|
 |
|
|
Döviz fiyatı düşerken içeride artan fiyatlar sorunu
Hafta sonunda açıklanan şubat ayı fiyat endeksleri hem tüketici fiyatlarında (TÜFE) hem de üretici fiyatlarında (ÜFE) son birkaç aydır gözlenen 12 aylık artış oranlarındaki hızlanmanın devam ettiğini gösteriyor.
12 Aylık TÜFE artışı şubatta son beş aydaki en yüksek seviyesine ulaşarak yüzde 8.2 olmuş. Özel kapsamlı TÜFE göstergelerine baktığımızda, artışların bir önceki aydakinden farklı olarak, devletin vergi ve fiyat ayarlamalarından veya enerji fiyatları artışlarından kaynaklanmadığı da anlaşılıyor. Bu durumun yerleşik bir eğilim haline gelip gelmediğinin yakından izlenmesi gerekiyor.
ÜFE, yüksek seviyede
12 aylık ÜFE artışı ise yüzde 5.3'le son dokuz aydaki en yüksek seviyesine ulaşmış durumda.
Ancak burada çok daha fazla dikkati çeken, dolar ve euro'dan oluşan kur sepetinin TL cinsinden nominal değeri sürekli gerilerken fiyat artışlarının sürmesi. Grafikte kur sepeti ile fiyat endeksleri arasındaki farkın geçen yılın ağustos ayından itibaren hızla açıldığı dikkati çekiyor. Özellikle geçen ay bu eğilim daha da belirgin hale gelmiş. Bu, fiyat artışlarının geldikleri seviyelerde katılaşmaya başladığının bir diğer göstergesi olabilir.
Bu gelişme ticarete konu olan malların piyasasında ithal malların yerli mallara göre giderek daha ucuz hale geldiğini gösteriyor. Aynı zamanda bu içeride üretilen mallarda kullanılan, işgücü dahil, yerli girdilerin dolar ve euro cinsinden fiyatlarının yükseldiğini de ortaya koyuyor. Doğal olarak yerli üreticiler gerileyen kâr marjlarında üretim yapmakta zorlanıyorlar.
Bu durum sürerse ithalatın ve cari açığın artmaya devam etmesi ve ticarete konu olan malları üreten sektörlerde büyüme düşerken işsizliğin artması kaçınılmaz. Tekstilcileri devletin kapısına getiren sorun bu. Hiç şüpheniz olmasın, bunu önümüzdeki dönemde diğer sektörler de izleyecek. Hükümetin ekonominin günlük işleyişine müdahalesi artacak. Belli bir program kapsamında yapılacak tutarlı uygulamalar yerine günlük talepleri karşılamaya dönük uygulamalarla mali disiplin ve zaten sorun olan mali uyumun kalitesi hızla bozulacak. Eski oyuna geri dönülecek.
Hareketi yönetmek
Sorunu tekrarlarsak; içeride fiyatlar artarken, dövizin TL cinsinden fiyatının düşmesinden şikâyet ediyoruz. Bu durumda ya dövizin fiyatındaki düşüşü durduracaksınız, ya da fiyatlar da dövizin fiyatıyla birlikte düşecek.
Dövizin fiyatındaki düşüşü durdurmak için sermaye hareketlerini yönetmek gerekiyor. Ancak dış piyasaların risk iştahı sürdükçe sermaye hareketlerini yöneterek girişi ancak yavaşlatmak mümkün. Bu, kötüleşmeyi yavaşlatır ama durdurmaz. Geldiğimiz noktada bundan daha fazlası gerekiyor.
Fiyatı gedi çekmek zor
İçerideki fiyatları geri çekmek ise çok zor bir iştir. Bu çerçevede tüm kesimleri tatmin edecek, büyük bir uzlaşmaya dayanan heterodoks bir program akla gelebilir. Ancak devlet, işveren ve işçi kesimleri arasında karşılıklı tavizler verilerek ve programın kesimler üzerindeki yükünü adil dağıtacak, vergi indirimleri yanında, kayıt dışılığı, sendikasızlaştırmayı önleyecek, istihdam güvencesi getirecek tedbirleri içeren, buna karşılık ücretler ve hizmet sektörleri fiyatlarında belli esneklikleri sağlayacak büyük bir uzlaşma bugünün şartlarında çok zor.
Öyle görünüyor ki ekonomideki bozulmanın durması yurtdışındakilerin risk iştahının azalmasına bağlı. Ama bunun da birdenbire değil, yavaş yavaş olması lazım.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|