Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Mart 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İpin ucu kaçıyor!


Irak'ta Samarra, Sünnilerin çoğunlukta olduğu tarihi bir kent. Bu şehirdeki Askariye Cami ise Şiilerin en kutsal üç mekanından biri. Yüzyıllar boyu yalnız Şiilerin değil, Sünnilerin de saygı duyduğu bu mabetin altın kubbesinin uçurulmasına gelince...
Korkunç bir provokasyon!
Üstelik hedefi de vurdu.
Irak'ta ne yazık ki Şii-Sünni çatışması derinleşmiş, terör eylemleri daha kanlı hale gelmiş durumda.
Hangi güç yaptı bu provokasyonu?
Çok fazla senaryo yazılıyor.
Akla hemen Irak'ta kör terörü tek yöntem olarak benimsemiş olan El Kaide-Zerkavi takımı geliyor. Aşırı Baasçılar deniyor. Hükümet pazarlığında daha çok pay koparmak isteyen bazı Sünni gruplardan söz ediliyor.
Provokasyonda Şii parmağı arayanlar da yok değil. Koalisyon pazarlıklarında, Amerika'nın desteğiyle Sünnilerin eli güçleniyor diye düşünen bazı Şii odakların da böyle bir provokasyonu tezgahlayabileceğini öne sürenlere rastlanıyor.
Şöyle diyorlar:
"O altın kubbenin havaya uçurulması öyle kolay olacak bir iş değil. Beş altı saatlik bir mesaiyi gerektirdiği söyleniyor. Şiilerin bu kutsal mekanında, bu kadar göz altındaki bir mabette böyle bir provokasyon nasıl tezgahlanabildi?.."
Irak'ta bugün belki de en zahmetsiz iş senaryo yazmak. Çünkü gündemde fazlasıyla yanıtsız soru var.
Kafayı senaryolara çok fazla takmak yerine, kanı bir ölçüde durduracak, şiddet ve terörü zayıflatacak, giderek marjinal kılacak kapıyı aralamak önem taşıyor.
Bunun da tek yolu var:
Bir an önce Ulusal Birlik Hükümeti'ni kurmak.
Ankara da bunun için çaba gösteriyor. Irak'ta bütün kesimlerle sürekli dirsek temas içinde, görüşüyor. İlgili taraflara birlik hükümeti için uzlaşma telkinlerini eksik etmiyor. İyi de yapıyor.
Çünkü Şii-Kürt-Sünni üçlü dengesini yansıtacak bir koalisyon hükümetinin Bağdat'ta çalışmaya başlaması, Irak'ta siyasal normalleşme açısından bir dönüm noktası olacak.
Tren ancak böyle raya oturacak.
Şimdi istenmeyen bu Irak'ta.
Siyasal normalleşmeye gidilmesin diye düğmeye daha fazla basılıyor, şiddet ve terör tırmandırılıyor Irak'ta...
Şii-Kürt-Sünni dengesinin kurulmasına gelince... Söylendiği gibi kolay değil. Birçok sorun var.
Örneğin İçişleri, Savunma gibi bazı kritik bakanlıkların Tahran'a yakın Şiilerin eline geçmesine Sünniler karşı çıkıyor.
Polis, Şiilerin elinde!
Sünniler bundan hoşlanmıyor, kendilerini emniyette hissetmiyorlar. İran'ın etkisindeki Şii Bedr Tugayları'na bağlı milisler kontrol ediyor polisi...
Asker ise Kürt ağırlıklı...
Sünnileri bu da rahatsız ediyor.
Bu arada Sünnilerin iki ateş arasında kaldıkları belirtiliyor. Bir yandan, eski defterleri karıştıran ve arada bir hesap gören Şiilerin infaz timleri... Öbür yandan, seçimlere ve siyasal sürece katıldıkları için Sünnileri hain olarak belleyen Zerkavi takımı ve aşırı Baasçı güçlerin kanlı baskısı...
Musul'un doğusundaki bölgede Kürt baskısından yakınan Sünniler bir başka konu...
Ya da Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki yetki paylaşımı yine bir başka sürtüşme noktası...
Başbakan kim olacak?
Caferi, tek oy farkla adaylığı ele geçirmiş durumda. Ama bundan Kürtler, Cumhurbaşkanı Talabani hoşlanmıyorlar. Talabani'nin gönlünde bir başka Şii, kendisi gibi sol gelenekten gelen ve Beyrut-Şam yıllarından tanıdığı Adil Mehdi yatıyordu. Ama bir oy farkla başbakan adaylığını kaçırdı.
Bu da bir başka sorun...
Liste uzatılabilir.
Listeye petrol paylaşımı ile, iktidarda yetki dağılımları ile, Kerkük'le ilgili birçok konu girebilir.
Ancak ipin ucu kaçıyor!
Herşey kontrolden çıkıyor olabilir. Bu nedenle daha fazla uzatmamak, Şii-Sünni-Kürt üçlü dengesini bir an önce oluşturarak 'ulusal birlik hükümeti'ni kurmaktan başka çare yok.
Kan gölü büyüyor çünkü...
İç savaş felaketi kapıda!

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
AKP, beklenti ve yıpranma
KAMUOYU, AKP'nin oy kaybetmediğini, bir ölçüd...
Çetin ALTAN
İşsizliğin nedeni, "meslek sevgisi"nden yoksunluk...
"Ülke sorunları", yahut "Türkiye'nin sorunlar...
Melih AŞIK
Bonjur Kıbrıs
Hükümetin aktif (hatta hiperaktif) dış politi...
Fikret BİLA
Türkiye GOP'un lideri
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, dün k...
Hasan CEMAL
İpin ucu kaçıyor!
Irak'ta Samarra, Sünnilerin çoğunlukta olduğu...
Yılmaz ÇETİNER
'İsterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz!'
Her dönem aynı şikâyette bulunuruz ama bu def...
Güneri CIVAOĞLU
Eşik
New York Üniversitesi İktisat Profesörü Jess ...
Hurşit GÜNEŞ
İhracata bakalım, nefes alalım
Önceki akşam ocak ayını içeren dış ticaret ve...
Doğan HEPER
Türkiye büyük, hükümet küçük
Türkiye'nin dış politikası var mı?
Semih İDİZ
Türkiye, Kürt fobisiyle Irak'ta yapıcı rol oynayamaz
Hamas ziyareti gibi, Irak'ın geçici Başbakanı...
Sami KOHEN
Bölgesel rol tutkusu
IRAK Başbakanı İbrahim Caferi'nin Ankara ziya...
Hasan PULUR
Mezhep, nesep ve "Remzi Abi!"
BAZI yazıları, bazı deyimleri okudukça aklımı...
Derya SAZAK
Medyasız demokrasi
AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez'in Ma...
Meral TAMER
Çocuğunuza İstanbul Modern'de doğum günü
Küçükken kızıma, büyüdüğünde aklında kalabile...
Yaman TÖRÜNER
Yine kredi kartı
Geçen hafta yazdığım yazıda, kredi kartlarıyl...
Güngör URAS
Bütçe fazla verdi kandırmacası
Bütçenin ocak ayında 2 milyar YTL fazla verme...
Serpil YILMAZ
Şişli Terakki arsası sonunda devredildi
Uzun yıllar altın sektöründe yer almalarına k...
M. Ali BİRAND
Bu çeteler tam bir kanser gibi
Bazılarımız konuyu pek ciddiye almıyorlar.

© 2006 Milliyet