Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Mart 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Aynur teyzemi özledim

Belki 20 yıl boyunca annemin yardımcısıydı Aynur teyze. Onun sayesinde "Bak, seni Çingenelere veririz" lafını hiç duymadım


Aynur teyze benim yanıma gelmek istiyormuş. "Kızım büyüdü, büyük gazeteci oldu, ben ona bakarım, o bana bakar, yaşar gideriz" demiş. Annem söyledi. Aynur teyzenin başımın üstünde yeri var ama annem de biliyor, bizim küçücük evde ne yapsın Aynur teyze...
"Yatılı bir iş arıyor, aklında olsun diye söyledim" dedi annem.
İş mi arıyor? Kaç yaşında o şimdi?
55? 60? Kaç?
Aynur teyze belki 20 yıl boyunca annemin yardımcısıydı. Hani çocukları korkuturlar ya "Elimi tutmazsan Çingeneler kaçırır" diye, "Seni Çingenelere vereceğiz" diye...
Beni hiç böyle korkutmadılar. Hatta direkt Çingenelere verdiler de denebilir. Beni Çingeneler büyüttü bir nevi.
Aynur teyze Çingenedir.

Sigara sırrı kardeşliği...
Ve Aynur teyzem benim bir tanedir.
Korkulacak biri hiç değil, aksine...
Çocukken kaç kere odama bir şeyler dökmüşümdür de, annem görüp bana kızmasın diye, gizlice uğraşıp temizlemiştir.
Önlük yakaları vardı ya hani, ben bazı yakalarımı daha çok severdim, Aynur teyze takacak yakam olsa da sevdiklerimi kirlide bekletmezdi, hemen yıkar, kolalardı mesela.
Ben lisedeyken odamdaki sigara işaretleri bizim küçük sırrımızdı. Sigarayı gizlediğim çekmeceyi bilir, annemin yanında onu açmazdı. Yatağın altına sakladığım kültablasını annemden gizli boşaltır, yıkar, yine aynı yere koyardı.
"Zeytin gözlüm" derdi bana, bir de "güzel tenlim" derdi; "keşke şunu içmesen ama..."

"Bu ay para istemem"
Aynur teyze aileden biri.
Küçük kızı da bazen bize gelirdi. Ben okuldan dönünce, Aynur teyze yemek hazırlardı, birlikte yerdik.
Bir kızı zaten tesadüfen annemle aynı adı taşıyor. Sonra torununa da Tolga adını koydurdu; abimin ismi.
Ve abim üniversitede şu siyasi meseleler yüzünden gözaltına alınıp tutuklandığında, bizim ev tabii o sıra yas evi kıvamında, Aynur teyze bir ara ortadan kayboldu, elinde bir karton sigarayla döndü. "Siz şimdi avukat masrafına sıkışırsınız. Ben para istemem, oraya harcayın" dedi, "Bu da Tolga'nın içtiği sigara. Mapuslarda sigarasız kalmasın."
Yoksa zamanında abimle de mi "sigara sırrı kardeşliği" kurmuşlardı?

"Bari düğün yapalım..."
Ben üniversitedeydim, mahallesinden birine aşık olmuş Aynur teyze. Kocasını bırakmış, ona kaçmış. Ama bir süre mahalleden uzaklaşmaları gerekmiş tabii. Eski koca zira biraz sinirli.
O zaman işte yeni adamı da alıp bize gelmiş saklanmaya. Annem telefonda bunu anlatınca "Babam ne yapıyor?" dedim. "Aynur'u o da çok sever, onlara bir şey belli etmiyor, bana homurdanıyor" dedi.
"Adamın ailesi gelsin, Aynur'u bizden istesin bari. Düğünlerini de yaparız" diye dokunduruyormuş babam.
Aynur teyze yaşsız insanlardan.
O zaman kim bilir kaç yaşındaydı ama torun torba sahibiydi yani, istenecek yaşı hayli geçmişti.

"Buçuk millet"
Çocukken bir keresinde misafirlerin yanında "Çingene" demiştim, misafir kadın "Ayıp, öyle denmez" diye kızdı. Sonra Aynur teyzeye sordum: "Aynur teyze, sen Çingene değil misin?"
Güldü, "Rom diyorlar, Romanes diyorlar, Roman diyorlar; ben Çingeneyim" dedi.
Hah, Aynur teyze Çingene işte. O misafir kadın da hiçbir şey bilmiyormuş. Ne var canım "Çingene" demekte...
Sonra tabii bütün o "Çingeneler buçuk millettir. Onlar iki kardeşin birleşmesinden meydana gelmiştir" zırvalarını duydum. Efsaneye göre bu yüzden Hindistan'dan kovulmuşlar. Bir büyücü de onları lanetlemiş:
"Sonsuza dek yeryüzünde dolaşıp dursunlar, geceledikleri bir yerde ikinci bir kez konaklamasınlar!"
Bir başka efsaneye göre çingeneler Mısır'a kaçmakta olan Kutsal Aile'ye konukseverlik göstermediklerinden göçebe hayatına mahkum edilmişlermiş.
Bir inanışa göre de Hz. İsa çarmıha gerildiğinde kullanılan çivileri imal etmişlermiş...
* * *
Bir lanet kaç yıl sürer?
Kim inanır bu efsanelere?
Ben Aynur teyzemi özledim.



