Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Mart 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İlaç gibi derbi!

Fenerbahçe'nin ne zamandır iyi futbol oynayamadığı, Daum'un kadro derinliği yaratmak bir yana elindeki futbolculardan yeterince yararlanamadığı ve günün birinde tökezleyebileceği, sadece medyadaki yorumcuların değil; taraftarından yöneticisine "Kadıköy Cemaati "nin de büyük ölçüde paylaştığı bir gerçekti. Pazar günü futbol oynamayan takım, kendi ölçüleri içinde futbol oynamaya çalışan bir takıma Kayserispor'a yenildi ve Turkcell Süper Lig liderliği el değiştirdi.
Şampiyonluk yarışı yeniden hız ve hararet kazanırken, Fortis Türkiye Kupası'nda çeyrek final durağına geldik.
Kupa statüsünü, kuralar çekildiğinde incelediğim zaman gördüm ki, sanki gizli bir el, ezeli rakiplerin finalde buluşmasını engellemiş, onlara en çok bir yarı final eşleşmesi için yol açmıştı. Yarı finali bırakın, çeyrek finalde daha yolu yarılamadan buluştular. O gizli elin şimdi Fenerbahçe'yi "otayacağını" tedavi edeceğini düşünüyorum.
Galatasaray'la hem de Kadıköy'de karşılaşmak, Fenerbahçe'nin şu kriz ortamında yakalayabileceği en büyük fırsattır.
Ezeli rakiplerin nice maçlarına tanık oldum kırk yıldır... Ne zaman işler kötüye gitse, o derbiler ilaç gibi imdada yetişir, tek golle olsun kazanılan maçlar bir anda mevsimi değiştirirdi.
Kışlar bahara dönerdi. Kavgalar sona ererdi.
İnsanlar, el ele verir o derbi galibiyetinin yarattığı bayram havasında barış rüzgârları eser, sorunlar kökten olmasa bile bir süreliğine ertelenir ya da çözüm için zaman kazanılırdı.
Elbet, tersine de tanık olduk yıllarca...
Takım açık ara lider mesela... Ama gelin görün ki, derbiyi kaybetmiş...
Yine mevsimler değişir, o asude baharlar yerini kara kışlara ya da kızgın yazlara bırakırdı. Bir yenilgi yüzünden olağanüstü kongre kararlarının alındığını, istikrarlı yönetimlerin bomba yemiş gibi dağıldığını da gördük.

Çözüm olabilir
O yüzden işte bu Kupa çeyrek final eşleşmesini, özellikle Fenerbahçe futbol takımı, Daum, Aziz Yıldırım ve arkadaşlarıyla sarı lacivertli taraftarlar için fikstürün sunduğu bir şans, bir fırsat olarak görüyorum.
Duydum ki, Daum Kayseri dönüşü Samandra'ya kapanmış ve Galatasaray'ı analiz etmek için adeta inzivaya çekilmiş... Ağır eleştirilere hedef olan futbolcuların da kendi içlerine kapanarak özeleştirilerini yapıp bu maç için motive olduklarını, kendilerini hazırladıklarını düşünebiliriz.
Galatasaray için bu maçı kaybetmek, Kupa'dan elenmek anlamına gelmiyor. İki hafta sonra rövanş Ali Sami Yen'de... Yenilgileri, ligde özleyerek sabırla yakaladıkları liderlik konumunu hiç etkilemeyecek. Ama Fenerbahçe için bu maçı kazanmak, rövanşta yarı final hakkını kaybetseler dahi belki ligi de kurtarabilecek sihirli bir sonuç yaratabilir.
Daum daha sakin ve akıllı kararlar almak, eleştirilerden pay ve ders çıkarmak doğrusunu yakalayabilir. Aziz Yıldırım, teknik direktörüne destek verirken bazı çözüm yollarını da önerebilir. Ne bileyim, mesela bizim bir türlü anlatamadığımız Olcan'ları, Can Arat'ları, Selçuk'ları, Semih'leri, Zafer Biryol'ları oynatmak gerekliliğini hocaya hatırlatabilir.
Kimbilir belki de Daum, futbolda "hanedanlık" oluşturulamayacağını, gerektiğinde Alex, Anelka, Nobre ve Appiah'ın da yedeğe alınabileceğini, değiştirilebileceğini, Tuncay'ın da "şamar oğlanı olmadığını" nihayet aklına getirebilir.
Bu nedenle işte Galatasaray maçı Fenerbahçe için ilaç gibidir...
Ne demişler hani : İyi olacak hastanın doktor ayağına gelir!

