkan açmaz
Her ne kadar kur seviyesine müdahale etmediğini ifade etse de MB'nin bir hafta önce piyasalardan yaklaşık 5.5 milyar dolar alım yapmasına karşın dolar kurunun daha da düşmesi ilerleyen günlerde sermaye girişlerinin sürmesiyle Türkiye'nin kurdan kaynaklanan daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.
Ancak unutulmaması gereken bir nokta dolar kurunun düşük seyrinin MB'nin enflasyon politikasına olan desteği.
YTL güçlendikçe imalat sanayi fiyatlamaları da bundan etkileniyor ve kur kaynaklı fiyat ayarlamaları Merkez'in enflasyonla mücadelesine destek veriyor. Bu durumda MB, kuru yukarı çekme amaçlı agresif müdahaleler yaparsa zaten mevcut durumda yüzde 5 hedefinin tutmayabileceğinin ifade edildiği bir ortamda enflasyon hedefi daha da tehlikeye girebilir. MB açısından iş kolay değil. Bu ikilem dolayısıyla, ortaya bir açmaz çıkmış durumda.
Piyasa da 'enflasyon tutmaz' diyor
Merkez'in faiz politikasında temkinli yaklaşımını sürdürmesinin arka planında enflasyon hedefine yönelik endişeler var. Son beklenti anketine göre piyasanın yıl sonu enflasyon tahmini biraz daha yükseldi ve 5.81 seviyesine ulaştı. Nitekim Merkez yıl sonunda enflasyonun nokta hedef olan yüzde 5'in üzerinde gerçekleşmesi olasılığının, altında gerçekleşmesi olasılığına göre daha yüksek olduğu saptamasını yaptı.
Merkez'in bilgi notunda, bazı risklerden dolayı 'para politikasında temkinli yaklaşımın sürdürülmesi gerektirmektedir' tespiti de yer aldı.
Faizi düşürmek çözüm mü?
MB birincil görevi olan fiyat istikrarına odaklanmış durumda. Merkez piyasa beklentilerine ve ürün fiyatlamalarının gelecek dönemdeki seyrine göre faiz indirim kararını veriyor. Piyasada ekonomik aktörlerin önemli bir bölümü kısa vadeli faizlerin şimdilerde yüzde 11'ler seviyesine düşürülmüş olması gerektiğini sık sık savunuyor.
Ancak dünyada yaşanan likidite bolluğuna bağlı olarak içeriye döviz girişi sürüyor. Oluk gibi akmaya devam eden yabancı girişi karşısında Merkez şu ana kadar kısa vadeli faizi 2 baz puan daha düşürmüş olsaydı da kurun şu andaki seviyesinin daha farklı olacağını savunmak güç olurdu.
2.5 yılda 20 puan düştü
Gelişmiş ülkelerdeki nispeten düşük faiz seviyesi dikkate alındığında Türkiye'nin olası 2 puanlık faiz indirimine karşın uzun vadeli hikâyesi olması özelliği dolayısıyla hâlâ çok cazip bir ülke olmaya devam edeceği aşikâr. Nitekim kısa vadeli faizin yüzde 23 seviyesinde de bulunduğu dönemde dolar kuru yine 1.3200'ler seviyesindeydi.
Bugün ise kısa vadeli faiz yüzde 13.50 seviyesine gerilemesine karşın dolar kuru arada dalgalanmalar göstermesine karşın yeniden 1.3200 seviyesine geriledi. Gösterge faiz 2.5 yılda yaklaşık 20 puan düşmesine karşın kurun sürekli TL lehine hareket etmesi esasında faiz düşüşünün ekonomide işlerin iyi gittiği ve ilerleyen dönemde daha da iyi gidebileceği algılamasını kuvvetlendiriyor.
|
|
|

|