|
 |
|
|
Sevimsiz seyirciler
Çok eskilerde futbol oynayanlara anneleri topçu mu olacaksın diye çok kızarlardı. Çünkü o zamanlar futbol, getirisi olmayan fakirlerin oynadığı bir spor dalıydı. Daha sonra bu oyun sosyo ekonomik açıdan politik bir güç olmaya başlayınca ve endüstri haline gelince kulüplerin başkanlıklarına para babaları gelmeye başladı. Ve onlar çıkarları için kulüplerini maddi yönden destekliyorlardı. Ama ne olduysa oldu ve kulüpler banka gibi kuruluşlar haline dönüştü.
Artık para babalarının maddi destekleri de yeterli olmamaya başlamıştı. İşte bu sırada alttakiler ve üsttekiler denebilecek sosyo psikolojik bir fark ortaya çıktı. Alttakiler kulüpleri ve takımları ile kendilerini ölümüne özdeşleştirince alttakiler ile üsttekiler arasındaki açı büyüdü. Bu yüzden alttakiler yani seyirciler, üsttekileri yani kulüp yöneticilerini her türlü başarısızlıkta sorumlu bulmaya başladılar. Homurdanmaya başladılar, hatta onlara küfretmeye kadar gider oldular. Ve tribündeki güçlerinin farkına varınca aralarından holiganları çıkardılar. Bu holiganlar iyi niyetli ve temiz seyircileri adeta tribünden uzaklaştırdılar. Globalleşme, diğer bir adıyla küreselleşme bu tribün anarşisini o hale getirdi ki, seyirciler karşı taraf kulüp taraftarlarına da tahammül edemez oldular. Ve büyük takımların derbi karşılaşmalarına maalesef karşı tarafın seyircisi alınamaz hale geldi. Öyle oldu ki, maçlarında olaylar çıkaran kulüplere seyircisiz oynama cezası verildi. Bize göre ceza tribün patlamalarını önlemez, önleyemez. İşin artık toplumsal sosyal yönünü araştırma zamanı geldi, geçti bile. Yoksa seyircisiz tribün okulsuz marifi yönetmeye benzer.
faksoy@milliyet.com.tr
|
|
|

|