|
 |
|
|
Irak Özel Temsilcisi müzmin bekâr çıktı
Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Oğuz Çelikkol'un pek bilinmeyen bir özelliği, kamu diplomasisine verdiği önem... Eski Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Özdem Sanberk, Çelikkol için 'Birinci sınıf bir diplomattır, inisiyatif alabilir' diyor
ANKARA KULİSİ
Irak geçtiğimiz hafta Şii ve Sünniler arasında bir mezhep savaşına doğru sürüklenirken, bir Türk diplomatı, bombaların birbiri ardına patladığı Bağdat'ta ülkenin en önemli aktörleri arasında mekik dokumaktaydı.
Irak'ın içine girdiği kaotik durum ve geleceğinin büyük bir belirsizlik göstermesi, bu güney komşusunu Türkiye açısından dış politikasının en önemli sorunu haline getiriyor.
Ankara, içte istikrar ve huzura kavuşmadığı sürece, bu ülkedeki bütün olumsuzlukların serpintisinin kendi üstüne geleceğini görüyor. Türkiye, bu ülkeye verdiği önemi göstermek üzere, Bakanlar Kurulu kararıyla Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Irak Özel Temsilciliği makamı oluşturmuş durumda.
Denklemde Türkiye'nin yeri
Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi, Irak'la ilgili bütün gelişmeleri günlük bir şekilde izliyor ve bu ülkedeki iktidar merkezleriyle yakın bir temas içinde kalarak Irak'ın yeniden şekillenmesi sürecinde Türkiye'nin ağırlığını denklemin içine sokmaya çalışıyor.
Bu hassas görevi ilk olarak Büyükelçi Osman Korutürk üstlenmişti. Başarılı mesaisinin ardından Paris Büyükelçiliği'ne giden Korutürk'ün yerine eski Şam Büyükelçisi ve Ortadoğu konusunda bakanlığın en deneyimli isimlerinden Oğuz Çelikkol getirildi.
Çelikkol, İstanbul Vefa Lisesi mezunu. Ardından Mülkiye'nin diplomasi şubesini bitirmiş; ABD'nin Güney California Üniversitesi'nde master, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde de doktora yapmış.
Perde arkasındaki aktör
Çelikkol, Dışişleri Bakanlığı'ndaki 29 yıllık kariyerinin bakanlık koridorları dışında kalan bölümünün tamamını ABD ile Ortadoğu arasında geçirmiş. İlk yurtdışı görevi Beyrut olmuş.
New York ve Washington'daki görevlerinin ardından Los Angeles'ta başkonsolosluk (1993-1996) yapan Çelikkol, 1997 yılında merkeze döndüğünde Ortadoğu Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlenmiş. Tam üç yıl bu görevi yürüten Çelikkol, Öcalan'ın Şam'dan çıkarıldığı dönemde yürütülen gizli diplomasinin perde arkasındaki en önemli aktörlerinden biriydi.
2000 yılında büyükelçi olarak Şam'a giden Çelikkol'un burada görev yaptığı dört yıllık sürede, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerde her alanda büyük bir patlama yaşandı. Ankara'ya dönüşünde Ortadoğu Genel Müdürlüğü'nü üstlenen Çelikkol, bu görevdeki birinci yılının sonunda, hükümet tarafından Korutürk'ten boşalan Irak Özel Temsilciliği görevine getirildi.
Çelikkol, bu makamda ilk yurtdışı gezisini, Bush yönetiminin tepe noktalarıyla görüşmek üzere gittiği Washington'a yaptı. Geçen hafta da sessizce Bağdat'a giderek Cumhurbaşkanı Talabani, hükümeti kurmakla görevlendirilen Şii Başbakan adayı Caferi, Kürdistan Federal Yönetimi'nin lideri Barzani ve Irak halkını oluşturan Sünni, Kürt, Şii ve Türkmen grupların liderleriyle bir araya geldi.
Çelikkol, Dışişleri Bakanlığı koridorlarında, gösterişten hoşlanmayan, çalışkan ve disiplinli bir diplomat olarak tanınıyor.
Birinci sınıf bir diplomat
Eski Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Özdem Sanberk, bundan 15 yıl önce özel kalem müdürü olarak yanında çalışan Çelikkol için, "Birinci sınıf bir diplomattır. İnisiyatif alabilir, bir konuyu sadece bir boyutuyla değil, tüm boyutlarıyla değerlendirerek karar oluşturur" diyor.
Çelikkol'un pek bilinmeyen bir özelliğinin, kamu diplomasisine (public diplomacy) verdiği önem olduğunu vurgulayan Sanberk, diplomasi muhabirimiz Utku Çakırözer'e şunları anlattı:
"Oğuz'un Türk toplumunda fikir sahibi insanların doğru bilgilenmesi için birçok kez İstanbul'a gelerek üniversitelerde konuşmalar yaptığını biliyorum. Klasik diplomasi ile modern diplomasinin yöntemlerini en iyi birleştiren diplomatlarımızdandır..."
Çelikkol'un bir özelliği de, bakanlığın önde gelen müzmin bekârlarından biri olması.
