|
 |
|
|
Yüce vicdan
Türkbank davasından Yüce Divan'da yargılanmakta olan eski Devlet Bakanı Güneş Taner ile eski Başbakan Mesut Yılmaz hakkında Başsavcı'nın 'görevi kötüye kullanma suçu' işlediklerini bildirmesine karşın 'zamanaşımı' nedeniyle davanın düşme olasılığı, siyasi dokunulmazlıkların neden kaldırılması gerektiğini gözler önüne sermektedir.
1998 yılında Mesut Yılmaz hükümetinin CHP tarafından verilen gensoruyla düşmesine yol açan Türkbank skandalında, Alaattin Çakıcı-Korkmaz Yiğit ilişkisi, emniyet istihbarat raporlarına geçmesine karşın, bu bilgilere sahip olduğu anlaşılan dönemin başbakanı Yılmaz'ın ihaleyi yönlendirerek 'görevini kötüye kullandığı' öne sürülmüştü.
Anayasa Mahkemesi'nde görülmekte olan davada Başsavcı Nuri Ok, seçimlere doğru güdümünde bir medya oluşturma çabasıyla Yiğit'e 'haksız menfaat' kazandıran Mesut Yılmaz ve Güneş Taner'in üç yıla kadar hapis öngören bu suçu işlediklerini açıkladı. Ancak imdada 'zamanaşımı' yetişti. Ok'un yorumu, 20 Nisan'daki duruşmada mahkeme heyetinin de katılması halinde sanıkları kurtaracak nitelikteydi:
"Suçun zamanaşımı beş yıldır. İhale tarihi olan 4 Eylül 1998'den, Yüce Divan'a sevk edildikleri 13.7.2004'e kadar zamanaşımı dolduğundan, davanın düşmesi gerekir."
Böylece Yüce Divan'ın 'boşa kurulduğu', daha doğrusu 'dokunulmazlık' zırhına sahip oldukları sürece siyasilerin bu tür davalarda mahkûmiyet kararı çıkmayacağı bir kez daha anlaşılıyor.
Özal dönemi bakanlarından İsmail Özdağlar dışında ceza alan çıkmadı.
Çiller ve Yılmaz'ın Meclis'te birbirini 'aklama' serüveninden sonra Yüce Divan'daki Türkbank skandalında da akıntıya kürek çekilmiş oldu.
Zamanaşımına girecek idiyse onca işgücü kaybına ne gerek vardı?
Eski Başbakan Mesut Yılmaz, davanın bu şekilde sonuçlanmasının içine sinmeyeceğini, 'aklanmayı' tercih edeceğini söylese de, 'Türkbank skandalı' da siyasi tarihimizin 'hükümet düşüren' olaylarından biri olarak hatırlanmanın ötesinde 'hesabı verilmemiş' dosyalar rafına kalkıyor.
Susurluk'ta da aynı süreç yaşanmadı mı?
Mahkeme, siyasi dokunulmazlıklar kalkmadıkça davanın uzamasının sanıkların mağduriyetinden başka sonuç doğurmayacağına karar vermişti.
TBMM denetimi, 'kahramanı' milletvekili ve bakanlar olan yolsuzluk ve suiistimallerde işlemiyor. Erbakan hakkındaki mahkûmiyet de 'ev hapsine' çevrildi.
Kemal Unakıtan hakkındaki üçüncü gensoru kabul edilse ne olacak?!
Yüce Divan-vicdanlardan karar çıkacak mı? Bugünkü siyaset-adalet düzeninde zor.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|