|
 |
|
|
Sanıldığı gibi değil
Görüş / Bülent Buda
Fırsat buldukça koşup oynuyorduk Cici Park'ta. Bazen büyüklere karışarak, bazen kendi kendimize küçükler. Dört taş, iki kale. Oynadığımız da çift kale maç. Çıplak ayaklarla zor geliyordu. Yapacak bir şey yoktu. Yoksullar cenneti Damlacık, sanki Brezilya'dan bir kenar mahalle. Önünde yuvarlak bir nesne gören, ardına takılıp koşuyor. Sonra lastik ayakkabılarımız oldu.
Meşin yuvarlakla ilişkilerimiz gelişti. Nusret Destek, kösele ızgaralı ayakkabıları uzattığında Torbalı'da gerçek kale direkleri olan yeşile bezenmiş bir çayırdaydık galiba. İşte öyle birileri elimden tutup bir yerlere götürürken, "Bu gidişin sonu ne olacak" gibilerden öngörüm hiç olmadı. Oynamaktan mutluydum. O oyunun götüreceği yerin neresi olduğunu düşünmek yorucuydu. Anı yaşıyorduk, eğleniyorduk, iyiydik.
Başladığım yere döndüm
Uzun hikaye. Olan bitene ilişkin öyle hiç hesap kitap yok. Ben şimdi şuradayım, bundan sonra da şuralara ulaşacağım türünden ince hesaplar hiç olmadı. İşte öyle eğlenirken, bir baktım profesyonel olmuşum. Hem de mahkemede yargıç kararıyla. Yaşım yetmiyordu.
Bir gün büyük bir kentin bayağı irice bir takımı seni istiyor dediler, gittim. Oynar mıyım, oynamaz mıyım düşünmeden... Neticede silah zoruyla götürmüyorlar. Genç sayılabilecek yaşlarda, kararlarımı kendim vermek gibi zorunluluklarım oldu. Beni isteyenin ötesini, berisini de fazla kurcalamadım. Bir bildiği vardır diye isteyenin aklına güvendim. Ama hiç teslim olmadım. Uzatmayalım, o büyük takımın formasıyla eğlenceli günlerim uzun sürmedi. Yılın sonunda da bir değiş tokuşla onlar belirledi nerede borumu öttürebileceğimi. Büyük şehirlerde boğulduğu, soluksuz kaldığı zamanları oluyor insanların. Alışamadım, döndüm başladığım yere.
Sonra bırakıverdim bir gün genç yaşta. Kimilerine göre de bayağı dinozorlaşmıştım, çekilmem gerekiyordu. Daha 31 yaşındaydım. Nüfus kağıdı değilse de yüzüm eskimişti.
Tam 33 yıl olmuş
Geleceğe yönelik planlar yaparak değil, düş kurarak takvim yapraklarını eksilttim hep. Balık burcuyum. İlkeli, tutarlı olmanın yararlarını bilirim ama yazgıya da baş kaldıracak halim yok. Akılla, doğru yolun bulunacağına ilişkin sarsılmaz inancıma karşın...
Nihayet diyeceğim şu; başlarken önümde daha uzun yıllar var sandım. Kısalıverdi yıllar, giderek, farkına varmadan. Bitiverdi bir gün alkışlar, övgüler, sövgüler, kontratlar.
Önce "Oh be dünya varmış" yanılsaması. Ardından ağır basan özlem. Formam, ayakkabılarım, küfürlerini özlediğim taraftar, acımasız medya, beni bir türlü anlamayan antrenörüm, ödenmeyen primlerim. Ve de meşin yuvarlağın dayanılmaz çekiciliği. Oysa ozanın deyişiyle, "Rüzgar kanatlı atlılar gibi geçmiştir yaşam."
Geçenlerde aklıma düştü, 33 yıl olmuş bırakalı. Takmıyorum öyle. Gözlerinin uzağı gördüğü kadar gençsin.
Zaman akıp gidiyor kendi cazibesinde.
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|