Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Şubat 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sermaye hareketlerinin kontrolü


Geçen ay ABD Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu'nun (NBER) web sayfasında N. Magud ve C. M. Reinhart'ın bir makalesi yayımlandı. Makalede uluslararası sermaye hareketlerinin kontrolünde ülkelerin başarısı değerlendiriliyor.
Yazarlar Brezilya, Çek Cumhuriyeti, İspanya, Kolombiya, Malezya, Şili ve Tayland'da geçmişte uygulanan sermaye kontrollerini değerlendiren 30 dan fazla makalenin bulgularını belli bir metodolojiyle sınıflandırıyorlar. Buradan ürettikleri etkinlik endeksleriyle de sermaye kontrollerinin hedeflenen sonuçlara ulaşmaktaki başarısını ölçüyorlar.
Başarıyı dört hedefe göre tespit ediyorlar. Sermaye kontrolleri; (i) Ülkeye giren fon miktarını azaltabiliyor mu? (ii) Giren sermayenin kalitesini, vadeleri uzatarak ve borç yaratmayan fonların payını artırarak, yükseltiyor mu? (iii) Yerli paranın değer kazanmasını, dolayısıyla gereksiz rekabet gücü kaybını önlüyor mu? (iv) Para politikasının bağımsızlığını koruyor mu?

Sabir kur sistemi uygulansa
Çalışma sonuçları sermaye kontrollerinin ülkeye giren sermayenin kalitesini yükseltmekte, para politikasının bağımsızlığını korumakta ve reel kur üzerindeki baskının azaltılmasında etkili olabildiğini gösteriyor.
Bu çalışma ülkemizde, yoğun sermaye girişi nedeniyle, yaşanan sorunlara ve tartışmalara ışık tutacak nitelikte. Yoğun sermaye girişi mali göstergeleri ve kısa vadede enflasyonu ve büyümeyi olumlu etkiliyor. Ancak bu ani sermaye çıkışı riskini artırarak, menkul ve gayrimenkul piyasalarında köpüklere neden olarak, para politikasının bağımsızlığını sınırlayarak ve yerli paraya aşırı değer kazandırarak ekonomide yeni kırılganlıklara da neden oluyor.
Dünyada yaşanan olumlu konjonktürün uzun sürmesi sıcak para ve spekülatif balonlarla ilgili endişeleri geri plana iterken, aşırı değerli TL olgusunu ön plana çıkardı. Bir kesim sorunu sermaye hareketlerinde değil, kur rejiminde görüyor. Bir kesim de sermaye hareketlerine karşı bir şey yapılamayacağını söylüyor.
Dalgalı kur rejimi yerine sabit kur sistemi uygulansa, kur riski azalır. Ama bu, mevcut uluslararası konjonktürde, ülkeye sermaye girişini çok daha artıracaktır. Bunun parasal büyüklüklere etkisi ile enflasyon yükselir. Sonuçta bugün şikâyet edilen paranın reel olarak değer kazanması çok daha hızlanır.

Ülke gerçeklerini dikkate almak
Sermaye hareketlerini kontrolü etkili olmaz diyenlerin de çok haklı olmadığını, sermaye kontrollerinin etkinliğini 30 dan fazla araştırmaya dayanarak inceleyen yukarıda adı geçen makalenin bulguları ortaya koyuyor.
Dalgalı kura geçerken yaşanan "dalgalanma korkusu" bugün sermaye hareketlerini kontrol etme korkusuna dönüştü. Sermaye hareketlerine kontrol getirilirse ekonomide bugüne kadar elde edilen kazanımların yitirileceği söyleniyor.
Oysa tam tersi oluyor. Aşırı sermaye girişi 2001'den bu yana gerçekleştirilen ekonomik reformların kalıcılığını tehdit ediyor.Yaşanan kur baskısı üretici kesimleri boğuyor. Çiftçinin, sanayicinin, çalışanların, işsizlerin bütçeden talepleri artıyor. Bu kesimler giderek devletin vereceği desteklere bağımlı hale geliyor.
Hükümetlerin günlük ekonomik işleyişe müdahalesi yönündeki talepler artıyor. Hükümetlerin ulufe dağıtma konusundaki iştahı biliniyor. Mali disiplinden ödün verilmesi riski de giderek yükseliyor. Bu durum 2001 yılında gerçekleştirilen reformlardan geri dönüş için son derece elverişli bir ortam yaratıyor.
Sermaye hareketlerinin kontrolü için ülke gerçeklerini dikkate alan ve etkin araçları içeren bir stratejinin geliştirilmesi ve uygulanmasının tam zamanıdır. Aksi halde tahribat giderek büyüyecektir.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Modern kraliçe Rania
ELBETTE Ürdün Kraliçesi Rania'dan bahsediyoru...
Çetin ALTAN
Polisiye fıkra
Karakolun telefonu çaldı. Komiser Muavini Dav...
Fikret BİLA
Demirel: Türkiye dev memelerinden cüce emzirmeye devam edemez
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i dün CNN T...
Yasemin CONGAR
Irak'ta iç savaş önlenemezse ne olur?
Yetkililerin en kolay kaçtığı soru tarzıdır b...
Abbas GÜÇLÜ
Sınavın kaderi bu aylarda belli olur!
ÖSS adaylarının zaten hep yanında olan Milliy...
Semih İDİZ
Ne Batı'ya, ne Doğu'ya yaranabiliyoruz
Son dönemde yurtiçinde ve yurtdışında katıldı...
Metin MÜNİR
Endişeyi bırak, nükleer enerjiyi sevmeye bak
Acilen, havaya püskürtülen karbondioksidi aza...
Faik ÖZTRAK
Sermaye hareketlerinin kontrolü
Geçen ay ABD Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu...
Hasan PULUR
Postmodern Darbe...
YARIN "28 Şubat"ın yıldönümü...
Tuba AKYOL
Küfür suç değil mi anasını satayım?
Çocuklara küfür öğretir, söyletip güleriz. Ge...
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası bilançosu altüst
Önceki hafta yaptığı 5 milyar dolarlık döviz ...
Osman ULAGAY
Ekonomide 'her şey yolunda' mı?
Devlet ve hükümet katındakilerin akıl almaz b...
Güngör URAS
Konutun m2'si Siirt'te 300, İstanbul'da 3 bin dolar
Cuma günü Milliyet'te Toplu Konut İdaresi'nin...

© 2006 Milliyet