|
Küfür suç değil mi anasını satayım?
Çocuklara küfür öğretir, söyletip güleriz. Gelen yabancılara önce küfürleri öğretiriz. Gittiğimiz yabancı ülkelerde önce küfürleri öğreniriz.
Küfür fena bir şey değil. Argo da fena bir şey değil. Ciddiyeti yırtar. Yaşanmakta olan anda gereğinden fazla önemsenmek zorunda kalınan hadiselerle araya bir mesafe koyar. O anı yaşarken mühimmiş gibi görünen şeylerin o kadar da mühim olmadığını daha o anda kavrayanların dilidir.
Başbakan bir süredir küfürlü, argo konuşmalar yapıyor.
- Sanki meslek liselilerin hepsi imam hatipli anasını satayım.
- Beni gaza getirmeye çalışıyorlar.
- Kıbrıs elden gidiyor diyorlar. Ne gidiyor be?
En son da AB'ye kızdı, "salladı":
- Müzakere sürecimizi aksatma tehdidini sallamayı, biz hiçbir zaman kaale almayız.
Tüm bunlar bir Başbakan'a yakışmayabilir. Ama yakıştıranların sayısı da az değil. Başbakan bir politikacı olarak ısrarla böyle konuşmaya devam ediyorsa, herhalde yaptırmıştır birkaç araştırma, en azından kendi tabanının bu dili onayladığını biliyordur.
Ama tabanın onayı yeter mi?
Hem kavgada, tartışmada küfür suç, değil mi?
Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre "lan" demek suç mesela. Devlet Memurları Yasası uyarınca da suç. Bir "lan" yüzünden ceza alan askerler, milli eğitim müdürü koltuğundan olan memurlar var.
Başbakan'ın kendisini protesto eden birine "Lan, artistlik yapma", "Ananı da al git buradan" demesi de 'hakaret', yani suç.
Başbakan 'suç'u sallamayabilir ama bir de şu var:
Kavgada küfür; verecek cevabı, söyleyecek sözü olmayanların sığındıkları yerdir. Karşınızdakine hakaret ederek; annesine, ebesine, cinsel tercihine saldırarak üste çıkabilirsiniz, kavgayı kazanmış gibi bile görünebilirsiniz. Ama iri birinin zayıfı dövmesine, ezmesine benzer bu. O anda kimse itiraz edemese bile gönül zayıfı destekler. Çünkü herkes en içinden sözlü ya da fiziksel şiddetle kavga kazanmanın 'haksızlık' olduğunu bilir.
Üstelik bunu en iyi, kendisi de küfürlü konuşan, Başbakan'ın küfürlü konuşmalarını kendine yakın bulan sokaktaki insan bilir.
***
Kameralar önünde hakarete uğrayan Kemal Öncel'in Başbakan'ın ağzından çıkan ilk "Lan"ı duyduğundaki halini hatırlıyor musunuz? "Lan mı?" dedi büyük bir şaşkınlıkla, "Lan mı? Canın sağ olsun."
ters köşe
ABD Yüksek Mahkemesi, içinde uyuşturucu olan bir çayın dini törenlerde kullanılmasını dini özgürlükler kapsamında yasal kıldı. İçinde birinci sınıf uyuşturucu kabul edilen DMT bulunan bu 'Hoasca' çayı, bir tarikatın dini törenlerinde kullanılıyor çünkü.
'Kutsal' kabul edilen, 'dokunulmazlık' elde ediyor.
Sigara yasakları giderek artıyor. Türkiye'de de Adalet Alt Komisyonu sigarayla ilgili yeni düzenlemeler getiriyor. Takside yasak, vapur güvertesinde yasak, tribünde yasak...
İşte bu yasaklar tüm dünyada tütünü kutsal kabul eden yeni tarikatların ortaya çıkmasına neden olabilir belki. Üstelik hızla da yayılabilir bu 'tütün dini'...
Sonra işte tıpkı türban gibi tartışırız; kamusal alanda eldeki sigara inanç özgürlüğü kapsamında mı ele alınmalı, yoksa yasaklanmalı mı?
'İyilikle olmazsa vallahi zorla'
Hülya Avşar bir programda Nihat Doğan'la ilgili olarak "O çocuk Seda'ya nasıl yetiyor anlamıyorum?" deyince Seda Sayan cevap verdi: "Göndereyim Nihat'ı nasıl yettiğini göstersin."
Kendisi üzerinden yürüyen bu laf dalaşına Nihat Doğan ne diyeceğini bilemedi, bir süre Hülya Avşar'ı övdükten sonra, "Bizde kadına laf söylenmez" falan diye toparlayıp, "Kadınların kavgasına karışmam" diye bağladı.
Neyse ki karışmadı.
Nihat Doğan'ın ilk çıkış parçası neydi, hatırlıyor musunuz?
"İyilikle olmazsa vallahi zorla /
Benim olmazsan taciz ederim!"
tubaakyol@milliyet.com.tr
|
|