|
 |
|
|
Irak yangını ve Türkiye
İKİ büyük yangın, Irak'ta mezhep savaşı bölünme süreci... Dünya'da "medeniyetler çatışması" denilen cinnetin giderek kabarması...
İkisinde de çözüme katkısı olacak birinci ülke olarak gözler Türkiye'ye çevrili. Bunu Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik'ten BM Genel Sekreteri Koffi Annan'a kadar birçok kimse değişik vesilelerle ifade ediyor.
Acil yangın Irak'ta... Tarihte evinde, köyünde, cemaatinin veya aşiretinin içinde sakin yaşayan etnik ve mezhep grupları şimdi, eğitimin, şehirleşmenin ve iletişimin geliştirdiği bir "politizasyon"la iç savaşa doğru sürükleniyorlar.
Sünni-Şii gerilimi
Türkiye aralık ayının başında Bush'un Irak danışmanı Halilzad'la Iraklı Sünnileri İstanbul'da buluşturarak bir uzlaşma sağlamış, Washington da bunun için teşekkür etmişti.
Ama gelinen nokta "iç savaşın eşiği"dir! Çünkü, uzlaşma Irak'ın Savunma ve İçişleri'ne bağlı güvenlik güçlerinde Sünnileri de içine alacak bir denge kurulmasını öngörüyordu; bu yapılamadı.
Hem Sünni terör örgütleri cinayetlerine devam ettiler, hem Şiiler ellerindeki iktidar mevzilerini Sünnilerle paylaşmaya yanaşmadılar. Gerilim arttı...
El Kaide, fırsatı kaçırmadı, "12 İmam"dan Hasan Askeri'nin türbesini bombalayarak iç savaşın tetiğini çekti! Öbür tarafta, BM Temsilcisi John Pace'in belirttiği gibi, "Şiilerin elindeki İçişleri Bakanlığı'na bağlı ölüm mangaları her ay yüzlerce Iraklı Sünniyi kaçırıp işkencelerle öldürüyor!"
Türkiye bu konuda çok uyarılar yapmıştı. Koffi Annan'ın dediği gibi, Türkiye'nin "Irak konusundaki uyarıları haklı çıktı."
Fakat çözüm çok zor... Irak'ı tarihen hep Sünniler yönetti, Şiiler dışlandı. Mezhep kimliği yerine "Arap milliyetçiliğini" savunan Baas'ın yüzde 52'si, muhalefet döneminde, Şii idi; fakat Saddam bu oranı yüzde 5'e düşürdü! Şiiliğin "ayetullahlar" etrafında kurumlaşmış otonom yapıları Baas'ın merkeziyetçiliğiyle bağdaşmadığı gibi, paranoyak Saddam sadece belirli Sünni aşiretlere dayanıyordu.
Yangın yayılabilir!
Şimdi Şiiler, yılların ezilmişliğinin ardından "iktidarı ele geçirmiş" olmanın güç hırsıyla, Sünniler ise hâkimiyetten adeta mahkûmiyete düşmenin öfkesiyle son derece katı davranıyorlar. Kuzey Irak da giderek daha çok 'ayrılıyor' zaten.
Abdullah Gül aralık ayında İstanbul'da Sünnilerle görüşmüştü. Şimdi Başbakan Erdoğan Şii Başbakan Caferi ile Ankara'da görüşecek. Radikal Ayetullah Mukteda Sadr da Ankara'ya geliyor. Belli ki, Ankara "Sünni duyarlığı" ile değil, komşudaki yangını söndürme gayretiyle davranıyor.
Bunlar çok olumlu; ama Irak sorunu çok karmaşık olduğu için çözüm kolay değil. Türkiye'nin oluşturduğu "Komşu Ülkeler Platformu" ile Güvenlik Konseyi'nin, yani ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin'in Irak'ta güvenliği ve birliği sağlama konusunda "uluslararası ağırlık" koymaları, çatışan tarafları uzlaşmaya yöneltecek bir faktör olabilir. Koffi Annan da Türkiye'ye bunu önerdi zaten.
Komşudaki yangın söndürülemezse, mutlaka çevreye yayılır! Bu konuya partilerüstü bakmak gerekiyor, Türkiye için hayati bir meseledir.
Açıklama: Bazı okurlarım sordu; Mustafa Ekmekçi'nin Mehmet Akif'i aşağılayan yazıları 1985 yılında 19, 23 ve 30 Ekim, ayrıca 27 ve 28 Aralık tarihli Cumhuriyet gazetelerinde yayımlanmıştır.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|