|
 |
|
|
Ouagadougou'lu misafir
Çeşitleme / Selim Türsen
Burkina Faso adlı bir ülkenin Ticaret Bakanı'nın İzmir Ticaret Odası'nı ziyaret haberi, ismi değişik geldiği için benim de dikkatimi çekti.
Hele misafir bakan Egeli tekstilcilere çağrı yapıp "Pamuk üretiminde Mısır'ı geçtik. Pamuğumuzu yeni pazarlara açmak, kumaşa döndürmek istiyoruz. Sizin için fason üretim de yaparız" gibi sözleri merakımı daha da artırdı.
Kimdir bu Burkina Faso, dünyanın neresindedir diye baktığımda Batı Afrika'nın ortalarında bir yerde çıktı.
Gana, Fildişi Kıyıları, Nijer komşuları arasında.
Söylemesi de, yazması da zor olan başkentinin adı Ouagadougou.
Fransa'dan 1960 yılında bağımsızlığını kazanmış. 70'li, 80'li yıllarda askeri diktatörlüklerle yönetilmiş. 90'larda parlamenter sisteme geçmiş.
* * *
Burkina Faso dünyanın en yoksul ülkelerinden biri. 15 milyon nüfusu ve 274 bin kilometrekare yüzölçümü var ama doğal kaynakları hemen hiç yok.
Pek çok Afrika ülkesi gibi AIDS'ten kırılıyor.
Ülkede 300 bin AIDS'li var, ölenlerin sayısı 30 binin üzerinde.
Nüfusunun yüzde 50'si Müslüman. Okuma yazma oranı yüzde 26.
Susuzluktan çok çekiyor.
Özetle, Batı'nın yüzyıllarca sömürüp posasını çıkardıktan sonra bir kenara attığı tipik Afrika ülkelerinden biri Burkina Faso.
* * *
Buna karşılık son yıllarda kendini kurtarmak için hayli çaba harcadığı gözleniyor.
Bölgedeki diğer ülkelerle pamuk lobisi yapıp Batı pazarlarına girmenin öncülüğünü yapıyor.
Başkent Ougadougou'dan İzmir'e gelen misafir Bakan, bizim krizdeki tekstilcilere sesleniyor, "Size fason üretim yaparız. Bizde emek çok ucuz" diyor. Bu sözleri ben, "30-40 yıldır siz tekstilde, konfeksiyonda ucuz işgücünüzü kullanıp sermaye birikimi yaptınız. Artık sıra bizde. Siz eğitimli işgücünüzle katma değeri yüksek, teknolojisi gelişmiş işler yapın. Emek yoğun işleri artık bize yaptırın" şeklinde yorumladım.
Çok da haksız değiller.
Burkina Faso ve onun gibiler başka nasıl kurtulacak?
Solda arayış İzmir'den başladı
Arkadaş toplantılarında gelecek yıl yapılacak seçimlerde hangi partiye oy vereceğini bilemeyenlerin sayısının hayli fazla olduğunu görüyorum. Bazıları, "Şimdi en büyük tehlike laikliğin elden gidip Türkiye'nin şeriata kayıyor olması. Bunu önlemek için Baykal'a kızsak bile örgütlü siyasal bir parti olan CHP'yi destekleyip Meclis'teki gücünü artırmalıyız. Bütün solun oyları birleşirse CHP iktidar bile olur" diyor.
Bazıları ise, "Meclis'te AKP'nin ezici çoğunluğu dağıtılmalı. Ne kadar çok parti girerse o kadar iyi. Ben CHP'liyim ama, barajın sınırındaysa gerekirse MHP'ye oy verip Meclis'e girmesine destek olurum. Yeter ki meydan AKP'ye kalmasın" diyor.
Geçen cumartesi laikliğin kalesi İzmir'de, solda yeni bir siyasal oluşumun fitilleri DİSK'in öncülüğünde Atatürk Spor Salonu'nda düzenlenen bir toplantı ile ateşlendi.
Oyumu nereye vereceğim diyen düşünenler için belki yeni bir seçenek ortaya çıkacak. Bence her yeni oluşumu izlemek gerek.
Unutmayalım, siyasette çalışanlar kazanıyor.
AKP bu noktaya gelebilmek için yıllarca kapı kapı dolaşmıştı.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|