|
Modern kraliçe Rania
ELBETTE Ürdün Kraliçesi Rania'dan bahsediyorum. Majesteleri onuruna verilen öğle yemeğine ben de katıldım, ben de kendilerine saygılarımı sundum, hoş geldiniz dedim.
Çok sevimli, fevkalade zarif, saygın bir genç kadın ve anne. Hafif bir makyajı vardı. İnciler, pırlantalar, çakıl taşı gibi tek taş yüzükler; hayır asla.... Eski Doğu ve Batı saraylarının süs ve ihtişama boğulmuş, yanına yaklaşılmaz, kibirli kraliçelerine hiç benzemiyordu. Ben onun 'modern'liğini bu sadeliğinde, tevazuunda ve sosyal bakımdan aktif olmasında buldum.
Ürdün'ü yöneten Haşimi Hanedanı'nın Türkiye'ye duyduğu sevgiyi Feridun Cemal Erkin'in "Hariciye Hatıraları"nda duygulu örnekleriyle okumuştum. Kraliçe Rania'ya duyduğum saygıda bunun da rolü vardı. Ama her şeyden önce, Rania kişiliğiyle gerçekten saygıya layık bir kraliçe!
Peygamber soyundan!
Bazı yazar arkadaşlar Kraliçe Rania'nın 'modernliği'ni başının açık olmasında gördüler.
"Arab"ın kraliçesi bile başını açıyor da, bizimkiler açmıyordu! Bir küçümseme yok mu ifadelerde?!
Üstelik Ürdün Hanedanı "Peygamber soyundan" geldiği halde Kraliçe başını açıyordu da bizimkiler açmıyordu!
Böylece 'çağdaşlık' savunmasına "soy" gibi feodal bir vasfı da ekliyorlardı!
Beşar Esad'ın eşi Esma Hanımefendi ülkemize geldiğinde de aynı şeyler yazılıp söylenmişti.
"Seçilmiş olmak" gibi demokratik değerler, "piyasa ekonomisi" gibi iktisadi modernizm değerleri, "AB reformları" ve "bireysel özgürlük, çoğulculuk" gibi liberal değerler?! Ne önemi var?
Başı açık mı, kapalı mı ona bak!
Bal gibi "Doğululuk"tur bu!
Başarılı Japon modernleşmesi üretime ve bilime öncelik vermişti. Ortadoğu kafasının ise "Avrupa'nın üretim metotlarını öğrenmekte başarısız kalırken, Avrupai giyim kuşam biçimlerine, Avrupa tarzı evler yapmaya" öncelik verdiğini iktisat tarihçisi Charles Issawi yıllar önce yazmıştı. (Cultural Encounters and Conflicts, sf. 95-96)
Kostüm modernliği
Belki Sultan Mahmut'tan beri böyle şartlandık biz de!
Siyaset bilimci Ayşe Kadıoğlu'nun yeni çıkan "Zaman Lekesi" adlı eseri, bütün şartlanmalarımıza, hatta benim de savunmakta olduğum bazı yerleşik değerlerimize yöneltilmiş, zihin açıçı bir eleştiriler kitabıdır. (Bilgi Üniversitesi, www.bilgiyay.com)
Kadıoğlu, eski Fransa'da tüccarların parayla "unvan" (görüntü) satın alarak kendilerini "aristokrasi" sınıfına 'yükselmiş' saymalarına benzettiği gardırop çağdaşlığı için, "Kostüm Modernliği" diyor:
"Batılı görünmeyi Batılı olmaktan daha önemli kabul eden... İçerikten ziyade görüntüye vurgu yapan... Ekonomik altyapıdan ziyade toplumun semboller sistemini dönüştürmeye öncelik veren bir proje..."
Issawi de böyle tarif etmiyor muydu?
Bu köklü "kostüm modernliği" şartlanması bizim resmi ve sivil 'elit'lerimizde hâlâ çok güçlü. Ama ben yine de iyimserim.
Piyasa ekonomisi, eğitim, dışa açılma, demokratikleşme gibi modernleşme dinamikleri geliştikçe biz de 'gardırop'tan başımızı çıkararak modernleşmenin gerçek içeriklerini daha iyi fark ediyoruz. Böylece "verimlilik, know how, yaratıcılık, bireysellik, bireysel özgürlük, çoğulculuk" gibi gardıropta bulunmayan değerler ve işlevler artık hayatımıza giriyor.
Ben Kraliçe Rania'yı tevazuuyla, halka yakınlığıyla, sosyal işlevleriyle 'modern' buldum.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|