Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Mart 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Saklambaç, seksek, çelik çomak, koşmaca...


İktidardaki belediye siyasetçilerinin alınabileceği, muhalefet siyasetçilerinin de çok sevebileceği bir fıkra...
Adamın biri, Meclis'in karşısındaki asfaltın kıyısında çömelmiş, parmağıyla yere görünmez daireler çiziyormuş. Üstelik çok özenli çiziyormuş, birbirini izleyen, görünmez dairelerini.
* * *
Bir süre sonra, bir polis yaklaşıp omuzuna dokunmuş adamın:
- Hey buraya bak, demiş; bari bir tebeşirle çizseydin de dairelerini, kamu malına zarar vermekten bir güzel enseleseydim seni. Yapacak doğru dürüst bir işin yok mu senin; göster bakayım kimliğini...
Adam, kendisini kaptırdığı çalışmasının arasına girilmesinden sıkıntılı; işi engellenmiş, dürüst ve çalışkan bir insanın masum bakışlarıyla, başını kaldırıp polise bakmış ve içini çekerek:
- Memur bey, demiş; mesleğimi yapıyorum ben, herkesin bilmediği çok önemli bir meslek bu...
Polis:
- Söyle, demiş; neymiş bakalım mesleğin?
- Gergedan seksi uzmanıyım ben...
- Nesin, nesin?
- Gergedan seksi uzmanıyım; gebe kalmış dişi gergedanlardan doğacak yavruların; dişi mi, erkek mi olacağını saptıyorum.
- Bunun için mi parmağınla yere birtakım görünmez daireler çiziyorsun ulan?
- Yapmayın memur bey; gebe kalmış dişi gergedanlardan doğacak yavruların dişi mi, erkek mi olacağı da; bürolarda oturup, asfalt çalışması yapmadan, saptanamaz ki...
* * *
200 yıldan bu yana, çağdaşlaşma yolunda büyük mesafeler aldığımızı, iddia ede duralım; son 5 yılda işlenmiş olan "töre ve namus cinayetleri"nin, polis kayıtlarına geçmiş sayıları tüyler ürpertici...
1.091 cinayet işlenmiş; 1.190 kişi can vermiş.
* * *
Erdal Şafak'ın yazısında öğreniyoruz ki, Meclis Namus ve Töre Cinayetleri Araştırma Komisyonu'nun; Doğu ve Güneydoğu halkıyla yüz yüze yaptığı görüşmelerde, derleyip toparladığı sonuçlar, toplumsal bir karabasan...
"Kadınlar için namussuzluk nedir" sorusuna verilen yanıtlar şöyle sıralanıyor:
1- Zina...
2- Bekâretini kaybetme...
3- Âşık olma...
4- Erkekle konuşma...
5- İzinsiz evden dışarı çıkma...
6- Dedikoduya neden olacak davranışlarda bulunma...
7- Dilinin uzun olması...
8- Açık saçık gezme...
* * *
"Kadının görevinin ne olduğu" sorusuna verilen yanıtlar da şöyle:
1- Kendini korumak...
2- Söz dinlemek...
3- Boyun eğmek...
4- Cezalandırma kararına uymak...
* * *
Ailede kadının namusunu korumakla görevli olanların listesi:
1- Baba...
2- Ağabey...
3- Ailenin tüm erkekleri...
* * *
"Namusunu yitiren kadına ne ceza verilir" sorusuna da, şu yanıtlar verilmiş:
1- Öldürülür...
2- Zehirlenir...
3- İntihara zorlanır...
* * *
Akıl almaz avantalar sağlandığını gördüğü için; politikaya atılmaya ve ülkeyi yönetme sevdalıları arasına katılmaya hazırlanan Bekri Mustafa'ya, "Türkiye'deki töre ve namus cinayetleri" hakkındaki düşüncelerini açıklamasını rica ettiler.
Bekri Mustafa:
- Bu tür münferit hadiseleri, maalesef sansasyon yaratmaya meraklı olan medya abartıyor, dedi. Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, ufak tefek aksaklıklar da elbet giderilecektir. Milletimizin gücü, her türlü sorunun üstesinden gelmeye kadirdir. Kaldı ki, erkeklerin, kızdıkları ve kırıldıkları zaman, kadınları öldürmesine, dünyanın her yerinde rastlanıyor.
* * *
Ve Bekri Mustafa, bu alanda ABD mahkemelerinde yeni görülmüş bir davayı da örnek olarak anlattı...
Mahkemede savcı, jüri üyelerine karşı sanığı suçlarken şöyle demiş:
- Dikkatinizi çekmek isterim ki, karısını boğarak öldürmüş olan bu adamın, ilk cinayeti de değildir bu. Daha önce evlendiği iki karısı da, birden ölüvermişlerdi. Nasıl mı ölmüşlerdi; garip bir rastlantı, birbirine benzer bir şekilde; yedikleri mantarlar zehirli olduğu için ölmüşlerdi... Şimdi sanığa dönüp soruyorum:
"- Jüriye açıklar mısın, neden üçüncü karını da elinle boğarak öldürdüğünü?
Sanık, hık mık ettikten sonra; savcının sorusunu, boğuk bir sesle şöyle yanıtlamış:
- Mantar yemeyi sevmiyordu o...
* * *
Adamın biri, büyük caddelerden birinin kaldırımına oturmuş; bir olta balıkçısı gibi, uzun kamışının ucundaki oltayı fırlatıyormuş caddeye ve dikkatle de bir balığın oltaya takılmasını bekliyormuş.
Oradan geçmekte olan İncili Çavuş görmüş adamı:
- Hey tosunum, demiş; ne yapıyorsun öyle?
- Vatanımın selameti için, balık avlamaya çalışıyorum...
- Yapma yahu, kaldırıma oturup, oltayla caddeden balık mı avlanırmış vatanın selameti için... Git doğru dürüst bir yerde avlan...
Adam:
- Peki, demiş.
Ve oltasıyla, takım taklavatını topladıktan sonra; yanındaki kürekleri alıp, kürek çekmeye başlamış.
İncili Çavuş, kahkahayla gülerek sormuş:
- Hey tosun, nereye gidiyorsun böyle?
Adam:
- Avrupa Birliği'ne demiş...
* * *
Sevimli bir politikacı olan Ali Babacan'ın alınma olasılığına karşı, şöyle de değiştirilebilir, kaldırımda kürek çekmeye başlayanın son yanıtı:
- Aynı durumda olan muhalefetle işbirliği yapmaya...
* * *
Cahit Sıtkı'dan "Paydos" şiiriyle bitirelim yazıyı:

