Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Mart 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bölgesel rol tutkusu


IRAK Başbakanı İbrahim Caferi'nin Ankara ziyareti, Hamas liderlerinden Halid Meşal'in gelişi gibi, hararetli tartışmalara yol açtı.
İki ziyaret arasında -temel farklara rağmen- bazı benzerliklerin bulunması, bir dizi soruyu gündeme getirdi. Örneğin, bu ziyaretlerin zamanı iyi seçildi mi? Meşal gibi, Caferi'nin şu andaki pozisyonu verimli görüşmelerin yapılmasına elverişli mi? Ziyaret isteğinin karşı taraftan gelmesi Türkiye'yi ev sahipliği yapmaya zorlamış sayılır mı? Her iki halde bu gezilerle ilgili yapılan eleştiriler, görüşmelerden somut bir sonucun alınmamasında rol oynamış mıdır?..
Karmaşa içindeki Irak'ta, Caferi'nin bu gezisi, başta Cumhurbaşkanı Talabani olmak üzere, birçok siyasi ve dini çevrelerce hoş karşılanmadı, hatta kendisinin yeni yönetimde başbakanlıkta kalıp kalmayacağının belli olmadığı hatırlatıldı...
Kuşkusuz Irak'taki bu tartışmalar, komşu ülkenin bir iç savaşa sürüklenmesini önlemek için kollarını sıvayan Türkiye'yi zor duruma düşürmüş bulunuyor. Oysa Türkiye şu kritik dönemde iyi niyetle devreye girmiş, tüm taraflarla eşit mesafede kalmaya özen göstermiş ve onları uzlaştırmaktan başka bir amaç gütmemiştir...

Diplomasi atakta
Türkiye'nin Irak'la ilgili girişimini, bir süreden beri bölgede oynamaya çalıştığı rol çerçevesinde değerlendirmek lazım.
Özellikle bugünkü hükümet, bölgedeki anlaşmazlıkların giderilmesi için aktif olarak devreye girmeyi, Başbakan'ın deyişiyle "tarihi bir sorumluluk veya misyon" sayıyor.
Bu bağlamda Ankara son zamanlarda bir dizi inisiyatifte bulundu: Suriye ile temaslarında Lübnan'dan askerlerini çekmesi ve Hariri suikastının soruşturması konusunda BM ile işbirliği yapması için yoğun çaba harcadı... İsrail ile Filistin yönetimi arasında diyaloğun kurulması, ayrıca ekonomik işbirliğinin sağlanması için girişimlerde bulundu... Seçimlerden Hamas'ın galip çıkmasından sonra da bu örgütle, eski politikasını değiştirmesi için atağa kalktı... İran'ın nükleer enerji programı meselesinde uluslararası camia ile uzlaşması yönünde uyarı ve telkinlerde bulundu... Karikatür krizinin başında, "medeniyetler ittifakı" fikrini uluslararası platforma taşıdı ve tarafları sükunete çağırdı... Irak'ta da seçimlerin gerçekten birliği sağlaması için Sünni liderleri ikna etmeye çalıştı ve nihayet son günlerde iç savaş tehlikesinin bertaraf edilmesi için yoğun bir diplomatik kampanya başlattı...

İyi niyet yetmez
Bütün bu girişimler, Ankara'da son zamanlarda gelişen bir "misyon" tutkusunun ürünü olarak gözüküyor.
Gerçekten hükümeti bu yönde harekete geçiren esas düşünce, Türkiye'nin özellikle bölgede uyuşmazlıkların giderilmesinde ve genelde Batı ile İslam dünyası arasında bir yakınlaşmanın sağlanmasında, tarihi bir sorumluluğu bulunduğu ve bu rolü en iyi şekilde oynayabilecek durumda olduğudur.
Türkiye'nin son girişimleri iyi niyetle yaptığına şüphe yok. Ama bu rolde iyi niyet yeterli değil. Atılacak adımların önceden iyi hazırlanması, şartların olgunlaşması, taraflardan bir kısmının şimşeklerini üzerine çekmemesi, muhatapların ve de girişim zamanının iyi seçilmesi, başarıya ulaşmanın başlıca şartlarıdır...
Önemli bir husus da, üstlenilen rolün veya misyonun abartılmaması, örneğin "mesaj iletme" egzersizinin "arabuluculuk" gibi algılanmamasıdır...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
AKP, beklenti ve yıpranma
KAMUOYU, AKP'nin oy kaybetmediğini, bir ölçüd...
Çetin ALTAN
İşsizliğin nedeni, "meslek sevgisi"nden yoksunluk...
"Ülke sorunları", yahut "Türkiye'nin sorunlar...
Melih AŞIK
Bonjur Kıbrıs
Hükümetin aktif (hatta hiperaktif) dış politi...
Fikret BİLA
Türkiye GOP'un lideri
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, dün k...
Hasan CEMAL
İpin ucu kaçıyor!
Irak'ta Samarra, Sünnilerin çoğunlukta olduğu...
Yılmaz ÇETİNER
'İsterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz!'
Her dönem aynı şikâyette bulunuruz ama bu def...
Güneri CIVAOĞLU
Eşik
New York Üniversitesi İktisat Profesörü Jess ...
Hurşit GÜNEŞ
İhracata bakalım, nefes alalım
Önceki akşam ocak ayını içeren dış ticaret ve...
Doğan HEPER
Türkiye büyük, hükümet küçük
Türkiye'nin dış politikası var mı?
Semih İDİZ
Türkiye, Kürt fobisiyle Irak'ta yapıcı rol oynayamaz
Hamas ziyareti gibi, Irak'ın geçici Başbakanı...
Sami KOHEN
Bölgesel rol tutkusu
IRAK Başbakanı İbrahim Caferi'nin Ankara ziya...
Hasan PULUR
Mezhep, nesep ve "Remzi Abi!"
BAZI yazıları, bazı deyimleri okudukça aklımı...
Derya SAZAK
Medyasız demokrasi
AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez'in Ma...
Meral TAMER
Çocuğunuza İstanbul Modern'de doğum günü
Küçükken kızıma, büyüdüğünde aklında kalabile...
Yaman TÖRÜNER
Yine kredi kartı
Geçen hafta yazdığım yazıda, kredi kartlarıyl...
Güngör URAS
Bütçe fazla verdi kandırmacası
Bütçenin ocak ayında 2 milyar YTL fazla verme...
Serpil YILMAZ
Şişli Terakki arsası sonunda devredildi
Uzun yıllar altın sektöründe yer almalarına k...
M. Ali BİRAND
Bu çeteler tam bir kanser gibi
Bazılarımız konuyu pek ciddiye almıyorlar.

© 2006 Milliyet