|
 |
|
|
Türkiye Davos'u nasıl kullanabilir?
PricewaterhouseCoopers'ın dün düzenlediği bir toplantıda hem Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda geçen ay tartışılan ve 2006 dünya gündemini oluşturacak konuların üzerinden geçtik, hem de Davos'tan Türkiye olarak nasıl daha fazla yarar sağlayabileceğimiz üzerine kafa yorduk.
Tüm konuşmacıların, bu yılki Davos'un katılımcılarından oluştuğu toplantıda Doğan Yayın Holding CEO'su Mehmet Ali Yalçındağ, Türkiye olarak Davos'a daha geniş yelpazede bir katılımın sağlanmasını önerdi. "Son Davos toplantısında beni en fazla üzen şey, Türkiye'nin etkin bir rol üstlenememesiydi" diyen Yalçındağ, siyasetçi ve işadamlarının yanı sıra Türkiye'den akademisyenlerin, sanatçıların, sporcuların, sivil toplum örgütlerinin ve din adamlarının da Davos'taki oturumlara katılarak görüşlerini belirtmelerinin ve dünya gündeminin oluşmasında, Türkiye'nin de aktif katkıda bulunmasının önemine dikkat çekti.
Dünya gündemine katkı
Yalçındağ'ı destekleyen gazetemiz yazarlarından Osman Ulagay, Orhan Pamuk ve Kudsi Erguner gibi isimlerin Davos toplantılarına katılmaları halinde Türkiye'nin Davos'a farklı bir katkı yapabileceğini ve bu oturumların büyük ilgi çekeceğini, 8 yıllık bir Davos müdavimi olarak hatırlattı.
Petrol Ofisi'nin CEO'su Jan Nahum da, Türkiye'nin dünya gündemini yönlendirebileceğini düşünenlerdendi: "Dünya liderleri de burada sizin - benim gibi oturan insanlar. Onlar da bulundukları ortamlarda söylenenlerden etkileniyorlar, icabında yönlendirilebiliyorlar. Biz de Davos'u araç olarak kullanarak, dünyanın gündeminin oluşmasına katkıda bulunabiliriz, hatta belki kendi önceliklerimize göre bazı noktalarda olayların akışını yönlendirebiliriz."
Batı'nın sendromu
Davos'ta şekillenen 2006 gündemine gelince...
Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Kalpaklıoğlu'na göre "Davos'ta bu yıl en önemli gündem maddelerinden biri insandı. İşgücü olarak insan, yeniden konumlandı. Sınırların kalktığı dünyada şirketlerin rekabet edebilmesi için daha becerikli ve yaratıcı insan gücü yaratmanın koşulları tartışıldı."
Osman Ulagay ise bu yıl Davos'un gündemine de damga vuran Çin ve Hindistan'ın öne çıkmasının, Batı'yı 200 yıldır dünyada tek başına sürdürdüğü hakimiyetini kaybetme telaşına sürüklediğini ve bu nedenle Batı'nın son dönemde "hakimiyeti paylaşma sendromu" yaşamaya başladığını belirtti. Ulagay'a göre bu sendrom, Batı'yı farklı bir psikolojiye sokmuştu. Danimarka'daki son karikatür krizi de biraz da bu psikolojiyle açıklanabilirdi.
Çin ve "Sarı Afrika"
ARGE Danışmanlık'ın sahibi Yılmaz Argüden, Çin'in gözden kaçan bir yönüne değindi. Hızla büyüdüğü için enerji ve hammadde gereksinimi artan Çin, ABD'de petrol şirketi alma girişimi reddedilince Afrika kıtasına yardıma başlamıştı. Kara Afrika, yarın - öbür gün "Sarı Afrika" olursa şaşırmamak gerekti!
Bu yıl ilk kez Davos'a giden Doğuş Grubu'nun CEO'su Hüsnü Akhan, global riskler üzerinde durdu. Çin'in, 800 milyar dolarlık döviz rezervine sahip olduğunu ve Ortadoğu ülkelerinde de artan petrol fiyatları nedeniyle 300 milyar dolarlık fon oluştuğunu hatırlatan Akhan, gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere fon aktarımına dikkat çekti.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|