Paydos
Paydos bundan böyle çılgınlıklara;
Sert konuşmaya başladı aynalar.
Yetişir koştum aşkın peşi sıra;
Bitirdi beni bu içki, bu kumar.

Ne saklayayım gaflet ettiğimi?
Elimle batırmışım gençliğimi;
Binip bineceğim en güzel gemi!
Aldığını geri vermez dalgalar.

Meyhaneler, sabahçı kahveleri,
Cümle eş dost, şair, ressam, serseri,
Artık cümbüşte yoksam geceleri,
Sanmayın tarafımdan ihanet var.

Yaş ilerliyor... Artık geçti bizden;
Kişi ev bark edinmeli vakitken,
Gün gelince biz değil miyiz ölen?
Cenazemiz yerde kalmasın dostlar...

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Saklambaç, seksek, çelik çomak, koşmaca...
İktidardaki belediye siyasetçilerinin alınabi...
Melih AŞIK
Veda latifesi...
Bu hafta Kenan Evren haftası... Günlerden paz...
Fikret BİLA
Yılmaz'a savunma hakkı tanınmalıdır
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, eski ...
Hasan CEMAL
Şiddet ve siyaset!
Ankara'da, Bilkent Üniversitesi'ndeki "Türkiy...
Güneri CIVAOĞLU
Dem kazanmak...
Türkiye'nin tekstil devlerinden, yurtdışı bağ...
Can Dündar
Teksas 50 yaşında mı? Hay dedemin köse sakalı!
Başbakan Erdoğan Kuran öğretimi için resmi k...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenciyken kopya çekmeyeniniz var mı?
Öğrenci olup da kopya çekmeyen, dayak yemeyen...
Metin MÜNİR
Dünyanın en eski mesleğinin ekonomisi
Dünyadaki en eski meslek fahişeliktir derler....
Hasan PULUR
Mal mülk üzerine...
HALK ne güzel söylemiş:
Derya SAZAK
Yüce vicdan
Türkbank davasından Yüce Divan'da yargılanmak...
Meral TAMER
8 Mart kapıdan baktırır
Siyaset bilimci Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu'nun Ra...
Ece TEMELKURAN
Yoksul kapansın, zengin açılsın!
Henüz kimse yüksek sesle söylemiyor. Oysa baz...
Tamer HEPER
Ne dilerseniz onu yapın
Biraz kredi kartı probleminden uzaklaşıp koop...
Osman ULAGAY
Revizyon gerekli ama çok riskli
Bu mini dizinin ilk iki yazısında, Adalet ve ...
Güngör URAS
'İstanbul Modern'de fotoğraf ve heykel var
İstanbul Modern Sanat Müzesi'nde şu günlerde ...
Serpil YILMAZ
Sıra geldi turizmin KDV'sine
Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) Başkanı Ok...

© 2006 Milliyet