Anarşist, casus... Ve göçebe Çingene!

Şimdi Avrupa Birliği'nin de gündeminde çingeneler var. ECRI (Irkçılık ve Hoşgörüsüzlük Karşıtı Avrupa Komisyonu) geçen yıl Türkiye hakkındaki raporunda Çingenelerden de bahsetti.
Avrupa Parlamentosu geçen yıl AB üyelerine (tabii adaylara da) Çingenelerin durumunun iyileştirilmesi ve azınlık haklarından faydalandırılmaları çağrısında bulundu.
Türkiye'de de çok sayıda Çingene yaşıyor. Gerçi nüfus kayıtlarına "Çingene" olarak geçmedikleri için tam sayılarını bilmek imkansız. Çingenelere sorarsanız, sayıları 2 milyondan başlayıp 5 milyona kadar çıkıyor ama...
Neyse ki bu konuda küçük de olsa adımlar atılmaya başladı.
CHP Tekirdağ milletvekili Enis Tütüncü nüfus cüzdanı olmayan 100 bin çingeneyle ilgili Meclis'e soru önergesi verdi. Bir de kanun değişikliği teklifi...
Çünkü İskan Kanunu "Anarşistler, casuslar, göçebe Çingeneler ve memleket dışına çıkarılanlar Türkiye'ye muhacir olarak alınamazlar" diyor.
Tütüncü, Çingenelere karşı ayrımcılık ve aşağılamanın ortadan kalkması için kanundan "göçebe Çingeneler"in çıkarılmasını istiyor.


"Çingene değilim, ben Müslümanım"

Uzun yıllardır lanetli çingeneler. Nereye gitseler, şüpheyle karşılanıyorlar. "Bir çingene çocuğu ilkokula gidiyorsa, çingene olduğunu saklamak zorundadır. Sınıfta kaybolan kalem ve silgilerin hesabı ondan sorulur çünkü" diyorlar.
Çingene kimliğiyle devlet dairesinde çalışamazlar, yazılı olmayan kurallar işletilir hemen.
Toplum onları belli mesleklere hapseder: Kalaycılık, maşacılık, tombalacılık, falcılık, çiçekçilik, ayıcılık, ayakkabı boyacılığı, sepetçilik, çengicilik, çalgıcılık, çöp toplayıcılık...
Bu yüzden yerleşik Çingeneler kendilerine "Çingene" denmesinden hoşlanmıyorlar. Hatta çoğu Çingene, toplumda kabul görmek için "Çingene misin?" sorusuna "Hayır" cevabını verirmiş, "Müslümanım"...


Naziler onları da katletti, kim umursadı?

İkinci Dünya Savaşı sırasında Çingenelere yapılanları kim hatırlıyor?
Belki Çingeneler bile bilmiyor. Çünkü Nazilerin katlettiği Çingeneleri birkaç tarihçi dışında kimse gündeme getirmedi.
Oysa Naziler tarafından "her kötülüğü yapan insanlar" olarak kabul ediliyordu Çingeneler. "Avrupa'ya yabancı kanı soktukları için" suçlu kabul ediliyorlardı.
Ve İkinci Dünya Savaşı sırasında yaklaşık 240 bin Çingene, Naziler tarafından öldürüldü.
Kim hatırlıyor?

"Çingene eğlencesi deyip de geçmeyin. Davul zurna vurdu mu, gençler oynamaya başladı mı, dünyanın kıçı yerinden oynar." Çayırbaşı Mahallesi'nden Ahmet
"Yerleşik olmak; her gün gaconun biri tarafından aşağılanmak demek." Çayırbaşılı Zehra



PAZAR
"Bu işi para kazanmak için yapmadım"
"Ben siyasetçi ya da tarihçi değil yazarım, benim derdim insanla"
"Çocukken babam bana 'it ağası' derdi"
"O bir insan çapkınıydı"
"Roman kitaba denir;
onun aslı Çingene"

Belçika'da çikolata turu
Oscar'lar kime gidecek?
Gönüllerin fatihi huzurunuzda
İstanbul sanat hayatına ünlülerden destek
İnce işler
Cannes rüzgârı yelkenli getirecek
Oscar ziyafetinde altın tozlu kereviz çorbası
Hurraaa Cebelitarık'a!
Teksas 50 yaşında mı? Hay dedemin köse sakalı!
Merkür geri gidiyor
Miss Pizza'nın pizzaları nefis
Fenerli Beyler
Hangi besine ne zaman başlamalı?
Aynur teyzemi özledim
Votkanın şaheserleri





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet