
|
|
|
 |
|
|
Fenerli Beyler
Fenerli Rum Beyleri zümresi Osmanlı toplum sisteminin devraldığı beşeri coğrafya mirası ile ilginç bir uzlaşması ve Osmanlı devlet mekanizmasının ihtiyaca göre neler yaratabileceğinin bir kanıtıdır
Fax: (0312) 427 20 64
Bu sütunda yeri geldikçe Osmanlı İmparatorluğu'nu oluşturan milletlerden söz ediyorum ve edeceğim. Çünkü tarihi köklerin zamanımızdaki tezahürü malum; bazı olay ve kurumları gerçek yönüyle tanımamız gerekir. Tarih her ülkede yaşıyor ama mazi bazı toplumlarda kendisini çok daha fazla hissettirir. Bizim bölgemizde ise her an bir sancıdır. Her gün karşılaştığımız bir sürü kavramın doğrusu veya çarpıtılmış yorumlara temel olan yanlış ve uyduruk olay naklinin gerçeğini öğrenmek şart.
Tarih okurken hep "Fenerli Beyler" diye bir zümreden söz edildiğini duyarız ve açıklaması hemen hiç yapılmamıştır. Okuldan sonra tarih okuyan az sayıdaki meraklılar Fenerli Beyler'den "İpsilanti, Mavrokordato, Aristarhi" gibi isimlere rastlar ama Türk tarih edebiyatında bunların ne olduğu üzerinde durulmaz. Gerçi, bunların Babıali tercümanları olduğunu biliriz. Ama Musahipzade Celal Bey gibi titiz bir tarihi tiyatro yazarının oyunlarında bile, Fenerli Beyler Fransızca tercümanlık yapar ve Rum şivesiyle Türkçe konuşurlar.
Bu bir hatadır ama daha vahimleri vardır; Fenerli Beyler'in hepsinin Bizans asilleri olduğu veya Yunan ayaklanmasını destekleyen hainler zümresini oluşturduğu tekrarlanır. Bir kısmı da onları Doğu Akdeniz Limanı'na yerleşen Batı Avrupalı ve Batı Akdenizli "Levanten" dediğimiz tüccar halkla karıştırır. Oysa Fenerli Rum Beyleri zümresi Osmanlı toplum sisteminin devraldığı beşeri coğrafya mirası ile ilginç bir uzlaşması ve Osmanlı devlet mekanizmasının ihtiyaca göre neler yaratabileceğinin bir kanıtıdır.
Milliyetçi değillerdi
Fenerli Beyler, Rum Ortodoks cemaatine mensup bir aristokrasidir. Ama bu soyluluğun hukuki hiçbir temeli yoktur. Aileler ya devlet ya Patrikhane nezdinde üst görevlere gelmeyi bir teamül haline getirmişlerdir. Tabii buna uygun bir yaşam ve eğitim sistemini de üretmeyi başarmışlardır. Belirttiğim gibi Osmanlı toplumunda hükümdar hanedanı dışında hukukla temellendirilmiş, ırsi olarak imtiyaz kazanan hiçbir sınıf yoktur. Fenerli Beyler de bu imtiyazlı konumlarını muhafaza edebilmek için önce eğitime, sonra devletle iyi ilişki kurmaya dikkat ederlerdi.
İdeolojileri hiçbir şekilde milliyetçi değildir, devlete sadakattir ve bu sadakati abartarak gösterecek bir üslup ve kültürel davranış yaratmışlardır ki Osmanlı İmparatorluğu'nda Müslüman ulema hanedanlar dışında böyle kurumlaşmış bir yaşam ve davranış biçimi ancak Rum Ortodoks Fenerli Beyler ve Gregoryan Amira sınıfı için söz konusudur. Kendilerini Fener semtinin adıyla nitelendirmemize rağmen, bu yüksek zümre oraya hiç şüphe yok ki 17'nci yüzyıl başından itibaren Patrikhane'nin Fener'e taşınmasıyla birlikte gelip yerleşmiştir. Yoksa bu surdibi kıyı semtte Bizans devrinde Venedikli, Lübnanlı, Katalunyalı, Arap ve Türk tüccarlar yaşardı. Dolayısıyla bir bir yıktığımız Fener'deki taş Rum konakları, bazılarının sandığı gibi Bizans devrine ait değil, 17 ve 18'inci yüzyıl Osmanlı mimarisine ait eserlerdi.
Fenerli Bey aileleri içinde Argiropulo gibi, Mavrokordato gibi eski Doğu Roma Hellen soyluları kadar, Kantakuzenos gibi Arnavut asıllı Bizans hanedanları, Bogoridi gibi Bulgar asıllı ve Baltazzi gibi Rumen asıllı Boyar reisleri veya zenginleşmiş tüccarlardan ve hatta daha ilginci; Petrasili ailesi gibi 1204 Haçlı istilasından kalan Latin kökenliler de vardır. Bunlara ünlü saray hekimi Mavroyeni Paşa'nın geldiği Napolili Morosini gibi İtalyanlar da ilave edilmiştir. Bu karmakarışık zümreyi birleştiren çimento, mensubu oldukları Rum-Ortodoks inancı ve kabul edilen Hellen kültürüdür.
Gözden düştüler
Şu kadarını söyleyelim ki, İtalyan ve Batı Avrupa kültüründe Hellenizme bağlılık bağnazlık derecesinde değildi. Ama kendilerini yükselten Osmanlılık her şeyin önünde gelirdi. Londra Büyükelçimiz
Kostaki Musurus Paşa'yı bu dünya görüşünden dolayı Atina elçiliği sırasında Yunanlı milliyetçiler öldürmeye kalktılar. Gerçi içlerinde ticaret ve armatörlükle zengin olanlardan birisi olan, İpsilanti ailesi gibi yerli milliyetçiliğe kapılanlar yüzünden Yunan ayaklanmasından sonra Fenerli Beyler kısmen gözden düştü ve yerlerini daha çok Ermenilere ve yükselen Arnavut Fraseri ailesi veya bazı Türk memurlara bırakmaya başladılar. II. Abdülhamid devrinde Arap asıllı bürokratlar da bu kervana katıldı.
Fenerli Beyler'in çocukları İtalya'da Padoa'da, sonra Fransa'da okurlardı ama asıl önemlisi devrin en seçkin hocalarından Türkçeyi en iyi biçimde öğrenirlerdi. Kozmopolit Osmanlı bürokrasisinin bütün adet ve üslubunu kavradıklarından çağdaş Yunan milliyetçiliğine karşı çok soğuk, hatta düşmanca davranırlardı. 19'uncu yüzyıl kültürü ve diplomasisi içinde Fenerli Beyler'in rolü bundan dolayı çok önemliydi; nitekim imparatorluk eridikten sonra ve bu ailelerin çoğu bugünkü Türkiye'yi terk ettikten sonra çocukları ve torunları Yunanistan'a değil Avrupa'ya yerleşmişlerdir. Daha ilginci, Avrupa'ya yerleşen bu Fenerlilerin çocukları Türkçeyle birlikte Yunancalarını da unutmuşlardır.
|
|
|

|
|