Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Mart 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şarapta tekelcilik son bulmalı

Rekabet Kurulu, büyük şarap firmalarının restoranlara nakit para verip rakiplerini sokmama uygulamaları hakkında soruşturma açtı. Soruşturmalar iyice dallanıp budaklanmadan, firmalar centilmenlik anlaşmasıyla bu saçmalığı bitirmeli

myalcin@turk.net

Geçtiğimiz haftalarda, iki büyük şarap firmamızın, Doluca ile Kavaklıdere'nin merkezlerinde polisiye filmleri andıran sahneler yaşandı. Yanlarında polis ekipleriyle birlikte gelen Rekabet Kurulu müfettişleri, eşzamanlı olarak yaptıkları baskınlarda, iki firmanın tüm bilgisayarlarına el koydular. Personelin masalarına yaklaşmalarını önledikten sonra Doluca'nın bilgisayarlarında Kavaklıdere, Kavaklıdere'nin bilgisayarlarında da Doluca kelimesiyle arama yaparak, çıkan tüm dosyaları kopyalayıp gittiler.
Başlattıkları soruşturmanın gerekçesi, iki büyük firmanın restoranlara birlikte giderek, "Sadece bizim şaraplarımızı satar, rakiplerimizi sokmazsanız, size şu çıkarları sağlayacağız" dedikleri ve böylece tröst oluşturdukları iddiasıydı.
Soruşturma halen sürüyor ama iddialar yeni değil. Önceleri, bu iki firma da birbirlerini ekarte etmek için restoranlarla bu tip anlaşmalar yapıyordu. Böylece cebine 10 bin doları koyan yeni açılmış bir restoranın sahibi, yıl boyu tek bir firmanın şaraplarını satıp tüketicinin seçme özgürlüğünü yok edebiliyordu.
Derken, anlaşmalara "Başkasını satmayacaksın" diye yazılmasının yasalara aykırı olduğu fark edildi ve daha kibar bir çözüm bulundu: Bu kez restoranlara alım kotası konuyor, diyelim ki yılda 5 bin şişe şarap satışı olan restorana, "5 bin şişelik kotayı doldurmayı taahhüt edersen, şu kadar iskonto, şu kadar da nakit para alacaksın" deniliyordu. Haliyle, o restoran da başka firmanın şarap satmak için gelen elemanlarına, "Kusura bakmayın, sizden şarap alırsam firmanın kotasından çalmış olurum, kotayı dolduramazsam da bir dahaki sene onunla anlaşamam" diyerek alım yapmıyordu.

Küçükler ezildi
Bu tekelci anlaşmalar yüzünden iki büyük firmanın dışında kalan üreticilerin şarapları önde gelen restoranlara bir türlü giremiyordu. Firmalardan para almaya tenezzül etmeyen ve şarap listesini özgürce oluşturan saygın restoranlar ise çok azınlıktaydı. Pamukkale, Sevilen, Turasan ve Diren gibi orta ölçekli firmalar yükselen şarap kalitelerini müşterilere keşfettiremedikleri gibi, Doluca ve Kavaklıdere de birbirlerine geçit vermemek için birbirlerinin simetriği olan şaraplar üretiyor ve bu da genel şarap kalitemizi düşürüyordu.
Bunun çarpıcı bir örneği, Kavaklıdere'nin Cabernet Sauvignon'u... "Anadolu üzümünden Anadolu şarabı" sloganıyla üretim yapan Kavaklıdere, angaje ettiği restoranların, "Müşteri Sarafin Cabernet istiyor. Ya müsaade edin biraz bulunduralım ya da siz onun yerine geçecek şarap yapın" talepleri yüzünden coğrafyasını ve iklimini Cabernet'ye uygun bulmadığı Çeşme bağlarının üzümlerinden bir Cabernet çıkardı.
Keza Doluca da fazla inanmadığı, değerli bulmadığı bir üzümden, Kalecik Karası'ndan bir şarap üretti. Amaç öncelikle "Müşteri Kalecik Karası istiyor, sizinle anlaştık ama sizde de Kalecik Karası yok" diyen restoranlarda mevzi kaybetmemekti. Bu "Rakibim ne yaparsa, bende de o şaraptan olmalı, onunkinin önünü kesmeli" mantığı yüzünden, iki firma da başarılı oldukları şaraplara yeterince odaklanamadılar, arkasında durmadıkları bir dolu orta kırat şarap yaptılar.