Semih Bey'in hazinesi

Galatasaray'da kongre rüzgârlarının yönü de şiddeti de sık sık değişiyor. Her gün yeni bir gelişme, yepyeni sürprizler yaratıyor.
Benim en şaşırdığım gelişme, Semih Haznedaroğlu gibi akıllı ve dürüst bir Galatasaraylı'nın başkan adaylığından vazgeçmesi oldu.
Elbette aldığı karara saygı göstermeliyiz.
Semih Bey'in başkan adaylığını açıklamaya hazırlanırken aniden aday olmayacağını bildirmesi, bu konuda kendisine yol gösterip destek veren Ünal Aysal'ın, Galatasaray'la maddi bağlarını kesip ilişkilerini de askıya alması. Aysal, devraldığı AIG hisselerinin vade dolduğu için kulüp tarafından geri alınmasını istemiş ve umduğu sonucu alamamış... Böyle olmadığını söylüyor ama, kimse o kanaatini değiştirmiyor. Kulüp, SPK'ya yazı yazarak Aysal'ın hisselerini satabileceğini bildirmiş. Arada 23,5 milyon dolar yatırıp 40 milyon dolarlık bir değer kazandığını söyleyenler de var. Borsa yatırımından hiç anlamam... Aysal'ın elindeki enstrümanı dilediğince kullanma hakkı var.
Şimdi bu gelişmelerden çıkardığım dersi paylaşayım sizlerle...
Semih Bey, Aysal'ın önermesinin dışında, kendi bilgi birikimi , kendi vizyonu ve kendi programıyla hazırlanmalıydı. Finansal sorunları Aysal dışındaki formüllerle de çözebileceğini göstermeliydi. Böyle bir hazırlığı varsa, Aysal'ın küskünlüğünden hiç etkilenmeden kendi yolunda tek başına yürümeliydi.
Galatasaray kongresi "para babaları "na değil, kendi kafasına güvenenleri seçer.
Sayın Divan Kurulu Başkanı, en azından bunu bilmeliydi!

Bravo Ertuğrul Hoca!

Yıllar önce sıcak bir Temmuz sabahı, Süleyman Ağabey (Seba) aradı.
"-Yahu bu Ertuğrul 76 milyarlık futbolcu mu sana göre ?".
Beşiktaş Başkanı'na ortalama bir şeyler söyleyip geçiştiremezdim. Süleyman Ağabey'e saygım, vereceğim yanıttan her zaman sorumlu tutulacağımı hatırlattı bana... İnandığım şeyleri söyledim: "76 milyar senin için çok büyük para... Belki de o paraya kıyamayacaksın ama, Ertuğrul daha fazlasını da hak ediyor!".
Piontek'ten, Milli Takım görevini devralan Fatih Terim'in Ertuğrul için neler düşündüğünü, Samsunlu futbolcunun orta alan savaşçısı olduğu kadar golcü özellikler de taşıdığını anlattım dilim döndüğünce...
Süleyman Ağabey, devam etti : "Daum haber göndermiş... 'Ertuğrul'u almazsanız, beni unutun' demiş "
"- İyi ya, siz de alın Ertuğrul'u!".
Güldü Beşiktaş Başkanı... "Yahu bu adam deli be.. " diyerek kapattı telefonu.
Ertuğrul Sağlam Beşiktaş'a geldi. Onun için harcanan parayı sonuna kadar hak etti. Bir ara Toshack, onu santrfor görevinden alıp stoper oynattı. Ertuğrul o göreviyle de Milli Takım'a seçildi.
Bilgili'nin onu Beşiktaş'tan, Samsun'a göndermesi ise çok acıklı olmuştu.
Kayserispor, Fenerbahçe'yi yenerek lig liderinin adını değiştirirken, bu öyküyü hatırladım.
UEFA'nın Champions dergisinde gelecek vadeden 20 antrenör arasında gösterdiği Ertuğrul Sağlam, adanmışlığı ile örüyordu kariyerinin kozasını...
Bravo Ertuğrul Hoca... Doğru yoldasın, hiç sapma!..

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
ÖNCE KONTROL
İlk neşter Çetin'e
Barça çeyrek finalist: 1-1
Samandıra'da güç birliği
Saidou darbesi
'Bu kez olacak'
Kadınlar vardır!
Buzlar eridi!
Memo'nun fendi...
Sharapova soyundu!
Muğla da tam kadro
Efes'ten dalya
İyi ki doğdun Shaquille
Haber turu...
İlaç gibi derbi!
Ayıp ettin Aysal!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Atilla GÖKÇE
İlaç gibi derbi!
Fenerbahçe'nin ne zamandır iyi futbol oynayam...
Halil ÖZER
Ayıp ettin Aysal!
Bu kadarına pes doğrusu. Ünal Aysal gibi biri...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet