Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Mart 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dem kazanmak...


Türkiye'nin tekstil devlerinden, yurtdışı bağlantıları güçlü Musevi kökenli bir işadamının kendi sektörü için söylemi bir vecize:
"Tekstil tıkanmıştır. Kendime yeni iş alanları için bir ölçütüm var... Çin ve Hindistan'ın giremeyeceği sektörlere yatırım yapacağım..."
Gerçekten girdiği yeni iş alanları, "lojistik" ve "arsa değerlendirme/inşaat..."
Bu ikisine de Çin ve Hindistan'ın girmesi hiç değilse uzun süre mümkün görünmüyor.
Tekstilcilerin yakınmalarını dinliyorum, okuyorum... Haklılar...
Ama... Ekonomide kartların yeniden dağıtıldığı oyunda "Biz eski kartlarla oynamak istiyoruz" ısrarını yansıttığı için "nostaljik" kalıyor.
Oyun masasında oyuncular değişti.
Kartlar yeniden dağıtıldı.
Yeni bir oyun oynanıyor.
..........................
Türkiye'nin tekstildeki ilk rolü "pamuk" üretmekti.
Zenginlerimiz "pamuk ağalarıydı..."
Adana'nın, Ege'nin pamuk ağaları ekonominin aktörleriydi.
Cadillac otomobillerle Türkiye'yi onlar tanıştırdı.
Sabancı Grubu'nun kökü de pamuktur.
Sonra pamuğu işleyen çırçır tesisleri ile sanayiye ilk adımlar atıldı.
Fakat...
"Avrupa tarafından sömürüldüğümüz" konuşuluyor, yazılıyor, çiziliyordu.
İplik fabrikaları, bir sonraki aşama oldu.
Türkiye, iplik üreten ve ihraç eden bir ülke oldu.
Ardından katma değeri daha yüksek olan dokuma, boyama geldi.
Ve nihayet konfeksiyon ihracatı başladı.
Tekstil uzun süre Türkiye'nin parlayan yıldızıydı.
...........................
Ancak... Avrupa'nın pek çok ülkesi artık tekstil sektörünü hantal, maliyeti yüksek ve katma değeri az olarak gördü, bu alandan çekildi.
Avrupa tekstilinde, sadece "marka" olabilenler kaldı.
Markalar hem kendileri ürettiler hem Türkiye de dahil diğer ülkelere "fason" üretim yaptırdılar. Üzerine kendi etiketlerini koydular.
Türkiye tekstili, ne yazık ki küresel çapta markalar yaratamadı.
Kalitesi yüksek ürünlerini şöhret haline getiremedi.
Şimdi fason imalatını da çok daha düşük maliyetle pazara giren Çin'e ve Hindistan'a bırakmakta.
Hatta iç piyasasını da özellikle Çin ürünlerine kaptırmakta.
Bu yıkıcı rekabet karşısında keşke KDV indirimleri ve diğer teşvikler bu sektöre "protein" etkisi yapabilse...
Ancak Çin ve Hint rekabeti, tsunami dalgaları gibi geliyor. Direnmek çok güç.
............................
O nedenledir ki, tekstilciler başka alanlara kayıyorlar.
Elbette çok zorlu bir süreç bu.
Yüz binlerce yeni işsiz demek.
Devletin planlama örgütü, "tekstilde kriz planlaması ve uygulaması" ile devreye girmelidir.
Tekstilcilere yeni üretim stratejileri ve pazarları... Yeni yatırım alanları... Boşta kalan tekstil işçilerine başka üretim alanlarında beceri kazandırma ve küçük boyutlu işler kurma katkıları gereklidir.
Çin ve Hint rekabetinden başka alanlara kaymak ve onlardan korunmak hadisenin bir boyutu...
..............................
Öte yandan Çin ve Hint modellerinden Türkiye için uygulanabilecek örnekler çıkarmak da önemli.
Bu ikinci boyutta örneğin Çin'in tekstilde ucuz üretimin daha üst basamaklarına tırmanarak moda dünyasına iz bırakacak modellerle markalar yaratma sürecine girdiği de görülmeli.
Çin tarihi ve binlerce yıllık sanatından esinlenerek stilize edilmiş modern Çin konfeksiyonu oluşmakta.
Yerkürenin büyük moda haftalarında bu ürünler görülmeye başladı.
Hint ekonomisi ise bilgisayar teknolojisi öncülüğünde bir yelpaze gibi tüm sektörlere açılıyor.
Vasıflı insan kaynakları Hindistan mucizesinin motoru...
Her iki ülkede de sanat, kültür derinliği ve eğitim, başarının kimyası.
..............................
Batı'da AB'ye tam üye olmak koşulları da, Doğu'da Çin ve Hindistan'la yarışmak da "kültür ve eğitim imbiğinde damıtılmayı, inceliklerden süzülmeyi ve demlenmiş olmayı" gerektiriyor.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Saklambaç, seksek, çelik çomak, koşmaca...
İktidardaki belediye siyasetçilerinin alınabi...
Melih AŞIK
Veda latifesi...
Bu hafta Kenan Evren haftası... Günlerden paz...
Fikret BİLA
Yılmaz'a savunma hakkı tanınmalıdır
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, eski ...
Hasan CEMAL
Şiddet ve siyaset!
Ankara'da, Bilkent Üniversitesi'ndeki "Türkiy...
Güneri CIVAOĞLU
Dem kazanmak...
Türkiye'nin tekstil devlerinden, yurtdışı bağ...
Can Dündar
Teksas 50 yaşında mı? Hay dedemin köse sakalı!
Başbakan Erdoğan Kuran öğretimi için resmi k...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenciyken kopya çekmeyeniniz var mı?
Öğrenci olup da kopya çekmeyen, dayak yemeyen...
Metin MÜNİR
Dünyanın en eski mesleğinin ekonomisi
Dünyadaki en eski meslek fahişeliktir derler....
Hasan PULUR
Mal mülk üzerine...
HALK ne güzel söylemiş:
Derya SAZAK
Yüce vicdan
Türkbank davasından Yüce Divan'da yargılanmak...
Meral TAMER
8 Mart kapıdan baktırır
Siyaset bilimci Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu'nun Ra...
Ece TEMELKURAN
Yoksul kapansın, zengin açılsın!
Henüz kimse yüksek sesle söylemiyor. Oysa baz...
Tamer HEPER
Ne dilerseniz onu yapın
Biraz kredi kartı probleminden uzaklaşıp koop...
Osman ULAGAY
Revizyon gerekli ama çok riskli
Bu mini dizinin ilk iki yazısında, Adalet ve ...
Güngör URAS
'İstanbul Modern'de fotoğraf ve heykel var
İstanbul Modern Sanat Müzesi'nde şu günlerde ...
Serpil YILMAZ
Sıra geldi turizmin KDV'sine
Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) Başkanı Ok...

© 2006 Milliyet