|
8 Mart kapıdan baktırır
Kadıoğlu'na göre annelik, gönüllü esaret. Doğan özgür, doğuran esir oluyor. Çocukları olan kadınların özgürlükleri, çocuklarında yaşar
Siyaset bilimci Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu'nun Radikal İki'deki yazılarından yaptığı bir seçkiden oluşan Zaman Lekesi adlı kitap, hayata dokunabilen bir entellektüelin gözüyle 2000 - 2005 Türkiyesi'nden ve kısmen de dünyadan çarpıcı kesitler veriyor.
Köşe yazılarının toplandığı kitaplardan pek hoşlanmadığım, dahası Kadıoğlu'nun yazılarını Radikal İki'de takip ettiğim halde Zaman Lekesi, keyifle yeniden okuyacağım, hatta zaman zaman kütüphanemden alıp göz atacağım bir kitap. Sizlere de hararetle tavsiye ederim, çünkü kitapta hayata dokunabilen, halkın beğendiği şarkılara, izlediği TV dizilerine bigane kalmayan bir entellektüelin süzgecinden geçen son 5 yılımız var. Zaten Kadıoğlu da kitabın girişinde "Bu metinleri, ulaştığım akademik konumda toplumsal sorumluluk hislerimi yok etmediğim ve yok edemediğim için yazabildim. Akademide olmanın siyasetle kopuk olmayı gerektirmediğini düşünüyorum," diyor.
Vatandaşlık nosyonu
Kitap 3 bölümden oluşuyor: Kadın, toplum ve siyaset. Kitabın temel eksenini vatandaşlık nosyonu oluşturuyor.
İlk bölümde kadınsılık temalı metinler bir araya getirilmiş. 2. bölüm vatandaşlık, sivil toplum ve ideolojilerin yeni halleriyle ilgili; 11 eylül sonrası değişen siyasal dinamikler, sık sık burnumuza gelen faşizm kokularıyla beslenmiş yazılar...
3. bölümde toplumsal dönüşümler, tarihsizliğe olan merak, bireyciliğin Türkiye'de gecikmiş keşfinin çanak tuttuğu aydın karşıtlığı ve şiddete eğilim gibi konular öne çıkıyor.
Kadınsılık yazıları
Kadıoğlu, "Benim için kişisel anlamda en fazla önem arz edenler, kadınsılık yazıları" diyor. Bir kadın ve anne olarak benim en çarpıcı bulduğum satırlar da kadınsılık bölümünden:
"Kadınlar doğururken bir çeşit esarete teslim oluyorlar. Ben oğlumu doğururken, annemin bana kendisinden kopararak verdiği özgürlüğü, farkında olmadan oğluma teslim ediyordum. Evet doğan özgür, doğuran esir oluyor. Kadın bunu iki yönüyle de yaşıyor. Annelik bir gönüllü esaret, bir gönül esareti... Çocukları olan kadınların özgürlükleri çocuklarında yaşar."
Kadınlık durumunun etkenlik - edilgenlik, özne - nesne olmak arasındaki gerilimlerini ise şu satırlar mükemmel yansıtıyor:
"Aynı günün, hatta aynı saatin içinde kendinizi hem pasif bir kedi kadar uysal, besleyici, börek açan, servis yapan edilgen bir nesne, hem de kavga başlatmaya hazır, sinirli, ısıran, etken bir özne olarak hissediyor musunuz? Kadınlık durumunun olağan hallerine hoş geldiniz."
Milliyetçiliğin iyisi
Ve yazılardan birkaçının başlığı:
Katırlık ve cadılık arasında kadınlık 8 Mart kapıdan baktırır Kadınsı canavar Frankenstein Hem eşit, hem farklı: Kadınlığın açmazı Tarihçinin (Eric Hobsbawm) annesi Sömürgeci feminizm Milliyetçiliğin iyisi var mı? Kostüm modernliğinin ötesi: AB ve TC Mokasenli faşizm 11 Eylül sonrası değişen öteki Milli ihtişam muhafazakarlığı Ayn Rand'ı Türkiye'de okumak Hakkımda konuşuluyor, öyleyse varım! Aidiyetsiz düşünürün ölümü (Edward Said)
mtamer@milliyet.com.tr
|
|