|
 |
|
|
Endişeyi bırak, nükleer enerjiyi sevmeye bak
Acilen, havaya püskürtülen karbondioksidi azaltacak bir enerji kaynağına ihtiyacımız var.
Bunun için tek aday, nükleer enerjidir. Başka hiçbir seçenek yok.
Doğru mu, yanlış mı?
Tükettiğimiz fosiller (petrol, doğalgaz, kömür, linyit, diğer biyolojik kökenli yakacaklar) her yıl atmosfere 27,000 milyon ton karbondioksit püskürtüyor. Bu karbondioksit katı olsaydı tabanı 20 kilometre genişliğinde yaklaşık iki kilometre yüksekliğinde bir dağ meydana getirirdi.
Havaya 27,000 milyon ton karbondioksit püskürtülerek elde edilen enerji nükleer füzyon reaktörlerinden temin ediliyor olsaydı hava iki milyon kez daha az kirletiliyor olacaktı. Ve ürettiğimiz kirlilik katı olsa bir dağ yerine on altı metre küplük yer işgal edecekti.
Hesap bu kadar basit.
Tamam mı, devam mı?
Endüstri ihtilalinden bu yana havaya milyarlarca ton karbon dioksit ve sera etkisi yaratan gaz pompaladık.
Partiye neden devam etmeyelim?
Ediyoruz.
Ama etmeye devam edersek iklim değişecek. Dünya insanlar ve birçok başka yaratık için yaşanmaz bir yer olacak.
Ne zaman? Yüz yıl sonra? Bin yıl sonra?
Bu felaketin kırk yıl içinde meydana gelebileceğini söyleyen bilim adamları var. Geri dönüşü olmayan eşiği aştığımızı söyleyen bilim adamlarının sayısı günbegün artıyor.
Nasıl eşiği aşmış olabiliriz ki, hiç farkında olmadan?
Geri dönülmez ufkun akşamı
Bu tür eşikler tantanasız aşılır. Bazı fizikçiler bu olguyu uzayda kara deliğin içinde düşen hayali bir astronotun başına gelenle anlatıyorlar.
Kara delikte geri dönüşü olmayan noktanın adı event horizon'dur. Türkçesi (ben uyduruyorum) olay ufku. Bu merhaleden sonra kara delik ışığı bile yutar. Astronot ise olay ufkunu aştığının farkına varmaz. Geri dönüşü olmayan merhaleyi geçtiğini ona haber verecek hiçbir şey olmaz.
Nükleer enerjinin tehlikeleriyle ilgili olarak bilinen şeylerin çoğu yalan, yanlış veya mübalağalıdır. Nükleer silahların yarattığı korku, birkaç reaktörde meydana gelen ve sonuçları olağanüstü abartılan kaza, birçok güçlü sivil toplum örgütünün yarım asırdan fazladır sürdürdüğü propaganda nükleer enerjiyi öcü haline getirdi.
Nükleer santrallar enerji üretiminin bir parçası haline gelmelidir. Ta ki nükleer füzyon ve hidrojen gibi daha temiz ve sakıncasız kaynaklar ticari olarak geliştirilinceye kadar.
Akıllanmak için çok az vakit kaldı.
***
Yukarıdaki bilgilerin kaynağı James Lovelock adlı İngiliz bilim adamının birkaç hafta önce çıkan The Revenge of Gaia adlı kitabıdır. Umarım yakında Türkçeye çevrilir.
mmunir@milliyet.com.tr
|
|
|

|