|
 |
|
|
Daum ve Daumcular!
Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ı ille de yenme fikri açık ve netti muhakkak. Ancak Kartal'ın sahadaki yayılışının, Fenerbahçe'yi dar alanlara sıkıştırıp, sıkı bir alan markajıyla oyundan düşürme uğraşının göstergesi olduğunu düşünen kafalar yoktu sarı-lacivertli teknik kulübede...
Beşiktaş sol kanadı önde Çağdaş, arkada Mehmet Sedef ile kilitliyor, sağda ise Mustafa Doğan ve Ahmed Hassan ile kontrol altına alıyordu Fenerbahçe'nin çizgi çıkış yollarını... Ehhh, Fener'de en sorunlu konu da yanlardan atağa çıkış zaafları olduğuna göre, Kartal, bu konuda hayli başarılı görünüyordu müsabakada... Bu durumda oyun doğal olarak orta alandaki iki takım kalabalığının üstüne yığılınca da, tek pas, ayağa top yapıp, isabetli paslar kullanma üstünlüğünü eline geçiren taraf mücadeleci Beşiktaşlı kramponlar oluyorlardı... Fenerbahçe ise çabukluğu ve oyun disiplini sürekli tartışılan bir şampiyon namzeti olarak karşısında "çetin çeviz bir takım" bulunca, oyuna istediği ağırlığını da koyamıyordu bir türlü... Evet Anelka çırpınıyor, Nobre her türlü sertliğe göğüs geren bir üslupla gol için uğraşıyor, Appiah, Aurelio, siyah-beyazlı savunma duvarlarını açmak için büyük emek sarfediyorlar ve Kadıköy'de gerçekten dobra dobra ve de oldukça tempolu bir derbi yarışması yaşanıyordu doğrusu...
Alex bilinen üstün futbol beyni yanında fiziksel güçlerini asla beyin düzeyine çıkaramıyor, ilk yarıda Cordoba'ya hayretler içinde kaptırdığı topun yanında, ikinci 45'e daha ateşli bir hızla başlıyordu... Ve 57. dakikadaki o müthiş ölü toptan sayı çıkarma sihirbazlığını Tuncay ile tamamlayarak bir yerde Alex-Alex'tir inancını dağıtıyordu tribünlere kendi müritlerine...
En zayıf halka
Tabii bu sayının Kadıköy'deki goller düellosunun bir başlangıcı olacağını hiç kimseler hesaplayamıyordu tribünlerde... Şu ana kadar hiç değinmediğimiz Fenerbahçe'de savunma sorunları çok da sıkça sırıtmaya başlıyordu Beşiktaş'ın mağlup duruma düşmesinden sonra... Kartal koşuyordu, Kartal coşuyordu, Kartal sahanın her yerinde varlığını sürdürüyor, kaybedeceği bir şey olmayacağı için de Fenerbahçe önünde en zayıf noktadan, yani sürekli alarm veren Luciano üstünden sayı yakalamaya uğraşıyordu... Düşündükleri gibi de oldu... Son haftalarda Beşiktaş'ta ilk kez bu kadar uzun süre forma giyen Sergen, sinsice oyunu kovalıyor, tecrübesi ile Fenerbahçe'yi göbekten deliyor ve bu yorgun kramponlar Kartal'a peş peşe iki sayı kazandırıyordu...
Fenerbahçe, beraberliği zor kurtardığı bu müsabakada niçin bu kadar plansız, programsız bir taktik fakirliği ile Beşiktaş'a ikinci kez kendi sahasında futbol olarak teslim oluyordu?... Sanırım bu teknik suallerin muhatabı biz değil, oyunu sadece bizler gibi seyredip, takıma hiçbir "özel kazanma planı" sunamayan Daum'a ve Daumcular'a sormak gerekir.
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|