|
İşkence mi, idam mı, kaç kişi gözaltına alındı dedin; atıyo'sun...
Nokta dergisiydi galiba, iki yıl önce gençlere iki soru sormuştu. "12 Eylül tarihi sizin için ne ifade ediyor?" ve "Kenan Evren kimdir?"
Gençler 12 Eylül'ü, İkiz Kuleler'in yıkıldığı 11 Eylül'le karıştırıyor; bazısı "12 Eylül'de Amerika güvenlik seviyesini artırdı" gibi cevaplar veriyordu.
Kenan Evren'i de pek tanımıyorlardı. Resim yaptığı biliniyor, eskiden mühim biri olduğu da tahmin ediliyor ama tam olarak kimdir, ne işler yapmıştır falan; bilen yok.
Kenan Evren geçen hafta üniversite öğrencileri karşısında "12 Eylül'den pişman olmadığını" söyledi. Gençler o dönemle ilgili büyük ihtimalle o kadar az şey biliyorlardı ki, Evren "İşkenceyi sormadınız" diye şaşırıp kendi kendine işkence sorusuna cevap verdi.
Türkiye'nin yaş ortalaması 25 civarında. Nüfusun önemli bir bölümü 1980 sonrasında doğmuş yani.
Öğrencilere 12 Eylül'le ilgili en fazla "Kardeş kardeşi vuruyordu, darbe oldu" cümlesi öğretilir.
Askeri darbe de ne demek, ne işkencesi, hangi idamlar, 650 bin kişi gözaltına mı alınmış, 1 milyon 683 bin kişi fişlenmiş mi, 14 bin kişi vatandaşlıktan mı çıkarılmış, bütün sendikalar, dernekler, siyasi partiler kapatılmış mı, partilerin genel başkanları da mı yargılandı; atıyo'sun!
Maziyle hesaplaşmak yerine maziyi unutmaya ve unutturmaya çalışan bir ülkede, yaşı münasebetiyle o döneme yetişememiş olanlar da Kenan Evren'i işte böyle alkışlarlar, "büyük adam" diye.
"12 Eylül için devrim diyebilir miyiz?" gibi sorular sorarlar mesela. Sunucu soruları biraz sertleştireceğim diye çırpınır, alkışların protesto alkışı olduğunu düşünmeye çalışır falan...
***
78'liler Girişimi, Kenan Evren hakkında "Darbeleri övmek ve idamlar başta olmak üzere insan hakkı ihlallerini savunmaktan" dava açılmasını istiyor.
Kenan Evren 90 yaşında. Yargılansa ne olacak; suçlu bulundu diyelim, Erbakan gibi ev hapsine mi çarptırılacak?
Neyse, belki bu vesileyle gençler Kenan Evren'i tanır, 12 Eylül hakkında yeni birkaç cümle öğrenirler.
Eleştiri ideolojik, tepki psikolojik mi?
Beyoğlu berbat durumda. Şimdi artık Kadir Topbaş da kabul ediyor bunu. Yeniden yapılacakmış. Tekrar sökülecek o taşlar, yine inşaat, yine çukurlar... Peki ama daha yapılırken birçok gazeteci yazdı; "Kötü oluyor", "Çirkin oluyor", "Yanlış yapılıyor" diye. Niye kimse dinlemedi?
Tam da o sıralar Kadir Topbaş bir TV programına katılmıştı. Eleştirenlerin sırf eleştirmek için eleştirdiğini söyledi o zaman. Hatta eleştirenlerin AKP'ye karşı oldukları için bu eleştirileri yaptıklarını ima etti.
Sonra Topbaş, Beyoğlu'nu teftişe gitti. Görünce o da beğenmedi işte. "Yeniden yapılacak" dedi.
Oysa sırf AKP'li belediyeyi eleştirmek için Beyoğlu'ndaki çalışmaları eleştirdiğini söylediği gazetecilerin çoğu Beyoğlu'nda takılan insanlardı. Her gün görüyorlardı yani olanı, biteni, yapılanı, yapılamayanı... Ama Topbaş yazılanlara itibar etmedi.
Niye?
Şimdi şu tünel meselesi var. "7 Tepeye 7 Tünel" projesi. Gazeteler uzmanlara soruyor, uzmanlar "Olmaz" diyor. Havalandırma sorunu falan gibi gayet teknik gerekçelerle karşı çıkıyorlar.
Tayyip Erdoğan ne dedi?
"Tünellere eleştiriler ideolojik."
İktidarın da tüm eleştirilere tepkisi psikolojik!
ters köşe
Okan Bayülgen, cumartesi akşamı "Televizyon Makinası"na katılan Müzeyyen Senar'dan da her programa katılmasını istedi. "Size şurada, Hakkı Devrim'in karşısında bir koltuk veririz. Ne dersiniz?"
"Programı da Hakkı Devrim'le Müzeyyen Senar yapsın bari" deriz...
Hatta Metin Uca da onlara katılsın, Saadettin Teksoy'u da alsınlar yanlarına, dördü birlikte "En Hakiki Öz Pişti" diye yeni bir program yapsınlar.
E Okan Bayülgen ne yapacak o zaman?
Ve karşınızda "Süper Star"... Sev onu / Hisset onu
Şöyle ortaya karışık bi'şi yapalım. Füzyon olsun abi. Yani pop bi'şi ama arada ufaktan rap da attıralım. Azıcık da arabesk tını lazım. Darbuka abi, en mühimi darbuka. Darbukasız çıkmam abi. Nakaratta da evrensel bi'şi olmalı. Madem şarkı ille de Türkçe sözlü olacak, evrensel bi'şi dönsün nakaratta bari. "Yakalarsam muck muck" misali. Herkes anlasın. Ne olsun, ne olsun... Hah, "Süper star" mesela. Nasıl? Süper di mi? "Süper star" abi. Süper. Oldu bu iş!
Böyle mi oluyor acaba?
Eurovision'da Türkiye'yi temsil edecek bir şarkı hazırlamak için stüdyoya kapandıklarında bunları mı konuşuyorlar? Ki ortaya böyle bir şarkı çıkıyor sonunda:
"Karşında süper star / Sev beni / Karşında süper star / Hisset beni / Karşında süper star / Yaşa beni / Arzu benim, arzu benim, arzu benim sana..."
Yine de en kötüsü değil. Ecnebilere tanıdık gelsin diye meşhur opera isimlerinin arka arkaya sıralandığı Çetin Alp'ın "Opera"sındaki gibi mesela, Madonna'dan başlayıp Kylie Minogue falan, hatta araya yerli olarak Hadise'yi de katıp, ünlü isimleri sıralamamışlar en azından.
- Britney Spears'ı, Christina Aguilera'yı saysaydık nakaratta abi.
- "Aguilera" zor ya, kim telaffuz edecek şimdi onu? Kafiye de bulamayız.
Neyse, bu da bir şey.
Eurovision'da 2006'nın "süper star"ının Türkiye ve Sibel Tüzün olması biraz zor görünüyor ama yarı finale kalırız belki.
tubaakyol@milliyet.com.tr
|
|