|
 |
|
|
Anne-babanın ateşle imtihanı
Bebek hastalığı konusunda ilk sınavı verdik. Antrenman eksiğimize rağmen fena değildik galiba
igursoy@milliyet.com.tr
Galiba biz şanslı insanlarız. Bilmeyiz öyle hastalanan bebek falan. Batu doğduğundan beri öyle uzun boylu endişelenecek hiçbir şey yaşatmadı bize. Bunu fırsat bilip buradan kendisine şükranlarımı sunarım.
O nedenle geçen hafta sonu 39,5 derece ateşi gördüğümüzde "antrenmansız" yakalandık açıkçası. Başa dönelim... Batu'nun normalden biraz fazla sıcak olduğunu fark ettiğimizde doktoru aradık, akşamüstü görmek istediğini söyledi. Biz de her gün yaptığımız gibi oğlumuzu E.E.'ye (emin eller anlamında, bundan sonra bu kişiyi böyle anacağım) teslim edip ekmek parası kazanmak üzere evden ayrıldık. Uygun bir vakitte dönüp oğlanı doktora götürmek üzere...
Ama doktor randevusuna 15 dakika kala ben köprü trafiğine saplanıp kalmıştım. Bu sırada gün içinde Batu'nun ateşinin 39,6'ya fırladığından, ılık su banyoları ve soğuk bez müdahalelerinden sonra düşürülebildiğinden habersizdim.
Herkes "emaneti" bekliyordu
Nihayet doktorun muayenehanesine vardığımda oğlum 20 dakikalık canhıraş bir ağlamanın ardından iç çekiyordu. Yüksek ateşin nedeninin belirlenmesi için birtakım tahliller yapılmıştı. Son test için oğlumun, bezinin içine itinayla yerleştirilmiş bir torbaya çişini yapmasını bekliyorduk. Bekledik... Bekledik... Koskoca sağlık merkezi mesaiyi bitirdi, mesaneyi bekler oldu. "Emaneti" alıp tahlil merkezine götürecek olan kurye de bize katıldı, oturuyoruz. En sonunda doktorumuz "Siz şimdi eve gidin, çişi yaptıktan sonra bir saat içinde laboratuvara götürün" diyerek pek çok insanı özgürlüğüne kavuşturdu.
Hafta sonunun büyük bölümü Batu'nun ateşini düşürmeye çalışmakla geçti. Koltuk altına koyulan klasik derece, kulaktan bakma cihazı, ateş ölçen emzik ve Therm-a-Sure (minik kutuda ayrıntı vereceğim) dörtlüsü ile sürekli ölçüm yapıyorduk. Seçim anketi yapan şirketler gibi her biri değişik sonuç verse de kabaca bir fikrimiz oluyordu hiç değilse.
Gidişat bizi endişelendirmeye başladığında hemen ılık su banyosuna müracaat ediyorduk. Ama Batu bu işten hiç memnun değildi. Üşüyordu adam, ne yapsın? Ne zaman üstünü çıkarsak üç dakika sonrasını tahmin ediyordu ve hemen ağlamaya başlıyordu. Kıyamadığımız için belki de suyun altında tutmamız gerekenden daha kısa sürede çıkarıyorduk.
Verdiğimiz ilaçlar sayesinde pazartesi sabahı durum kontrol altındaydı. Batu'yu E.E.'ye emanet edip gazete yollarına düştük. İlerleyen saatlerde evden telefon geldi: "İlke, Batu'nun durumu çok, çok, çok..." diye başlayınca her şeyin yeniden başladığını düşündüm. Montumu giymek üzere davrandım, eve doğru yola çıkıyordum. Konuşma şöyle devam etti: "... iyi durumda. Ateşi 36,7." Zannedersiniz dizi çekiyoruz, bunlar da seyirciyi heyecanlandırmak için numaralar.
İlk ateşi söndürmüştük, bakalım ileride neler olacak?
Pratik bir cihaz
Therm-a-Sure bu vesileyle ilk kez gördüğüm ve hayli pratik bulduğum bir alet. Doktorumuz da çok iyi bir ürün olduğunu ama iyi pazarlanamadığını söyledi, belki bir faydam olur diye yazıyorum. Başparmaktan daha küçük, arkasında klipsi olan bir alet. Bebeğinizin bezine takıyorsunuz (pantolonun beline cep telefonu takar gibi). Böylece bebeğin tenine sürekli temas ediyor ve ateşini ölçüyor. 37,8'i geçtiğinde bir sinyal ile sizi uyarıyor. Galiba fazla üretilmiyormuş artık, eczanelere sormakta fayda var.
|
|
|

|