Şarapçılar bölündü
Bu işin tehlikesini, sürdürülemez durumda olduğunu, ithal şaraplar restoranlara giremeyince büyük firmaların rekabet kuruluna şikayet edileceğini ve başlarının derde gireceğini bu sütunlarda defalarca yazdık. İki büyük firma, bu politikayı terk etmek yerine, kendileri şarap ithalatına girip güçlerini iyice pekiştirme yoluna gittiler. En büyük şarap ithalatçısı durumundaki Adco firmasının buna cevabı da, iki küçük ölçekli şarap üreticisini dağıtım portföyüne katmak oldu.
"Rekabet"in bu şekilde yürütülmesinden en büyük zararı, tüketici gördü. İnsanlar restoranlarda kendilerine dayatılan şarapları, -üstelik de çok pahalıya- içtiler. Firmalar "Bu yıl beni tatmin etmezsen seneye rakibinle anlaşırım haaa!" diyerek iyice şımaran ve durumu istismar eden restoranlara, "Benden 10 liraya aldığın şarabı niye 50 liraya satıp beni firma olarak kazıkçı durumuna düşürüyorsun?" diyemediler.
Sonuçta, Türk şarapçılığının kangren olan bu yarası müfettişlerin dosyalarına girdi. Şarap üreticilerimizin kendi aralarında sona erdirmeyi başaramadıkları bu kemikleşmiş olumsuzluk, tartışmayı karakola kadar götürmüş oldu! Hatta geçen ay yapılan Şarap Sanayicileri Derneği genel kurulunda, şarap üreticilerimiz iki büyük firma ve diğerleri olarak ikiye bölündüler. Kavganın temelini orta ve küçük firmaların tekelciliğe isyanı, büyüklerin de ötekileri kayıt dışılıkla suçlaması oldu.
Bir gerçeği fark etmekte yarar var: Türkiye'de Doluca ya da Kavaklıdere ürünlerini satmadan kaliteli bir restoran işletebilmek mümkün değil. Yakut, Çankaya, Villa Doluca gibi her biri yarım asırlık mazisi olan tanınmış şaraplar, mutlaka en büyük talebi gören şaraplar olacak. Hiçbir akıllı işletmeci, bu şarapları satmamazlık edemez. Bırakın bunların yanında bir Pamukkale Şiraz da, bir Turasan Seneler de, bir Sevilen Majestik de, Diren Karmen de yer alsın.
Bir centilmenlik anlaşmasıyla bu tekelciliğin bitirilip restoranlara bardak, karaf, şarap dolabı vs. desteklerine dönüşmesi, şarap listelerinde demokrasinin başlaması, şarap tüketimini de artırır, lokantalarda şarap açtırmayı daha zevkli, daha neşeli hale getirir... Kötü alışkanlıklardan kurtulmak için illa devlet babanın kükremesini beklememeli.



PAZAR
Siyasetçilerdeki futbol merakı
Yarım asırlık anılar
"Her kıtadaki en yüksek zirveye çıkacağım"
"Trajediyle komedinin iç içe olduğunu gördüm"
Afganistan'daki ilk klasik müzik konserini Şişli Senfoni verecek
Masalsı rock şarkıları
"Yanlış bilgiler ilişkileri zora sokuyor"
Çok kültürlü pop
Bir film platosu:
Cumalıkızık

Radyonun kısa tarihinden notlar
Nazik konu lasik!
Bir işadamının evrak-ı metrukesi
Balık ve ünlüleri
Mezzaluna'da ne eksik?
"Tütün çağı"nın yeni tartışması
Atina günlüğü
Adı gibi olmayan hastalık: Şeker
Şans yanar döner, bir gün size de güler
Şarapta tekelcilik son bulmalı





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet