|
 |
|
|
Dünya ekonomisi nereye gidiyor?
Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri
Dünya ekonomisi, son dönemde Asya krizi gibi çeşitli isimlerle anılan ancak aslında tüm ülkelerde etkisini gösteren yapısal hastalıklara bağlı kontrolsuz büyüme sorununun çözümüne odaklanmıştır.
Mali sistemdeki zaaflar, enerji fiyatları ve iç ve dış borçlanma ile birleştiğinde hemen her ülkede ekonomik travmalar yaratan bu süreç acaba geride mi kaldı?
2006 ile başlayan yeni bir beş yıllık perspektifte dünya ekonomisinde büyüme, istihdam, ticaret ve yatırım dengesi acaba nasıl kurulacak?
Ve Türkiye bütün bu global sistem içerisinde dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasındaki yerini koruyabilecek mi?
Daha da önemlisi daha üst sıralara tırmanabilecek mi?
* * *
Bütün bu soruların yanıtı aslında biraz uluslararası siyasette, yeni dünya liderliği tartışmalarında aramak gerekiyor. Her şeyden önce dünya siyasetinin ve ekonomisinin yeni aktörlerinin ne yönde tavır alacakları çok önemli.
2005 yılını yüzde 9.8 gibi gözalıcı bir büyüme performansı ile kapatan Çin'in GSYİH'sı 2 trilyon ABD doları olarak bir önceki yıla nazaran 285 milyar dolar artış gösteriyor.
Bazı ekonomistler tarafından hizmetler sektöründeki yüksek oranlı gelişmeye bağlanan bu artışın altında yatan önemli faktörlerden biri de Çin'in tüketmeye de başlaması olarak değerlendiriliyor.
* * *
Bu sonuçlarla Çin, İtalya'nın yerine geçerek dünyanın altıncı büyük ekonomisi oluyor.
Otoriteler Çin'in 2006'dan itibaren yatırım modundan tüketim moduna geçeceğini öngörüyorlar.
ABD ve Japonya bir toparlanma süreci yaşıyor. ABD 2005'te yüzde 3.6 ile iyi bir büyüme performansı sergiledi.
EURO Bölgesi'nin ise OECD ortalamalarının altında bir büyüme ve istihdam performansı göstermesi Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor.
İşte gerek Çin ve Japon ekonomisi ile bağlantılar gerekse Türkiye'nin AB tam üyeliği sürecinde kritik yol ayrımları ve tercihler bu noktada ortaya çıkıyor.
* * *
Çin'in tüketim potansiyeli Türkiye için gerçek bir fırsat oluşturuyor.
Üretimin küreselleşmesi, hammadde ve ara malı fiyatlarının uluslararası piyasalarda ucuzlaması üretim maliyetleri üzerinde olumlu etkiler doğuruyor.
Bu olumlu tabloyu bozan tek faktör enerji girdisinin ve özellikle de petrol fiyatlarının sürekli yükselme eğilimi göstermesi.
Bu arada çevre maliyetlerinin artması da bir başka etken. Hizmet sektörünün dünya ekonomisindeki ve ticaretindeki payının sürekli olarak artması önümüzdeki 20 yılda bu sektörün alt sektörlerinde örneğin, medya, bilişim, iletişim, yazılım, eğitim, finans, sigortacılık, gayrımenkul üretimi ve yönetimi ve danışmanlık hizmetleri alanlarında müthiş bir potansiyel ortaya koymaktadır.
Küresel bir hareketlilik kazanan hizmetler pazarındaki gelişmeler ülkeler arası yeni ticaret akımlarına ortam hazırlamaktadır.
* * *
Dünyanın gündemi böyle.
Peki sizce Türkiye ekonomisi nereye gidiyor?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|