Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Şubat 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Polisiye fıkra


Karakolun telefonu çaldı. Komiser Muavini Davut açtı telefonu:
- Burası Girençıkmazkuyusu Emniyet Amirliği, ben Komiser Muavini Davut, dedi.
Bir ses:
- Çaldılar muavin bey, çaldılar, diye bağırıyordu.
- Telaşlanmayın, yavaş konuşun. Adınızı söyleyin, nereden telefon ediyorsunuz? Neyinizi çaldılar?
Ses:
- Kırkbeşyaş Mahallesi'nden Halil, diyordu; yataktan telefon ediyorum. Çaldılar...
- Neyi çaldılar?
- Evimi çaldılar, sonra bahçemi, sonra resimlerimi, sonra plaklarımı, sonra okur-yazarlığımı, sonra çocuklarımı, sonra tatilleri mi?..
- Necisiniz siz?
- Sakayım, su taşırım.
Davut:
- Alay mı ediyorsun, yoksa aklından zorun mu var senin, dedi. Kapattı telefonu.
***
Bir heyecan baş göstermişti şehirde. Karakolların telefonları zır zır ötüyor, vilayete mektuplar yağıyor, Emniyet Müdürlüğü'ne boyuna insanlar taşınıyordu.
Hepsinin şikâyeti aynıydı:
- Çaldılar, diyorlardı.
- Neyinizi çaldılar?
- Geçmişimizi, halimizi ve geleceğimizi çaldılar. Mor salkımlar açacaktı çardakta; hiç açamadı, çaldılar. Giysilerimizi çaldılar, ayakkabılarımızı çaldılar, doktorlarımızı çaldılar, plajlarımızı çaldılar, denizlerimizi çaldılar...
***
Bir delilik salgını mıydı bu? Soruşturmalar genişletildi. Kadın-erkek yüz binlerce insan:
- Bizi çaldılar, çalıyorlar, diye oradan oraya koşuşup duruyordu.
Gençler aralarında tartışıyorlardı:
- Bizi de çalacaklar mı?
- Zaten çalıyorlar...
- Yok, hayır, çaldırtmayalım...
***
Sivil, resmi bütün polisler seferber olmuşlardı. Halk neden böyle bir kuşkuya düşmüştü? Gerçekten görünmeyen hırsızlar mı türemişti şehirde? Gerçekten hırsızlık varsa, bu hırsızlar kimdi? Kimler kimlerin, nelerini çalıyordu?
***
Soruşturma sırasında Aksaray'dan daktilo Fitnat:
- Benim bir şikâyetim yok, dedi; hiç kimse hiçbir şeyimi çalmadı, benim.
***
Fitnat 26 yaşındaydı. Sinema meraklısıydı. Mahalleden iki kız arkadaşıyla beraber motorcu Recep Ağa'nın oğluyla gezmeye gidiyorlardı. Recep Ağa'nın oğlunun üstü açık bir Chevrolet'si vardı. O da erkek arkadaşlarını getiriyordu. Yiyip içiyor, bazen bir evde toplanıyor, bazen Belgrad Ormanları'na kadar uzanıyorlardı. Fitnat memnundu hayatından. Recep Ağa'nın oğlu yüzük bile almıştı kendisine. Açıkça söylememişti ama, nişan yüzüğü bile sayılabilirdi bu bir anlamda.
Hayır, Fitnat'ın hiçbir şeyini çalmıyorlardı. Böyle ifade verdi polise.
***
Evkaftan İsmet Bey, bazı ipuçları yakaladığını iddia ediyordu. Karakollara da ihbarlar artmaya başlamıştı. Ada'daki, Küçükyalı'daki, Yeniköy'deki bazı bahçeleri, evleri, kotraları gösteriyorlar:
- Bizim de vardı galiba böyle şeylerimiz, bizden çalındı galiba bunlar ve galiba buralarda aramak gerek hırsızları, diyorlardı...
Polis sinirleniyordu:
- Galiba ile olmaz, diyordu, tapunuzu gösterin ispat edin nasıl çalındığını...
Adalar'da, Küçükyalı'da, Yeniköy'de oturanlar:
- Biz kimsenin hiçbir şeyini çalmadık, bunların hepsini kendimiz yaptık, tapuları da bizlerin üstüne, diyorlardı...
***
Hırsızlık iddiaları genişliyor, fakat soruşturmalardan hiçbir sonuç çıkmıyordu. Şoför Tamgaz Ömer, kahveci çırağı Kirpi Lütfü'ye:
- Anam avradım olsun, çaldılar, diyordu; üstelik sade evi, bahçeyi, güneşi, yıldızları değil, hayatımı çaldılar tümden...
Ve ölüyordu Tamgaz Ömer, bir trafik kazasında. Bin beş yüz kilometreden gelen kamyonun şoförü, uykusunu açamamış ve üstüne doğru gelmişti bir virajda... Kamyon şoförü de ölüyordu.
Seyyar köfteci Faik, gazetede havadisi okuyunca:
- Her ikisini de çaldılar işte, diye mıraldandı; her ikisini de çaldılar işte...
***
Soruşturma derinleştirildi. Başkentten müfettişler geldiler. Bir şeyler çalındığına dair kesin bir kanıt yoktu elde. Ancak iddialar büsbütün artıyordu. Bir inşaat ustası:
- Rüyalarımızı çalıyorlar bey, diye; ifade vermişti.
Daktilo Fitnat da değiştirmişti ilk ifadesini. O da inşaat ustasının söylediklerini doğruladı. Onun da rüyasını çalmışlardı...
***
Tam bilemiyorlardı bu rüyaları kimlerin çaldığını; kimlerin çaldığını, çiçekli bahçeleri, kutu gibi evleri, yetişmiş çocukları ve tatilleri ve rahat emeklilikleri ve şiirleri, kıyıları, denizleri...
Kuşkulu kuşkulu bakınıyorlardı çevrelerine:
- Bulacağız elbette bir gün, diyorlardı; bunları bizlerden kimlerin çaldığını; kimler çalıyor bunları bizden?..