Matematik zekâ, tarihsel duyarlılık ve çapkınlığın delikanlı bir sentezi:
Kürşad Tüzmen
Başbakan Erdoğan'la ortak paydalarından birinin 'delikanlılık' olduğunu söyleyen Tüzmen'in en büyük hayallerinden biri "Büyük Osmanlı Projesi"
KABİNENİN en renkli isimlerinden birisi olan Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in başı, hakkındaki bir murakıp raporu nedeniyle geçen hafta hayli ağrıdı. Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun başlattığı süreçte, murakıplar, Dış Ticaret Müsteşarı iken "Eximbank Yönetim Kurulu Başkanı" olarak onayladığı bazı kredilerden dolayı Tüzmen'in yargılanmasını istiyorlardı.
"Bugün de olsa o kredilere yine imzayı atardım" diyerek imzasını savunan Tüzmen, Ayşe Arman'a verdiği bir mülakatta kadınlara bakışıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bu mülakatta gençlik yıllarındaki çapkınlıklarından iftiharla söz eden Tüzmen, "flörtçü" olduğunu gizlemedi, "Sevgi üretirdim. Kalbim çok büyük. Yoksa insan niye iki kere sözlenir, bir kere nişanlanır" diye konuştu.
Tüzmen, aynı mülakatta "DNA'larında devlet adamlığı geni bulunduğunu" da açıkladı. Ayrıca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile arasındaki en önemli ortak paydalardan birinin "delikanlılık" olduğunu söyledi, "İkimiz de aynı delikanlılık aleminden geliyoruz" diye ekledi.
Kod adı Köpekbalığı
Kamuoyunda dalma tutkusu ve üçgen vücuduyla sıkça gündeme gelen Tüzmen'in, bakanlıktaki yakın arkadaşları arasındaki isminin "Köpekbalığı" olduğunu da geçtiğimiz günlerde CNN Türk'e yaptığı açıklamadan öğrendik.
Tüzmen'in en büyük hayallerinden biri de, "Büyük Osmanlı Projesi."
Geçenlerde Milli Kütüphane'de Demokraside Birlik Vakfı tarafından düzenlenen "Büyük Osmanlı Projesi" konferansında, bu hayalini de uzun uzun anlattı Tüzmen. Eski Dış Ticaret Müsteşarı ve bakan olarak, Osmanlı coğrafyası içinde yer alan 30'u aşkın ülke ile ticaretin geliştirilmesi için neler yaptıklarını dile getirdi. Bunları anlatırken öyle bir "nostalji kritiği" yaptı ki, çapkınlık hikâyeleri ve Köpekbalığı lakabı gibi bunu da kayda geçirmek şart:
Nostalji potansiyeli
"Geçmişe duyulan özleme ve hissi sahiplenme duygusuna dayalı nostalji, ancak küçük dozlarda yararlı olur. Nostaljinin aşırı dozu zehir etkisi yaratır. Bizim toplumuzda böyle zehir etkisi yapacak bir nostalji potansiyeli var. Aşırı doz nostalji sizi yitirmişlik acısına, hezeyana, akılsızlığa ve saldırganlığa götürebiliyor.
Uygun dozda nostalji de, tarih vasıtasıyla bugün ve yarını anlamlandırmaya götürecektir. Bu anlamda kültürel mirasımızı sahiplenmek, matematiksel zekâyla tarih duyarlılığının optimum birleşmesiyle olmalıdır. Biz bu anlayışla Osmanlı coğrafyasında bulunan milletlerle saygı ve işbirliğine dayanan yeni bir anlayış geliştirilmesine katkıda bulunmaya çalışıyoruz."
Görülüyor ki, nostalji kavramı Kürşad Tüzmen'de özel bir yer tutuyor.
Zaten Ayşe Arman'a çapkınlık konusunda anlattıkları da, muhtemelen nostalji faslındandı.
Romantik Bakan'ın sürprizini Erdoğan bozdu
ARTHUR GOLDEN'ın 32 dile çevrilen romantik destanı "Bir Geyşanın Anıları", aynı adla beyazperdeye uyarlandı. Bu önemli film, 6 dalda Oscar'a aday gösterildi.
Rob Marshall'ın yönettiği, Zhang Ziyi'nin (Sayuri Nitta) oynadığı film, küçük yaşta ailesini kaybeden Sayuri'nin imkânsız aşkını anlatıyor.
Sayuri, kardeşinden ayrılarak, bir geyşa okuluna satılıyor. Güzel ve başarılı Sayuri o dönemin en güçlü erkeğini avucuna alıyor, ama ulaşamadığı bir adama duyduğu gizli aşkı hiçbir zaman ardında bırakamıyor.
Kabinenin şiire tutkunluğuyla da tanınan romantik üyesi, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, eşi Saadet Hanım'a 14 Şubat Sevgililer Günü için özel bir hediye vermek istemiş.
Biletler cebinde kaldı
Ve bir insanın masumiyetini kaybedişini, ancak umudunu yitirmeyerek sonunda mutluluğu yakalamasını anlatan bu dokunaklı filmi seçmiş. Cebinde biletler, aklında akşam izleyeceği filmle, TOBB'un düzenlediği 3. Bölgesel ve Sektörel Ekonomi Şûrası'na gitmiş. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın programının sarkması nedeniyle bir saat geç başlayan toplantı, yine Başbakan'ın inisiyatifiyle uzadıkça uzamış.
Toplantının bitiş saati 21.00'i bulunca da, Sevgililer Günü armağanı cebinde bilet olarak kalmış.
Saadet Hanım da, bileti bir "niyet beyanı" olarak değerlendirip hediyenin aslı gibi kabul etmiş.
|
|
|

|