|
 |
|
|
AYIBIN SINIFSALLIĞI:
Yoksul kapansın, zengin açılsın!
Henüz kimse yüksek sesle söylemiyor. Oysa bazı hastanelerde erkek doktorlar kadın hastalara, kadın doktorlar da erkek hastalara dokunmuyor artık. Bazı "dini bütün" hekimler günaha girmemek için hastalarını muayene etmiyor, cehenneme gideriz korkusuyla herhalde, kimi hekimler mesleklerini icra etmiyor. Oysa birçok şehrin birçok hastanesinde oluyor bu. Muhakkak siz de duymuşsunuzdur birkaç hikâye bu konuda. Ama kimse bunu açık açık konuşmuyor. Çünkü Türkiye, göze batacak şekilde değil, santim santim muhafazakârlaştırılıyor. Şöyle ki...
Yayımlanan Sağlık Bakanlığı genelgesi uyarınca, hemşirelerin etek boyları dizlerinden on santim aşağıda olacak, düğme aralıkları beş santimi geçmeyecek. Aniden başımız kapatılmadığı ya da çarşafa sokulmadığımız için fark etmiyoruz, oysa biz santim santim "kapatılıyoruz". Ya da belki "biz" değil de hep "onlar" kapatılıyor. "Kadın vatandaş" rahat, fakat "kadın halkımız" genelgelerle ve geleneklerle durmadan daha çok örtülüyor. Orta sınıfın üzerindeyseniz kimse sizin etek boyunuza karışmıyor, dekoltenizle ilgilenmiyor. Hatta pahalı kolejlere giden kızların etek boyları giderek kısalıyor, televizyondaki kadınlar giderek daha da çıplaklaşıyor. Ancak şehrin sadece dolmuşla gidilen mahallelerinde oturuyorsanız bu "kapatılma operasyonuna" maruz kalıyorsunuz. Ayıpların kırbacı, yoksul kadınların sırtında şaklıyor.
Türkiye'nin istediğiniz yerine gidip sorabilirsiniz elli yaşının üzerindekilere. Size kaybolup gitmiş eski yazlık sinemalarla birlikte anlatacaktır mini etekli, şortlu, rahat günlerin hatıralarını. Anlatanlar artık türbanlı olacaktır veya muhakkak biraz kapalı. Yavaş yavaş kapatılış sürecinde kapatılmak artık meşrulaştı.
Yoksa türban takan öğretmen için bu kadar yaygara kopmasına rağmen geçtiğimiz günlerde Konya'da başı açık olduğu için saldırıya uğrayan kadın muhabir konusunda bu kadar sessiz kalınır mıydı? Düşünsenize, türbanlı olduğu için linç girişimine maruz kalsaydı bir kadın, ne biçim karışırdı ortalık. Bir genç kadın, sırf başı açık olduğu için saldırıya uğradı bu ülkede! Pek de gürültü çıkmadı. Demek artık hepimiz için normalleşiyor bizi santim santim kapatan muhafazakârlık!
Hayat defteri
Ağır ağır şehri turlayan, arabalı trafik polisleri yanlış park etmiş arabaların plakalarını anons ederken aniden asabileşiyorlar. Kesinlikle duymuşsunuzdur. Önce sakin başlıyor ama sonra bir anda bir buhran geçiriyor megafondaki polis:
"Çekil dedim sana! Çekilsene be!"
Plaka numaraları aniden "Ulan 34 T 2786! İndirme beni arabadan!" tonu alıyor. Muhtemelen polise o an bir delirme geliyor. Merak ediyorum acaba trafik polisleri, bazen bu buhrandan kurtulmak için boş bir arsaya ya da arka sokağa çekip, alıp ellerine mikrofonu düet yapıyorlar mı?
"Evlerinin önü boyalı direk/ Yerden yere vurdun sen beni felek!"
Hülya Avşar'ın saçları
Bir gün gazetede fotoğrafınız basılsa, altında da sizinle ilgili şöyle bir şey yazılsa:
"Çöküş sürecinde!"
Eşinden ayrılmış, başka bir kadın için terk edilmiş, çocuk sahibi bir kadın Hülya Avşar. Canı sıkkın olmalı. Sırf bunları yaşadığı için değil, tam bunları yaşarken bir de kuyruğu dik tutmak mecburiyetinde olduğu için. O, salya sümük olup, mağdur kadın canlı yayınları yapıp, ortalıklarda zırlayacak bir kadın değil. Bu duruşunu da korumak istiyor şimdi hepimizin gözleri önünde, hakkıdır. Fakat bu sırada saçını altı ayda bilmem kaç kez değiştirdiği için psikiyatrlardan görüş soruluyor, görüş veren de nasıl bir hekimse fotoğrafa bakıp teşhisi yapıştırıyor:
"Hülya, çöküş sınırında!"
Bir köşe yazarı hanım, canlı yayında çıkıp "Gurursuzsun, kötü örneksin!" diye neredeyse azarlıyor Avşar'ı.
Bir sürü insan zulada beklettiği analizini hakaretle soslayıp Hülya Hanım'ın önüne koyuveriyor.
Mesele ne Hülya Hanım'da ne şöhrette.
İnsanlar nasıl da hiç "eşekten düşmemiş" gibi yapıyor tökezleyenin karşısında. Ya da belki hiç eşekten düşmeyenlerin zulasında bu kadar çok ve kolay lafı oluyor.
Keşke böyle bir hukuk, böyle bir insan ilişkileri kuralı olsa: Kimse kimseye tecrübe etmediği, kendi başından geçip de iyi sınav vermediği mevzularla ilgili "burdan köye yol olur" derecesinde öğüt vermese. Zaten eşekten düşmüş olanın canı bir de bu çocuk acımasızlıklarıyla daha da fena sıkılmasa.
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|