Not: 36 yıl önce yazılmış bir yazı... "Kopuk Kopuk"tan...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Modern kraliçe Rania
ELBETTE Ürdün Kraliçesi Rania'dan bahsediyoru...
Çetin ALTAN
Polisiye fıkra
Karakolun telefonu çaldı. Komiser Muavini Dav...
Fikret BİLA
Demirel: Türkiye dev memelerinden cüce emzirmeye devam edemez
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i dün CNN T...
Yasemin CONGAR
Irak'ta iç savaş önlenemezse ne olur?
Yetkililerin en kolay kaçtığı soru tarzıdır b...
Abbas GÜÇLÜ
Sınavın kaderi bu aylarda belli olur!
ÖSS adaylarının zaten hep yanında olan Milliy...
Semih İDİZ
Ne Batı'ya, ne Doğu'ya yaranabiliyoruz
Son dönemde yurtiçinde ve yurtdışında katıldı...
Metin MÜNİR
Endişeyi bırak, nükleer enerjiyi sevmeye bak
Acilen, havaya püskürtülen karbondioksidi aza...
Faik ÖZTRAK
Sermaye hareketlerinin kontrolü
Geçen ay ABD Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu...
Hasan PULUR
Postmodern Darbe...
YARIN "28 Şubat"ın yıldönümü...
Tuba AKYOL
Küfür suç değil mi anasını satayım?
Çocuklara küfür öğretir, söyletip güleriz. Ge...
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası bilançosu altüst
Önceki hafta yaptığı 5 milyar dolarlık döviz ...
Osman ULAGAY
Ekonomide 'her şey yolunda' mı?
Devlet ve hükümet katındakilerin akıl almaz b...
Güngör URAS
Konutun m2'si Siirt'te 300, İstanbul'da 3 bin dolar
Cuma günü Milliyet'te Toplu Konut İdaresi'nin...

© 2006 Milliyet